Anksiyete Bozuklukları Ve Tedavisi
Abone Ol 

Anksiyete Bozuklukları Ve Tedavisi

Birden fazla anksiyete bozukluğu olduğu için ve her hastanın hastalık derecesi farklı olabileceği için tedavi yöntemleri de farklı olacaktır. Ama genel olarak bahsedecek olursak ağırlıklı olarak ilaç kullanmalı ve psikoterapiye başvurmaları gerekmektedir. Ne yazık ki bu yöntemlerle bile iyileşme oranı depresyondayken bile %85 iken anksiyete bozukluklarında %50yi geçmemektedir. Anksiyete bozukluklarının farmakolojik tedavilerinde PA’larda antidepresan ilaçlar, […]

Anksiyete Bozukluğu Nedir? | IIENSTITU

Birden fazla anksiyete bozukluğu olduğu için ve her hastanın hastalık derecesi farklı olabileceği için tedavi yöntemleri de farklı olacaktır. Ama genel olarak bahsedecek olursak ağırlıklı olarak ilaç kullanmalı ve psikoterapiye başvurmaları gerekmektedir.

Ne yazık ki bu yöntemlerle bile iyileşme oranı depresyondayken bile %85 iken anksiyete bozukluklarında %50yi geçmemektedir.

Anksiyete bozukluklarının farmakolojik tedavilerinde PA’larda antidepresan ilaçlar, benzodiazepinler SAB’larda Beta blokerler, monoamin oksidaz inhibitörleri, seçici serotonin gerialım inhibitörleri, antideprasan ve benzodiazepinler kullanılmaktadır.

Patolojik anksiyete günümüzde halen ilaçla tedavisi güç bir hastalıktır. Bu nedenle bağımlılık yapmayan ve etkilerine tolerans gelişmeyen yeni ve etkili anksiyolitiklerin geliştirilmesine çalışılmaktadır. Ve bu ne yazık ki kolay bir iş değildir. Anksiyete bozukluğunun tedavisini olumlu yönde artıracak olan etken anksiyete bozuklukları ile ilgili artış, erken teşhis ve erken tedaviye başlamadır. Tedaviye ne kadar geç başlanırsa o kadar şansımız azalmaktadır. (Ama umudunuzu kaybetmeyin çünkü bu hiç şansınız kalmadı demek değildir.)

Anksiyete bozukluklarının yalnız ilaç tedavisi ile semptomları bloke edilen panik atak hastalarında hastalığın tekrar nüksetme oranı %50’leri bulabilmektedir.

Sosyal anksiyete bozukluklarında olguların %35-65’i ilaç tedavisine yanıt vermedikleri, yanıt veren olgularda ise tortu belirtilerinin sürdüğü, bu nedenle tedavilerin psikoterapilerle mutlaka desteklenmesi gerektiği, ayrıca, agorafobi gibi ev ödevi gerektiren durumlarda gerçek yaşamda alıştırma tekniğinin de tedavi şemalarında yer alması gerektiği belirtilmektedir.

Anksiyete bozuklukları için geliştirilen psikodinamik yaklaşımlar uzun yıllar klinisyenler üzerinde etkinliğini sürdürmüştür. Ancak psikodinamik psikoterapilerin etkinliği ampirik olarak test edilememiş olsa da erken yaşam dönemlerinde yaşanmış istismar öyküsü verenlerde, ayrılma güçlükleri, öfke, cinsel uyarılmanın yattığı tehlike algısı gibi dinamiklerin olduğu vakalarda etkinliği gösterilmiş olan diğer terapilere psikodinamik psikoterapi eklenebilir. Psikodinamik yaklaşımların zihinsel yapıların işlevlerini tanımlamadaki eksikliğini bilişsel terapilerin zihnin işlev bozukluklarını belirlemesi tamamlamıştır. Bunların yanı sıra davranışçıların ve davranışsal terapilerin katkıları olan korku koşullanması ile ilişkili açıklamalar ve üstüne gitme teknikleri bu günkü modern tedavinin esasını oluşturmaktadır. İlaçların rolünün çok sınırlı olduğu özgül fobilerin tedavisinde de davranışçı yöntemler ağırlıklı kullanılmaktadır. Öte yandan tedavide tercih edilen yaklaşımın hangisi olduğuna bakıldığında genel olarak anksiyete bozukluklarının tedavisinde bilişsel-davranışçı modellerin yaygın ve ön planda olduğu görülmektedir. Anksiyete bozukluklarının tedavisinde kullanılan terapötik yaklaşımlara özet olarak bakacak olursak bunlardan öne çıkanların maruz bırakma teknikleri, bilişsel terapi teknikleri, progresif relaksasyon (kademeli gevşeme), otojenik eğitim, psikodinamik terapiler, bilişsel-davranışçı terapiler olduğunu görebiliriz.

Anksiyete bozukluklarının tedavisinde öngörülen yaklaşımlar ile uygulamalarda ki farklılıkları gidermek için karar vermeye yardımcı tedavi algoritmalarının hazırlanmasının gerekliliğinden bahsedilmektedir. Tükel ise anksiyete bozukluklarının tedavisinde yol gösterici özellikler taşıyan bu tedavi algoritmalarının uygulamada yararlı olabilecek bilgileri sürekli güncelleştiren değişime açık esnek, hastaya ait özelliklerin önemini göz ardı etmeyen, modeller olması gerektiğini ileri sürmektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM