Küçük Prens
  • Facebook
  • Twitter
  • 8 Mayıs 2020
  • 1
  • 426
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -
Abone Ol 

Küçük Prens

Kitaplar, en güzel yoldaşımız. Kendimizi kaybettiğimiz, kendimizi bulduğumuz, sırdaşımız, seyahat biletimiz, keyfimiz, kederimiz… hepimizin kalbine yer edinmiş kahramanlar vardır, aksesuarlardan tablolara, kıyafetlerden bedenimizdeki ölümsüz çizimlere kadar yer ederler hayatımızda. Bu kahramanların en ölümsüzü ve en büyüğü hiç şüphesiz Küçük Prens ’tir.

Küçük Prens

Düşünsenize, kim istemez ki bir gezegeninin olmasını? Bize ait bir çiçeğimiz olsun, kendi güneşimiz kendi yıldızımız olsun. Hayallerimiz olsun kimsenin dil uzatamayacağı, mutluluğumuz olsun en büyük zenginliklere inat, şarkılarımız olsun en boğaz yırtarcasına çığlıklarla söylediğimiz, danslarımız olsun gözlerimizi kapatıp her hücremizde yaşadığımız notalarımız… 

Evet peki, mümkün değil bir gezegene tası tarağı toplayıp yerleşmek. 

Ya o gezegene giden yol içimizdeki çocuğu beslemekten geçiyorsa? O çocuğu Küçük Prens ile tekrar kalbimizde büyütürsek?

İçimdeki çocuğu yeniden doğup büyüttüğüm kendi yolculuğumda Küçük Prens yıllar sonra geldi oturdu karşıma. “Aslında ben hep kapının ardındaydım” dedi. “Senin sadece açman gerekiyordu.”

İşte o Küçük Prens hepimizin dostu, arkadaşı, kahramanı, odamızın bir köşesinde bizi her gece bekliyor. Dertleşmek, hayallerimize ortak olmak ve sadece dinlemek için. Ruhlarımız küçüldükçe hayallerimiz küçülüp maddiyatımızı büyütme çabasına girdikçe Küçük Prens her şeye inat orada bekliyor. 

Edip Cansever’in çok sevdiğim bir dizesi var: “Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk, nereye gitsen gitmiyor.”

Küçük Prens benim çocukluk gökyüzüm, yıldızları saydığım, güneşleri batırdığım tek sığınak.

Küçük Prens Kitap Yorumu 

Küçük Prens’i anlatmak kolay değil. Bizim gibi çocukluğunu 80’ler ve 90’larda geçirenlere okurken soba kokusunu, ayaklarımızın altındaki toprak kokusunu anımsatıyor. Çocukluğumuza bir saygı duruşu adeta; içindeki çocuğu öldürenler için de bir ağıt, bir destan!…

Yazarımız Küçük Prens’i resmen bir sufi şeklinde yaratmış. “Kalp ile aramak lazım.”  öğüdü başlı başına sufizmin özeti bence.

Küçük Prens’in kitapta karşılaştığı tüm karakterler günümüzün tüm manevi hastalıklarına yakalanmış kişilikler. Kral, hükmetme delisi; kendini beğenmiş adam; ayyaş ve unutmak için içen adam; sürekli hesap yapan iş adamı, Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü hatırlatan fenerci bekçimiz… tüm bu karakterlerin tek ortak noktası yalnız olmalarıdır. İnsanlığın yalnızlığına muhteşem bir göndermedir. 

Peki Küçük Prens ’i tüm dünyada bu kadar özel kılan diğer unsurlar nelerdir?

Öncelikle söyleyelim ki eserimiz her yıl yaklaşık iki milyon satıyor ve şu ana kadarki toplam satış miktarı 140 milyonu aşmış, dünya üzerinde de toplamda 250’den fazla dil ve lehçeye çevrilmiş. 

New York’ta bir otel odasında yazılmış ve ilk kez 1943 yılında basılmış olan kitabımız şu anki kısa hâline gelmeden önce aslında yaklaşık 1000 sayfalık bir esermiş. Yazarımız neden kitabı kısalttığını şu cümle ile açıklıyor: “Mükemmelliğe, yazıya eklenecek hiçbir şey kalmadığında değil, yazıdan çıkarılacak hiçbir şey kalmadığında ulaşılır.” Bu söz bana 1850’li yılların gazeteci yazarı Mark Twain’in ünlü sözünü hatırlattı: BASİT OLMAK. Kısa ve basit gibi görünen cümlelerle milyonlarca insana ışık olmak nasıl muazzam bir sanattır. Aynı konuyla ilgili başka bir üstadın Leonardo da Vinci’nin bir sözünü de paylaşmadan geçemeyeceğim: “Simplicity is the ultimate sophistication”. (Basitlik nihai karmaşıklıktır.) Yazarımızın her yaşa ulaşmasının bence en temel sebebidir bu. Tüm temel problemleri katman katman kısa ve anlaşılır cümlelerle işlemeyi başarmış.

Kitaptaki olaylar, mekanlar ve kavramların yazarımızın hayatına dair pek çok ayrıntıyı içerdiği düşünülüyor. Örneğin Gül’ün eşi Consuleo’yu,  gezegenlerin her birinin bir ülkeyi simgelediği ve  2. Dünya Savaşı’nın değiştirmekte olduğu düzene de kitapta yer verildiği düşünülmekteymiş. Kitabın çıkış noktası olan çöl ise Saint-Exupéry’nin 1935’te bir uçuşu sırasında düştüğü ve bir şekilde kurtulmayı başardığı Sahra Çölü’ymüş ki bunu öğrendiğimde epey şaşırmıştım.

Yazarın esrarengiz ölümü ve 65 yıl sonra gelen itiraf:

Dünya Savaşı sırasında görevi gereği 31 Temmuz 1944’te Akdeniz semalarında havalanan yazardan bir daha haber alınamadı. Ta ki 1998 yılında Marsilyalı bir balıkçının yazara ait bilekliği bulana ve 2004 yılında yine Marsilya kıyılarında yapılan araştırmalar sonucu uçağın enkazı bulunana kadar. Ölümünden 65 yıl sonra, bir Alman pilotu Hors Rippert, yazarın kullandığı uçağı düşürdüğünü itiraf ediyor ve “içinde kimin olduğunu bilseydim ateş etmezdim,” diyor.

Küçük Prens anlatmakla bitmez, okunmakla ve yaşanmakla bitmez, ancak küçük cümlelerimizle biraz anımsamaya çalışırız. 

Umarım bu gece hepiniz Küçük Prens’le güzel bir sohbet edersiniz. Unutmayın o hep kapının ardında.

“İnsan bir çiçeği severse, milyonlarca ve milyonlarca yıldızda yalnız tek bir çiçek açarsa, işte o yıldızlara bakarak mutlu olur. Kendi kendine şöyle der: ‘İşte orada, o yıldızlardan birinde benim çiçeğim.”

“Kelebeklerle tanışmak istiyorsam, bir iki tırtıla katlanmayı öğrenmek zorundayım”

“Sahipsiz bir elmas buldun diyelim, o senindir. Sahipsiz bir ada keşfettin, senindir. Aklına daha önce kimsenin aklına gelmeyen bir fikir geldi, hemen patentini alırsın, senin olur. İşte tıpkı bunun gibi, yıldızların sahibi de benim; çünkü onlara sahip çıkmayı ilk ben akıl ettim.”

“İnsanların arasında da yalnızdır insan.”

“İnsan yalnız yüreğiyle doğruyu görebilir. Asıl görülmesi gerekeni gözler göremez.”

“Yıldızlar bütün insanların,” diye yanıtladı. “Ama her insan için aynı değiller. Yolcular için, yıldızlar yol gösterici. Ötekiler için yalnızca gökyüzündeki pırıltılar. Bilim adamları için hepsi birer problem. İşadamı için zenginlik. Ama bütün yıldızlar sessiz. Sen… Yalnızca sen yıldızlara herkesten farklı sahip olacaksın…”

Aynur KESKİN

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

  1. Küçük Prens 2-3 yıl da bir okuduğum bir kitap her ruh halinde farklı bir lezzet veriyor. Şimdi dediğin gibi yapıp Küçük Prens’le sohbet edeceğim :))) çok güzel bir anlatım olmuş yüreğine ve bakış açına sağlık 🙂

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM