Dinçel Laçin
Dinçel  Laçin
dincellacin@hotmail.com
Keşif, Anlam ve Dönüşüm
  • 10
  • 73
  • 13 Nisan 2020 Pazartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    2 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Bu hafta ki yazımın adı; Keşif, Anlam ve Dönüşüm.

Onlar ben de apayrı bir yeri olan kıymetli dostum Özlem BERK’in kelimeleri ve bu hafta özenle seçmiş olduğu kelimelerle onu anlatmaya çalışacağım. Başlamadan önce itiraf edeyim ki bazı kelimeleri çok beğeniyorum. Onları yazarken içini yeşil kadife bir keseymiş gibi hislerimle doldurup taşırmak istiyorum ve bu yazı da onlardan biri benim için.

Keşif, Anlam ve Dönüşüm

Özlem bir iç mimar ve cidden muazzam şeyler yapıyor. Fakat beni en çok etkileyen tarafı sürekli kendini tasarımlıyor olması. O bana göre ruhunun kilimini ince ince dokuyanlardan, bir oya gibi kendisi için hiç kimsede olmayan motifi arayanlardan. Ve bunu yaparken de elinden hiç düşürmediği fırçasıyla ‘kendisini kendine özgü renklerle’ boyayanlardan. Baktığımızda bu bir insan yaşamı için kolay bir uğraş değil, zira bu tarz bir yaşamsal yolculuk bana göre kendini keşfin peşine düşmektir.

Cummings’in de dediği gibi; ‘Seni diğerlerinden farksız yapmaya tüm gücüyle gece gündüz çalışan bir dünya da, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en büyük savaşını vermek demektir. Bu savaş başladı mı artık hiç bitmez’ ve bence bu savaşın kazananı olmak için iyi bir İçsel Keşif ruhuna sahip olmak gerekir. Keşif ki dünyada insan için en heyecan verici şeydir. O Tanrı’nın bizlerin yanağına kondurduğu bir öpücük gibidir. Sana kaç öpücük kondu bilemem ama bildiğim bir şey var ki, her yeni sabah seni yataktan kaldıracak olan sebep diğerlerininkiyle bir değil.

       Peki bir insanın böyle bir uğraşın içinde olabilmesi için hayata dair aradığı anlam nedir?

Özlem’in atölyesinin duvarında ben varlıkların en basit ve gerçek haline ulaşmak istiyorum, ta ki onların özünü bulana kadar diye yazar. Öz’ün peşinde olan bir insanın yaşamın içinde aradığı anlamı anlamaya çalıştığımızda, karşımıza Victor Frankl’in İnsanın Anlam Arayışı kitabında ki bir cümle çıkıyor. Kaldı ki Özlem bu muazzam bakış açısını hayatında, sosyal medyada yaptığı birçok paylaşımda, kendi tasarlamış olduğu eğitimlerinde ve birçok sohbette dile getirir. Frankl’in söylemiş olduğu ve Özlem’in hayatına pusula olan bu cümle şunu der. ‘Acı onda anlam bulduğunuzda, onu yaratıcı bir eyleme dönüştürdüğünüzde artık acı olmaktan çıkar ve yolculuğa dönüşür.

Yalom’un da dediği gibi; ‘gururlu bir yüceliğe erişmek isteyen ağaç fırtınalı hava ister, çünkü yaratıcılık ve keşif acı da saklıdır.’ İşte bu saklı hazineyi bulmaya adananlar için de zaten dönüşüm başlar. Zira gerçek keşif yeni topraklar bulmakla değil, yaşama yeni gözlerle bakabilmekle ilgilidir ve bana göre bu bilgiye sahip her bir kişi kendini yeniden doğurabilir. Kendini yeniden ve yeniden doğurmak da öyle kolay iş değil. Bunun için Kafka’nın Dönüşüm romanında ki Gregor Samsa’nın başkaldırısına sahip olmak gerekir. Bu öyle bir bilinçtir ki, kendine uygun olan biçimi yaratır. Orada ki böceğe dönüşme metaforu gerçekte başkalaşmaktır. Ve bu başkalaşım sayesinde kendi özünü bulan insan, bu dünyada bir daha asla kendini kaybetmeyecektir.

