Dinçel Laçin
Dinçel  Laçin
dincellacin@hotmail.com
Sevgi Neydi?
  • 7
  • 340
  • 10 Şubat 2020 Pazartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    2 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Selvi Boylum Al Yazmalım filminde, bir kadın sorardı hani?
-Sevgi neydi?
Yıllarca aradık durduk cevabını hepimiz.

Sahiden de sevgi neydi?

Nil’in bir şarkısındaki sözler gibi, “modern zamanlarda Aşk, yorulmuşmuydu ki…?” Sevgililer günü haftasına girdiğimiz bu hafta, yazı konum bu olsun istedim. Yıllar içerisinde sorunun cevabını bende buldum fakat bugünkü yazıda bulduğumu değil “gördüğümü” yazmak istedim.

Tam 20 yıl önce ki ilk kapı komşularıma yaptığım ziyaretimi anlatacağım bugün sizlere, fakat öncelikle biraz ikisinden de bahsetmem gerek; Fevziye teyze ve Ferdi amca opera sanatçısı idi, ikisi de emekliydi, ikisinin de teee o zaman bile saçları bembeyaz idi, beyaz bir serçe arabaları vardı, ona öyle bir özenirlerdi ki brandasız park etmezlerdi, hiç evde oturmaz o minik serçeyle hep bir yerlere giderlerdi, “yaşamı keyifli yaşama ustaları” gibi görürdüm onları ve her kahve içmeye gittiğmde entellektüel sohbetleriyle donatırlardı beni, bugün biraz kelam sahibi isem onların da emeği vardır üzerimde eminim ki..

Hayatınıza böyle insanlar girdiğinde hiç unutmuyorsunuz onları, artık eskisi gibi göremeseniz de kalbiniz ve zihninizde yerleri hep baş köşede oluyor.
Bu sebeptendir ki yıllar sonra birgün ansızın evlerine gittim habersiz.
Kapıyı çaldım.
Tanımadığım bir kadın açtı kapıyı.
Önce çok korktum ikisi de gittiler diye fakat kapıdan şöyle bir baktığımda her şey yerli yerindeydi, oh dedim içimden, fakat, peki o zaman neredeler?
Tam o esnada Ferdi amcam çıktı dışarı, hemen tanıdı beni, kocaman kucaklaştık.
Kapı da başladı hemen neşeli sohbetimiz, ancak bir sorum daha vardı Fevziye teyzem de hayatta mıydı?
Benim onu sormama gerek kalmadan, içeriden cılız bir ses “Ferdi’ciğim kim o?” dedi.
Duyunca onu, “Fevziye içerde” dedi Ferdi amca,
“Haydi sen de gir içeri.”
Girdim.
Bir yatağın içinde uzanmış öylece yatıyordu canım Fevziye teyze..
Beni tanımadı önce fakat her zamanki nezaketiyle tanıyamadığı için özür diledi.

Sevgi neydi?

Ferdi amca anlatmaya başladı; evden çıkarken dengesini kaybedip düşmüş, beyne pıhtı atmış, yatalak olmuş 7 ay önce meğerse. Mavi gözleri mutsuz bir griye dönmüştü, sonra sonra hatırladı beni, hatırlayınca da başladık hemen sohbete.

-Hayatım boyunca “öğrendim senden” dedim, o kahve sohbetlerinde güçlü kadın modelimdin, örnek aldım hep seni ve senin gibi bir kadın oldum” dedim.
Öyle bir ağladı ki ve “Bak ama şimdi bu haldeyim, öyle güzel bir hayat yaşattı ki Ferdi bana, 1 ay sonra 57. yılımızı dolduracağız, şimdi de bebeği gibi bakıyor bana” dedi ve ellerini tuttu Ferdi amcanın, öptü şükranla.
O da öptü onun elini “o benim dünyalar güzeli karım” dedi.
Ferdi amca 94 olmuş
Fevziye teyze artık 88’indeydi.

Yaşa bakmıyor saygıda hürmet etmeye devam etmek ve sevmek.

O karede gördüğüm gibi sevgi gerçekten de EMEKTİ.
Habire tekleyen o serçe arabaya özenmek gibi, birbirine de özenmekti.

Uzun bir günün sonunda giderken ben, “elini tutacak bir adam olsun dedi hayatında, sev ve çok sevil, hayat çok kısa, sevdiklerini daha, daha sev, vakit ayır ve bugün bizi mutlu ettiğin gibi, sende çok mutlu ol” dedi Fevziye teyze.

Belki de bu son öğüdü idi.
Düşündüm de yaşadıkları hepimiz için ibret-i alemdi.
Ve şimdi yeniden sormak isterim; gerçek sevgi ne demekti?
Ben güzelken, sen güçlüyken sevmek kolay, 88 yaşında da güzel bulurmuydun beni.
Bak altını temizliyorlar Fevziye teyzemin, sende bana hala “karım benim, baldan tatlı canım benim” diyebilir miydin?
Gerçek sevgiye şahit oldum ben o gün.
Ve şunu da eklemeliyim ki onca yaşlılığa rağmen herşeyi neden anımsıyorlar biliyor musunuz?
İkisi de sürekli okur ve öğrenirdi.
Beyinleri ve ruhları hep güzel anılara şahitti.
Güzel yaşadılar.
Güzel gidecekler.
Ve öyle de oldu.

Bir gün…

O ziyaretten kısa bir süre sonra Ferdi amca bir gün beni
kırık bir sesle; “ben bugün karımı, canımı, can yoldaşımı, hayat arkadaşımı kaybettim ve artık hayatı nasıl sürdüreceğim hakkında hiçbir fikrim yok.
Acı doluyum.
Çok.

Bilmeni istedim evlat” dedi ve sanki artık telefonda konuşan o değil Tolstoy idi;

“Bana hastanede “Karın öldü!” dediklerinde ne yapacağımı, nasıl tepki vereceğimi bilemedim, içimden eve gidip karıma olanı anlatmak ve bana ne yapmam gerektiğini söylemesini istedim” der gibiydi.
Ben cevabı bizzat gördüm.

Sahi sevgi sence neydi?

Sosyal Medyada Paylaşın:

7 yorum

  1. Okurken boğazım düğüm düğüm oldu… Ne mükemmel bir hayat yaşamışlar birbirine denk gelen iki ruh olmuşlar ve bunu sevgileriyle beslemişler. Her sevenin, sevilenin bunu içiten hissedip yaşayabilmesi dileğimle. Kalemine sağlık 🙂

    • Onlar çok güzel bir cevap bıraktılar hayata, ne mutlu ki şahit oldum buna.
      Çok teşekkür ederim güzel geri bildiriminiz için.
      ???

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM