Yaşlılar Ve Çocuklar
  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • 2 Haziran 2020
  • 4
  • 231
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    2 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -
Abone Ol 

Yaşlılar Ve Çocuklar

Yolcuyuz demiştik ve yol bizi nereye sürüklüyorsa oraya doğru seyretmekteyiz. Bu yol benim, bizim! seçimlerimizle şekillenen sürprizleri bol, mucizeleri geniş bir yol.

Yaşlılar

“İzinli miyim?” sorusunu iki kuşaktan da duyar oldum son zamanlarda. On üç yaşındaki oğlum ve altmış beş yaşındaki annem, merakla ve heyecanla “izinli” oldukları günü bekler oldular. Oğlumu, gençliğinin verdiği heyecanla evde zor tutsam da, annem öyle değil! Annem hep bekleyen, sabır eden, “sana yapılmasını istemediğin şeyi, başkasına asla yapma” nasihatiyle büyümüş ve iki evladını da bu nasihatle büyütmüş bir anne! Fakat gelin görün ki, özgürlük çok güçlü bir duygu.

Zaten kapı kapı gezmekten, gereksiz yere çarşı pazar dolaşmaktan hiç haz etmeyen, günlerini kitap okuyup, araştırma ve felsefe programlarını izleyerek geçiren annem için de bu durum epey zorlayıcı oldu. Kilidin açılıp, altmış beş yaşa özgürlük verildiği gün annem evinden dışarı çıkmadı! Fakat kendini iyi hissetti! Derin bir nefes aldı. İşte benim kalbim de tam da o noktada çok acıdı! Ötekileştirilmiş hissetmedi, “neden biz” demedi…Kimsenin hakkına girmeyelim, dışarısı bizim için “güvenli” değilse çıkmayıverelim…sabır edelim! dedi. Bunca söylem ona “anlamsız, gereksiz” geldi. Netice olarak yine herkes “kendi sınavını verdi”.

Çocuklar

On üç yaşında bir erkek evladı olan, on üç yıllık anneyim. Bu on üç yılda kendi hayat yolculuğumda çiçek gibi geçen zamanlarımın yanında, karanlık günlerim de oldu. “Yok yok yapamayacağım demek ki, annelik zor iş arkadaş” dediğim günlerime selam ederim şimdi. Geçiyormuş! Hem de çiçek gibi:) Fakat annemin bile “özgür müyüm” diyerek haberlere kulak kabarttığı bu zor zamanları, henüz on üç yaşında, “ne olduğunu” anlamaya çalışan oğluma anlatmak hiç kolay olmadı, olmuyor. Dedim ya, herkes kendi sınavını veriyor!

Kabili Yetiştirmek

Tam da bu ince ayar anne-evlat, anne-oğul ilişkileri üzerine düşünürken, instagramda çok güzel bir yayına denk geldim! Denk gelmek! Hayır yanlış bir cümle! Denk gelmedim, o yayın benim için yapıldı! Ve benim için olduğu kadar senin için, öteki için ve ANNE- OĞUL için! Sevgili “Bilgili Baba” ve” Görünmez Adam Yayıncılık” “Kâbil’i Yetiştirmek” kitabı hakkında çok güzel bir sohbet yaptılar. Kitabı okuyun diye ısrar etmeyeceğim, zira ihtiyacınız dahilinde hayat sizi zaten o kitaba götürecek!

Erkek Anaları

Bu başlık sakın sizi bir yanılgıya düşürmesin. Ne erkek annesi olmak ne de kız annesi olmak bir ayrıcalık bana göre! Bana göre! O canlı yayın bana şöyle iyi geldi, hemen anlatayım dilerseniz; Yıllar içinde erkek ve kız annelerini yakından izleme fırsatım oldu. Yaşananlara bakıp geçmedim, aksine annelerin neden bu davranışları sergilediklerine kafa yordum. Bazen suçlu arayan kız annelerinin davranışlarına kırıldım, bazen çok kızdım…ve hala bu konunun konuşulmasına, üstüne kitaplar yazılmasına oldukça içerliyorum. Kızlarını narin bir çiçek gibi yetiştirirken, erkek çocuklarını kabalıkla ve nezaketsiz olmak ile suçlayan, bunun da ötesine geçerek ailelerini de bu yanlış davranışın içine çeken tüm kız annelerinin karşısında durdum! Yanlış, çok yanlış!

Eşitlik Nerede?

Ben tüm bunları düşünürken, sevgili “Bilgili Baba” dilime tercüman oldu! Sen sus kardeşim, ben şimdi hepsini söyleyeceğim, hem de burada, canlı yayında! dedi. Erkeklerin, duygularını gösterememelerini hep duygusuz olduklarına bağladınız! Ne büyük bir vebal! Bu algı sadece insanoğluna ait. Zira Rabbimizin nazarında o sevgi dolu bakış her iki cinse de aynı. Toplumumuzda erkeğe yakıştırılan “öküz, ayı, erkekler zaten hep böyle” ayrımcılığını kınıyorum! Sizler kızlarınızı çiçeklerle süslerken, erkek annelerine düşen ise oğullarına “o çiçekli kızlara daima çiçek gibi davran” öğretisinden öteye geçmeli bu öğretiler. Erkeğe önce İNSAN OLMA kavramı öğretilmeli.

İnsan olan nezaketli olur, insan olan vicdanlı olur, insan olan adam olur! Ayrımcılıktan şikayet eden bir gurup insanın, önce benim kızım! demesini aklım almıyor, almayacak! Lütfen elinizi vicdanınıza koyun şimdi! Erkek çocuğunuz olsaydı da böyle davranır mıydınız? Yapmayın etmeyin! Zor zamanlardan geçtiğimiz şu dönemlerde, okulların durduğu, eğitimin sekteye uğradığı şu oldukça zor zamanlarda bile! ” benim kızım çiçek” diyerek ayrım yapmayınız. Zira bunu yapan her kalbin vicdanına sesleniyorum!

Hayat Güzeldir

Kızlarımız ve oğlullarımız çok güzel geçiniyor, anlaşıyor. Siz müdahale etmediğiniz sürece! Bırakınız süreç devam ederken bizler sadece şahit olalım santim santim büyümelerine. Kimse kimseye acı vermiyor, üstünlük sağlamıyor, üzmüyor… Onlar bu zorlu günlerde online derslere adaptasyon zorluğu yaşarken rica ediyorum bizlerde destek olalım. Sınav süreçlerine doğru adım adım ilerlerken biliniz ki sizin çiçek kızlarınız kadar kıymetli erkek çocuklarımız da! Ve lütfen aklımızdan çıkarmayalım ki hayat kredisi hepimize eşit olarak verildi! Rabbime emanet olasınız canım anneler!

Şadan YER

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

4 yorum

  1. Kız ya da erkek değil; evlat, çocuk, birey yetiştirmeliyiz. İşin içine bizim yetiştirilme tarzımız giriyor ve maalesef toplumsal tabular. Bu anlamda farkındalık yaratacak mecralar, kitaplar, yayınlar ve yazılar var çok şükür.
    Ve farkındalık dolu bir yazı daha👌 Bunun için çok teşekkür ederim, var olasın kalemdaşım🌹

  2. Her yazinizi merakla bekler oldum. Cok sukur yine cok guzel bir yazim olmus. Tesekkur ederim kendi adima
    ❤❤❤❤❤❤

  3. Ah keşke senin bu yazını da herkes okusa.
    Bir oğlan çocuğu annesi olarak tüm kalbimle katılıyorum her satırına.
    İyi ki varsın Can Şadan’ım.
    ♥️♥️♥️

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM