Nazlı Aydın
Nazlı  Aydın
biriktirdiklerimde@gmail.com
Cumba
  • 0
  • 199
  • 29 Mart 2020 Pazar
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Uzun siyah saçlarına tezat beyaz teni, bol ve uzun elbiseleri, ağzını bıçak açmayan selvi boylu bir kız mütemadiyen cumbaya yerleştirdiği küçük koltukta oturur, uzun tül perdenin arkasından sokaktan geleni geçeni izlerdi. Saatlerce düşünür, çokça hayal kurar, bazen de sokaktan geçen insanların hikayelerini kafasında kurardı. Oldukça küçük bu cumba onun hayatıydı. Bir garip annesi ile bu iki katlı evde hayatlarını sürdürüyorlardı. Sessizliği, evinkinden daha ağırdı.

Annesi, kızının aksine oldukça konuşkan, çenebaz,tonton bir kadındı. Annesinin konuşmasından çok memnun olur hatta onunla hâlâ hayatta olduğunun farkına varırdı.

Annesi, onun bu haline çok üzülür ancak kızının kendine kurduğu bu dünyada mutlu olduğunu görünce kıza ses etmemeye karar verirdi. Cumba, onun hayatıydı. Konuşmayı, yazmayı, iletişim kurabileceği her şeyi zihninin en karanlık dehlizinde kilitli tutuyordu. Bugünse ondaki değişiklik göz yaşartacak cinstendi. Defterini bulamadığını, nerede olduğunu sordu annesine. Annesi kızına belli etmeden gözyaşlarını sildi. Defteri ahşap dolaptan çıkarıp kızına verdi. Bugün istisna olan bir durum daha vardı ki o da annesinin bakıcılık yaptığı sekiz yaşlarındaki erkek çocuğunun bugüne mahsus onlarda kalacak olmasıydı.

Eline saman kağıdı defterini ve dedesinin ona miras bıraktığı dolma kalemini eline aldı, sessizce yerine yerleşti.

Biliyordu ki, biriyle iletişim kurmak yalnızca konuşmakla olmazdı. Sokaktan her gün geçen, hep acelesi olan bir genç fazlasıyla dikkatini çekmişti.

Önceleri resmini yapmak istemiş ancak cesaret edememişti. Bugünse onun hayatını kendince yorumlayacak, mutlu sonu olan güzel bir hikâye yazacaktı. Her gün hayalinde dolanan bu güzel hikâye ancak ona yakışırdı. Nasıl başlayacağını bilemedi ama bir yerden başlamalıydı.

“Uzun siyah paltolu, elinde evrak çantası, mütebessimliğiyle dikkat çektiğine göre bir öğretmen olmalı! “

O hâlde bir öğretmeni yazmalıyım.

“Hafta içi ders saatlerinin erken olması hasebiyle kahvaltı yapmaya vakit bulamıyordu. Henüz yeni atandığı okulda oldukça sevilmiş, öğrencileriyle dersin dışında da görüşüyordu. Bekar ve genç olması öğrencileriyle daha çok vakit geçirmesini, tüm ilgisini onlara verebilmesini sağlıyordu.”

“Cumba”da başlayan ve biten aşk…

Kapı çalmıştı. Gelenler çocuğun anne babası olmalıydı.

Kapıyı açmaya yeltendiği sırada çocuk ondan hızlı davranmış, Öğretmen beye (!) “Amca!” diyerek sarılmıştı.

Hikâyesini burada bitirmemeye kararlıydı fakat Öğretmen bey de artık onun iletişim kurabileceği noktadaydı. Oysaki onun aşkı hep hayalinde kalmalı, imkansız ve ulaşılmaz olmalıydı.

Böyle olsun istemezdi ancak bir aşk daha başlamadan bitmişti.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM