Bed-i Besmele
Abone Ol 

Bed-i Besmele

Fıtratımda eskiyi sevmek, eskiyi korumak ve bağlılığımı sürdürmek var. Arkadaşın eskisini, eşyanın eskimişini, kaldırımların çok yürüyenlerin ayak izlerinden eskiyenini…vs. severim. Severken de korurum!

HER ŞEY SIRAYLA

Çocukluğumdan beri her yılın başında, takvimde özel günleri işaretlerim, hangi günlere denk geldiğine bakarım, düşünürüm, beklerim. İki bayram geçirdik ve dün itibariyle son bayramımızı da uğurladık. Rabbim hep birlikte tekrarına kavuştursun, daha berrak ve yüksek idrakle karşılayalım ve yaşayalım inşaALLAH! Takvimim sırada evladımın 10/ Ağustos’ daki doğum gününü işaret ediyor:) ve sonrası da okulların açılış tarihini! Bitmiyor kutlayacaklarımız, beklediklerimiz, endişelerimiz, umutlarımız…çook hamd ediyorum. Okullar açılır mı açılmaz mı bilmem fakat ben yine eskiden dem vuracağım bu okul mevzusuna ve sizinle de paylaşmayı arzu ettiğim bir törenden bahsedeceğim müsaitseniz.

ÂMİN ALAYI

Her şeyin kıymetlisi eskilerde kalmış ve en çok eskiler! kıymet bilmiş bana göre. Oğlumun 4.yaşının 4. ayının 4. gününde bir Osmanlı Geleneği olan “Bed_i Besmele” merasimini yapmak istedim. Günümüz şartlarına uyarak ve uygulayarak tabiiki. O dönemde coşkuyla, dualarla uygulanmış geleneklerimizin, sadece dua kısmıyla ben de evladımı okula başlatabilmiştim çok şükür. Aranızda mutlaka bilenler vardır, ilk kez duyanlar için bu haftaki konu. Buyrunuz o vakit;

Bed-i Besmele

Kültürümüzün zenginliklerinden olan ” Bed-i Besmele “ veya “Amin Alayı” töreni, günümüz koşullarındaki “okuma bayramı” merasimlerine benzer bir fonksiyona sahip. Fakat Osmanlı’da bu tören çok imrendirici ve bir o kadar da şaşalı yapılmış. Bir çocuğun mektebe başlaması, aile hattâ mahalle için mühim bir hâdise kabul edilirdi. Evde hazırlıklar yapılır, çocuğa yeni elbiseler alınırdı. Yumuşak ve güzel bir minder doldurulur; imkânı olan aileler, mor kadife üzerine sarı sırma kılâptan işlemeli, “kâr-ı kadîm” bir cüz kesesini, çocuğun sağ omzundan sola doğru çapraz asmak için hazırlardı. Çocuk için bir Elifba cüzü temin edilirdi.

Bunların sarı soluk kâğıtlara basılmış olanları bulunduğu gibi, çocuğu okumaya özendirmek için altın yaldızlı basılanları da olurdu. Bazı ailelerde Elifba cüzlerinin müzehheb el yazmalarına da rastlanırdı ki, bunlar iyi muhafaza edilir ve nesilden nesile devredilirlerdi. Mektep için hazırlanan çocuğa nazarlık takılırdı. Çocuk ayrıca nazara karşı tütsülenirdi. Tütsü, mangala atılan bazı maddelerin dumanına çocuğun sokulması suretiyle yapılırdı. Merasimden önce bir hoca bulunur, gün kararlaştırılır ve seçilen günün kandil günü olmasına daha ziyade Pazartesi ya da Perşembe’ye rastlamasına özen gösterilirdi.

Güzel sesli bir ilâhi takımı tutulur, evlada yepyeni bir takım elbise giydirilirdi. Ve hayatının yeni safhasında himmetlerini istemek üzere genellikle “Eyüp Sultan”a götürülürdü. Ahh ne güzel adetler! İlâhi gurubu eşliğinde, çocuklardan oluşan bir kalabalıkla sokaklarda gezilir, mektebe başlayacak olan çocuk faytona ya da midilliye bindirilirdi. İlahî’ler hiç susmaz, dualar göğe yükselir, her yer nur olurdu!

Ya İlahî başlayalım ism-i Bismillâh ile
Bu duâya el açalım ism-i Bismillâh ile
Sen kabûl eyle duâmız Besmele hürmetine
İlmini eyle müyesser yâ İlâhe’l-âlemîn

DUA İLE

İlâhilerle sokakta dolaşan merasim alayı nihayet eve gelir ve mektebe başlayacak çocuk için ilk ders başlardı.

Alaya iştirak edenler, minder ve seccadelerle döşenmiş, öd ağacıyla tütsülenmiş odada hocanın çocuğa ilk dersi vermesini beklerdi. Misafirler arasında ulemâdan biri olduğunda, hoca yerini ona bırakırdı. Minderine oturup rahlesinin üzerine Elifba cüzünün ilk sayfasını açan çocuk, eline odun, kemik, pirinç, gümüş veya altından yapılmış ‘hilâl’ adlı çubuğu alarak, hocanın vereceği işareti ve söyleyeceği sözleri beklerdi.