Yazının başını anımsarsak eğer Özlem’in bende ki anlamı en çok bu. Kendini arayıp bulan ve bulduğu için kutlamasını yapıp kendi başına hayali taçlar takan insanları çok seviyorum ben. Çünkü dönüşüm için açık olan yolda onlar için hazırlanmış bir taht vardır. Çünkü onlar Özlem’in bir yazısında yazdığı gibi göğüslerinde Diyojen’in lambasını taşır.

       Diyojen’i yazıya özellikle katmak istedim;

       Zira yazı da ikinizi bir araya getirmemin sebebi Diyojen’in savunduğu Kinizm felsefesi pek tabi ki, felsefeye göre sen de bilirsin ki, erdem bu dünyada ki her şeyden daha üstündür ve bu felsefe de esas olan şey insanın nefsine hakim olabilmesidir. Nefsinin kölesi olmuş onca insanın içinde bana göre seni en erdemli yapan şey, bu esarete tamah etmeyen zihinsel özgürlüğün diyebilirim.

İşte böyle be Özlem’im. Ingrid Bergman’ın dediği gibi; ‘dünya özgün olana hayran olur..’

Süreceli bir hayranlığım var sana ve bu hayranlıkla yazının sonunda bir şarkı hediye edecek olursam eğer; birgün whatsapp’dan gönderdiğim gibi Erol Evgin’den ‘Hep Böyle Kal’ demek isterim sana, şarkının nakaratı gibi olsun yazı da ki son sözler;

            ‘Sen başkalarına benzeme sakın.

            Hep böyle kal, hep Cana yakın.’

            Öz’ün ve anlamın peşinde erdemle ve kendine sadakatinle ilerlediğin bu ince düşünülmüş yaşam yolculuğunda senden zaten aksini bekleyemezdim..

Sosyal Medyada Paylaşın:

10 yorum

  1. “içini yeşil kadife bir keseymiş gibi hislerimle doldurup taşırmak istiyorum” ifadesi nasıl güzel bir yazma sanatıdır ya HU!

    • Canım Reyhan’ım.
      Bir yazma ustasından ne de güzel bir yorum bu.
      Çok teşekkür ederim.

  2. O kelimeler dünyaya saldığım köklerimin yeryüzündeki ifadeleri.
    Benim için öylesine içselleştirilmişken, sendeki yansımalarının böylesi tastamam, heyecanlı, duygulu, anlamlı ve muhteşem ifade edilmiş olması paha biçilemez bir hediye.
    Kelimelerin içi dolmuş taşmış…
    Seni çok seviyorum ?❤️?

  3. Heyecanla okudum, bu üç kelimeyi hangi sihirli sözlerle işleyip giydirmiş olduğunu merak ederek. Üç kelimeyle bir insanın ruhunun inceliklerini inciler dizerek anlatıp bizlerle tanıştırdığın için teşekkür ederim. Kelimelere güç veren ruhuna sağlık güzel Ruh’um❣️

    • Sana Ruhdaş’ım dediğimde sanki hep kendi vatanıma uğruyor muşum gibi hissediyorum, bu çok tuhaf bi his ama onu his’si yaşamayı çok seviyorum.
      Çok teşekkür ederim güzel yorumun için.
      Yine kalbimi fethettin.

  4. ‘dünya özgün olana hayran olur..’
    Fevkalade bir söz. Akıcı bir yazı kaleminize sağlık Dinçel Hanım…

    • Ben çok teşekkür ederim size hocam, sayenizde yapıyorum her ne yapıyorsam.
      Bu arada söyleyin 3 kelimenizi, sizin için yazmayı çok çok isterim.
      ♥️♥️♥️♥️♥️

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM