Hayat insanlara kimlikler ve bu kimliklere bazen elbiseler diker.
Benim de vardı böyle bir elbisem, birgün onu çıkarmaya karar verdim, onu çıkardığımda kendimi bir portakal gibi soydum, soydukça kabuklarımı, yeni bir BEN ile buluştum.
Bir çocuk oyunu gibiydim sanki, portakalı soydum, başucuma koydum, ben bir GER-ÇEK uydurdum, duma dum dum misali.
İşte o kendime ayma anımda yeni kimliklerimle buluştum;
Eğitmen.
Profesyonel Koç.
Ve acemi bir Yazar.
Her şeyin acemiliğini seviyorum zira ben, Turgut Uyar'ın dediği gibi; "belki de asıl Ustalık budur, her zaman Acemi olmayı bilmek"
Bunu unutmazsam/bunu unutmazsak daha daha daha elbiseler dikeriz kendimize, bedenimize ve tin'imize.
Belki de YAŞAMAK budur.
Selam olsun herkese.
Geçen gece uzun zamandır görüşemediğimiz bir arkadaşım bana whatsapp'dan bir mesaj göndermiş.Sadece "Dinçel" yazmış, bırakmış.Ertesi sabah bu mesaja uyandım.Hayatımda hiç bu kadar "uzun" bir mesaj…
1998 yılında çıkan bir kitap vardı, üst başlığı "Ufak Şeyleri Dert Etmeyin" alt başlığı ise "Hepsi de Ufak Şeylerdir" idi. Fırtına gibi esmişti o yıllarda.…
Eskiden deli gibi korkardım köpeklerden, ta ki onlarla ilgili bir yazıyı okuyuncaya dek. Yazının başlığı " Bir Köpek Bir İnsana Neler Öğretebilir " idi, benim…
Bugünkü yazı da sizlere Randy Pausch 'den bahsetmek istiyorum. Onu tanımayanlar için kısaca şu bilgiyi vermeliyim. Randy Pausch 2006 Ağustos'un da kendisine pankreas kanseri teşhisi…