– Elif, be, te, se… – Elif, be, te, se…

İlk ders genellikle sadece “Elif” harfi olur, çocuğa tekrar ettirilir ve ilk ders sona ererdi. Daha sonra, “Yarabbi ilmimi, aklımı ve anlayışımı artır” mânâsına gelen “Rabbi zidnî aklen ve ilmen ve fehmen” veya “Rabbi Yessir…” duası çocuğa tekrar ettirilirdi. Törenin sonunda çocuk hocasının ve davetlilerin ellerini öper ve akşam okunacak Mevlid-i Şerif gecesıne hazırlanılırdı. Çocukluğunda bu merasimleri yaşamış bir çok büyüğümüz, yazarlarımız, sanatçılarımız var. Onlardan en çok okumayı sevdiklerimdendir Yahya Kemal Beyatlı. Bakın nasıl anlatıyor bizzat yaşadığı merasimi;

“Üsküp’te İshakiye Mahallesi’nde mektebe başlayışım kadim ananeye tamamiyle uygun oldu. Erkenden muallim-i evvel Sâbir ve muallim-i sâni Gani Efendiler bizim selamlığa geldiler. Çarşıdan bana savatlı bir divit, boyundan geçirilen sırmalı bir cüzdanlık alınmıştı. Gani Efendi kalemi açtı, divitin mürekkebine batırdı. Bir Rabbi yessir (Allah’ım kolaylaştır) yazdı. Sonra üstüne şeker döktüler, bana o yazının mürekkebini şekerli şekerli yalattılar. Dışarda, bahçede, meydanda bekleyen mektep çocuklarına birer külah şeker dağıtıldı. Nihayet bu çocuk kafilesi ‘Şol cennetin ırmakları akar Allah deyu deyu’ ilahisini cumhurla ırlayarak yola düzüldüler. Davetliler vardı. Onlar şerbet içtiler, kuşaklarını ve ceplerini şeker külahlarıyla doldurdular. O aralık zahir ürkmeyeyim diye beni bir araba ile ayrı bir yoldan, Suat Bayırı’ndan mektebe ilettiler. Annemin hazırlamış olduğu bir şilteyi muallim Gani Efendi’nin hoca makamı olan yarım kavis, mihrabımsı yerin arkasına koydular. Maarif alemine ilk girişim budur.”

RABBİM KOLAYLAŞTIR

Böyle bir atmosfer içinde okula başlayan çocuk kaygılı olur mu hiç. Okula başlama korkularından uzak, dualar ve dostlar, mahalleli, akrabalar ve akranları eşliğinde bu yolculuğa çıkan çocuk kim bilir kendisini ne çok güvende hissetmiştir diye düşünmeden edemiyorum. Yazımın sonunda, aklımda olsa da içinde bulunduğumuz okul kaygılarından bahsetmeyi hiç istemiyorum. Rabbim o zamanın şartlarında da koşulları iyileştiriyordu, bu zamanda da iyileştirecektir iman ettim. Zamanın sahibi sadece O’dur! Kaygıdan uzak, teslimiyetin tadına vararak çok güzel günlere kavuşmayı diliyor ve dua’mda olduğunuzu bilmenizi istiyorum. Rabbime emanet olasınız.

Kaynak:Fikriyat Dergisi, Diyanet, İslam ve İhsan

Şadan YER / Bed-i Besmele

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

5 yorum

  1. MaşAllah ne güzel bir anane bu böyle, her çocuk kıymetli ve her çocuk özeni hak ediyor. Birlik ruhunu da körükleyen şu ananeler ne kadar kıymetli.Bizlere hatırlattığın için teşekkür ederim ablacım.

  2. Okudum bir kez daha imrendim. Bu besmeleyi ben ilk defa gecen sene bir arkadasim kizina yaparken gormustum. Ne cok imrenmistim. Keske daha once bilseydim de bende pasalarima yapabilseydim demistim. Simdi sizin yazini okuyunca bi kez daha imrendim. Cocuklarima kismet olmadi ama rabbim omur verirde cocuklarimin murvetini gorebilirsem rabbim torun nasip ederse yaptirmak isterim. Bilmedigimiz seyleri ogrenmek sizler sayesinde cok guzel. Heleki unutulmus adetlerin gun yuzune gelmesi. Benim sesim cikmazsa bilinki internetimde sıkıntı vardir demistim. Gecen haftaki yazinizi okumak bugune kismet oldu. Cok sukur rabbimr erisebildim bu mutluluga huzura. Rabbim size elem keder vermesin. Yazilarinizi iple ceker oldum

    • Ahh benim nezaketli ,kalbi güzel canım kardeşim.Okunmak çok kıymetli,yazılanlara kıymet verip,zaman ayırıp okumak bir de nazikçe mektubu yazmak çok çok kıymetli.Allahim sizden çokça razı olsun,ben sizden çokça razıyım kardeşim.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM