Dinçel Laçin
Dinçel  Laçin
dincellacin@hotmail.com
Salyangoz, Yağmur ve Yuva.
  • 18
  • 416
  • 20 Nisan 2020 Pazartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Bu hafta ki yazımın adı; Salyangoz, Yağmur ve Yuva. Onlar benim canım dostum Mehtap GÜR’ün kelimeleri.

Ye, Dua Et, Sev filminde bir kadın Liz’e; ‘Her şey için bir kelime vardır, belki de sen kelimesini arayan bir kadınsındır’ diyordu ya, Mehtap’ın kelimeleri bana ulaştığında ilk aklıma gelen şey bu replik oldu. Zira hepimiz kendi hayatımızı yaşarken bizi ifade eden kelimeyi arıyoruz, bazen bulup kaybediyoruz onu ve gün geliyor artık emin oluyoruz.

Koçlukta biz buna Değerler diyoruz, zira öyle değerli bir şey ki Değerler konusu, kendinin anayasasını onun hamurundan yoğurman söz konusu, çünkü hayatta aldığımız tüm kararlar, kurallar ve dialogların hepsi o görünmez değer kaideleri üzerinde yükseliyor, yani her şeyin başı ve sonu değerlerimiz oluyor, herkesin sırtını yaslayacağı koltuk sırtlığı gibi bir şey bu, onu bulduğunuzda ise yaşamınız o değer ile kurulmuş oluyor.

Yazıya neden böyle bir giriş yaptığımı merak ediyorsundur sanırım, birazdan hepsini birleştireceğim : )

Seninle Mado’da içtiğimiz son kahve sohbetimiz de ‘ben her daim ailemi seçerim’ demiştin bana, hiç unutmuyorum o cümleni, o gün sohbete bir Değerler çalışması yaparak devam etseydik eğer, eminim ki onca değer arasında senin ki AİLE olur idi. Herkes filmde ki o replik gibi kelimesini araya dursun, sen seninkini boynuna asmışsın bir inci kolye gibi.

İşte bu yüzden seçtiğin kelimelere hiç şaşırmadım, binlerce kelime arasında bana verdiğin kelimelerden birinin evini sırtında taşıyan bir Salyangoz olmasının başka bir anlamı olabilir mi ki?

Yuva…

TDK’da Yuva ‘nın tanımlarından biri; ‘genellikle ailenin oturduğu ev’ olarak yapılmış ve o ev ki Mahir Ünsal ERİŞ’in Kafa dergisinde yazdığı gibi; ‘bizi her gün yeniden dünyaya doğuran dev bir rahimdir, bizi alır, tazeler, eksiklerimizi giderir, yaralarımızı sarar, yorgunluğumuzu geçirir ve ertesi gün yeniden dünyaya doğurur, evden her çıkışımız karmaşık bir yeniden doğma halidir’

            Sanki Seyyidhan Kömürcü’nün bir şiirinde ‘Neden eve dönmekten ibarettir hayat’ sorusuna yanıt vermiş Mahir, zira hepimiz için yuvalarımız dış dünyadan ve insanlardan saklanmak içindir, orası bizim yalansız, riyasız, gerçek benliğimizdir.

Belki sırf sadece bu sebeple bile Salyangoz kelimesini seçmiş olabilirsin, aslına bakarsan hepimiz birçok yönümüzle senin o tatlı salyangozuna benziyoruz. Hayatın içinde bizler de onun gibi kabuklar bağlıyoruz.

Peki bir kabuğun için de yaşanır mı ya da ne kadar yaşanır?

Sorgulanmaya değer. Kabuk sınırlar anlamına geliyor ve onu kırabildiğimiz de şayet asıl hayatımız başlıyor. Zira kabuğumuzu kırmak kendimizi bulmaya ilk adımdır, başkalarının  hatta kendimizin koyduğu sınırları aşmaktır, yazgımızı elimize almak, yaratıcı gücümüzü harekete geçirmek, daha güzel ve yeni bir hayatı başlatmak demektir kabuğumuzu kırmak.

Bu bir tercihtir aslında, isteyen kabuğunda güvenle, küçücük bir hayatın içine sıkışarak da yaşamaya devam edebilir, ancak kabuğunu kırmak için cesaret gerekir, korkmamak gerekir ve elbette ki vazgeçmemek gerekir.

Senin bu ülkenin çocukları uğruna kaç kere kabuklarını kırdığına şahidim ben, o huzur dolu yuvanda güven içinde yaşamak varken sen güzel varoluşlara katkı için yüzlerce binlerce kez vurdun hem kendinin, hem de başkalarının kabuğuna ve bilinmeli ki hayata bir anlam sunmak her ömrün harcı değil.

Yağmur…

Ve zaten hayat dediğimiz yer öyle hep güneşli bir yer de değil. Yağmur yağdığında üstümüze üstümüze, her birimiz sığınaklar ararız bir yerlerde. Sen korunaklı sığınağında huzur ve güven içinde yaşamaya devam etmek varken, onca çocuğa sığınak olabilmeyi kendine dert edinmiş birisin ve senin en büyük anlamın bu ben de.

Yeni Türkü’nün söylediği bir şarkı gibisin benim için;

Hiç kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur,

            Bütün güllerden derin, bir sesi var gözlerinin….’

Dokunursun emektar ellerin ve gözlerinle, Bolkar’a, Özgecan’a, tanıdığın ve tanımadığın tüm insanlara ve çocuklara, yazı biterken sormak isterim aslında; sence senin yaşamın hangi değer üzerine inşa edilmiştir, hangi değerin altından çekilecek olsa sen düşersin?

Bana göre cevap seçtiğin demiyorum, bulduğun kelimelerinle bu yazıda. Yoksa Salyangoz, Yağmur ve Yuva kelimeleri, bir yazı da niye bir araya gelsin : )

Sosyal Medyada Paylaşın:

18 yorum

  1. “hangi değerin altından çekilecek olsa sen düşersin?” Bu nasıl bir sorudur Hanımefendi? Siz, yazılarınız ve sorularınız beni benden alıyorsunuz.

  2. Bazen insan yuvanın ta kendisi olur. Dokunabildiği her ‘can’ onun sıcaklığıyla güvende hisseder. Yağan yağmurlarsa, yeşertilen umutlara, bereket ve şifa olabilir. Kelimeler gerçek bir yuva gibi sıcacıktı, onlara dikilen kıyafetse enfes?

    • Minicik bir paragraf ile upuzun bir yazı yazmak.
      Bu nasıl bir ifade gücüdür can Ruhdaş’ım.
      Öyle gurur duyuyorum ki varlığınla.
      ♥️?

  3. Ayna’ya bakmak gibi bir şeydi.Düşünmek,demlenmek,gözlerimden pıt pıt indi iki damla❤❤

    • O pıt..
      Senin o güzel kalbinden her an damlamaya muktedir.
      Ancak sevgi dolu insanlar gözlerinde asılı bir pıt ile yaşarlar.
      Canım benim.
      Yazı senin bende ki yansıman.
      Beğendiysen ne mutlu.
      ♥️♥️♥️

  4. Seçilen kelimeler sıradışı ve yazar kelimeleri üç boyutlu gören biri olunca yine eşsiz bir yazı çıkmış ortaya…

    • Can Özlem’im, Ballım benim ya.
      Paylaşım yapamıyorum dünden beri İnstagram’da.
      Ama sen unutmamış, gelmişsin buralara, okumuşsun yazımı, bir de kıymetli yorumunu bırakmışsın ya.
      Ah nasıl mutlu oldum anlatamam.
      Öyle çok seviyorum ki seni, iyi ki ama iyi ki tanımışım senin gibi özel birini.
      Kocaman sarılıyorum sana.
      İyi ki varsın canım benim.
      ♥️???

    • Canım Özlem’im benim ya, dünden beri paylaşım yapamıyorum ınstagram da.
      Ama sen unutmamış gelmişsin buralara ve bir de bu kıymetli yorumunu bırakmışsın ya nasıl mutlu anlatamam sana.
      İyi ki tanımışım senin gibi özel bir insanı.
      Öyle çok seviyorum ki seni, iyi ki hayatımdasın.
      ♥️??

  5. MaşaAllah can arkadaşıma, yine saçılmış etrafa inciler. EvET değerler önemli hem de çok; diğer taraftan altımdan çekilip alındığında tarumar olacağım bir değer düşüncesi bir an ürküttü beni, ne bileyim belki putlaştırmak gibi, onsuz olamam yapamam der gibi, ne bileyim işte öyle bir şey… Bu arada bağlantılarına hayranım, sevgiler.

    • Çok teşekkür Melda’cığım kıymetli yorumun için.
      Senin saçtığın incilerden de biz çok fayda sağlıyoruz, bilesin.
      ???

  6. Bu yazıyı tek kelime ile tanımlayacak olsam MUHTEŞEM derim ama yine yetersiz kalır. Kaleminize, yüreğinize sağlık Dinçel Hanım. Öyle akıcı ve öyle keyifle okudum ki yazı bana daha ne katabilir diye düşünmeden edemedim. Müsaade ederseniz ben de size 3 kelime vermek isterim (vicdan-uyanış-çaba) sipariş vermiş gibi olacak ama kelimelerim bunlar. Beni bana tarif edermisiniz? Mümkünse…

    • Öncelikle çok teşekkür ederim Tolga bey, elbette yazarım seve seve, başım gözüm üstüne olur.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM