Melda ÇÜÇEN
Melda  ÇÜÇEN
melda.cucen@hotmail.com
Garip Bir Dünya
  • 2
  • 186
  • 10 Ocak 2020 Cuma
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

OYNAK DÜN’YA

Aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür. Düşmanın kalkar dostun olur. Öyle garip bir dünya …”Olmaz dediğin ne varsa olur. Düşmem dersin düşersin. Şaşmam dersin şaşarsın. En garibi de budur ya; öldüm der durur yine de yaşarsın.” demiş canım Mevlana’m. Evet bu dünya yaşayışı ancak aslı olmayan bir eğlenceden, oyundan başka bir şey değil. Her şey bir simülasyondan ibaret ve uyanmadığımız sürece bize hayal gösteren gözlükler takıp üç boyutlu olarak sunulan sanal gerçeklikleri ‘hakikat’ zannediyoruz.

Buna çok güzel bir örnek vereyim. Yakın zamanda hayli ilginç bir haber yayıldı. Moskova’nın bazı bölgelerinde çiftçiler süt üretimini arttırmak için ineklere sanal gerçeklik gözlüğü takıyorlar. Bu gözlükle ineklere, yaz aylarında çekilen bir çimenliğin görüntüsü izletiliyor. Beyni aldatılan, hayalle gerçeği ayırt edemeyen inekler, güzel bir yerde otladıklarını düşünüyor ve daha çok süt veriyor. Eee canım ne alaka, biz hayvan mıyız deyip hayvanlarda uygulanan, hayal ve gerçeğin iç içe geçmiş halini küçümsemeyin. Bakınız bir başka örnek hem de pek çoğumuzun evinin içinde…

Çevrim içi oynanan çok oyunculu bilgisayar oyunları…

Bu oyunlar genellikle şiddet içermediği için oldukça masum görünümlüdür ve hayal gücünü geliştirdiği düşünülür. Ayrıca strateji oyunları olarak tanıtıldığı için çocukların düşünme yeteneklerine katkı sağladığı yanılgısına sebep olur. Oysaki masum görünen bu oyunlar, insanın gerçek yaşam algısını bozmaktadır.

Nasıl mı?

Çocuk oyunda, belirli gruplardan birine üye olur. Oyunun başında kendine bir karakter seçer ve bu karakter başlangıçta oyunun en basit karakteridir. Daha sonra oyuncu oyunu oynadıkça bir takım yetenekler kazanarak güçlenmeye başlar ve bu güç sayesinde diğer oyuncular tarafından ilgi görmeye başlar ki çevrim içi konuşmalarda, oyunda elde ettikleri kişilik üzerinden birbirleriyle diyaloğa geçerler. Ne kadar sahici ve samimi değil mi! Çocuğun oyun oynadıkça sürekli artan değeri, onu gerçek yaşamdan koparıp oyun içinde yaşamaya yatkın hale getirir. Böylece çocuk gerçek yaşamda (örneğin bir takım sorumluluklarını yerine getirmediği için ebeveynin gözünde) kendini eksik, değersiz hissederken, oyun içinde oldukça değerli bir kişi olarak yaşar.

Oyun içindeki kişilik ile gerçek yaşamdaki kişilik iç içe geçer ve oyun içindeki kişilik, gerçek yaşamdaki kişiliğe baskın çıkar. Bir süre sonra, çocuğun sahip olduğu bu iki kişilik çocuğun gerçek yaşamdan kopmasına ve yalnızca oyun ile mutlu olmasına sebep olur. Bu sanal mutluluk sayesinde gerçek yaşam ve insan ilişkileri çocuğa sıkıcı gelmeye başlar. Çünkü benlikleri artık, gerçek ihtiyaç ve değerlere göre değil; oyunun talep ettiği ihtiyaç ve değerlere göre şekillenen oyuncu bir benliktir.

Pedagog Adem Güneş, bu tarz bilgisayar oyunlarının pedagojik açıdan asla kabul edilmediğini ve gözleri yarı kapalı, ağzı açık, hayalle gerçeğin ayırtına varamayan dikkatsiz çocukların yetişmesine sebep olduğunu dile getirir.

Şeklen eğlenceli görünen pek çok şey esaretimiz oluyor! Kafeslere kapatılmış hayvanlar gibi esaretimizi kendimiz yaratıyoruz. Peki bizim hayatlarımız, çocukları esir alan bu oyun arenalarından farklı mı sanki! Her birimiz ruhun karanlık gecesini, ekrandan sızan parlak ışıkla aydınlatmaya çalışan ‘Ağ vatandaşıyız‘ artık. Kendimizi bu sanal alemde gösterdiğimiz kadar varız. Zihnimizin içinde dönen sahte benlikler bizim gerçekliğimiz olmuş.

Bu sanallık nur topu gibi ‘yalanları’ beraberinde getiriyor.

Garip bir dünya

Dürüstlükten, anlayıştan, yüz yüze iletişimden, duyguları hissetmekten, doğru sözden uzak ilişkileri peşinden sürüklüyor. Kişiliklerimizin cilalanıp parlatılmış şeklini ekrana yansıtıp kendimizle ilgili illüzyon yaratıyoruz ve bu sayede kendimizi değerli hissediyoruz düşünsenize! Dünyadan yoruldukça ağ’a kaçıyoruz ama – bir böceğin, örümcek ağında kısılıp kalması gibi- elimizi kaptırınca gönlümüzü kurtaramıyoruz! İşte böyle böyle beyinler işgal ediliyor, en tehlikeli savaş bu değil mi sizce?!

O güzel insanlar boşuna söylemiyor, bakın ne diyor güzel Allah’ımın Resulü (s.a.v): ”İnsanlar uykudadır (zihin dünyasında kendilerince biçtikleri duygu ve düşüncelerle yaşamaktalar), ölünce (yedikleri kazığı anlar, şaşa kalırlar) uyanırlar! Yeryüzü kendine (beden) has bir sarsıntıya (bedenden çıkış) uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, “Bu yere ne oluyor?” dediği zaman… (Kendisini beden zan’netmenin getirdiği zihinsel depremi fark ediyor.)

Zihin gelgitli, hayal ürünü, oynak, zihni bir arayüz gibi kullanan, asıl olanın Allah bilinci olduğunu idrak edenlerin şükür ki imanında sarsılma olmaz, o insan, bu beden içinde ruh olduğunu, vakti gelince öte alemlere gideceğini bilir, sanalların, gölgelerin peşinde koşmaz….

Bu dünya yaşayışı ancak aslı olmayan bir eğlenceden, oyundan başka bir şey değil ve şüphe yok ki ahiret yurdunda gerçek yaşayış, bunu bir bilselerdi. (Ankebut Tasavvuru 64. İşaret)

Garip bir dünya… Sev’giyle…

KAYNAKÇA

Adem Güneş, https://www.ademgunes.com/Makale/moba-oyunlari-tehlike-saciyor.html, 14 Ağustos 2019

Şadan Yer, https://www.biriktirdiklerim.com/2020/01/insanat-bahcesi/, 8 Ocak 2020

https://www.bbc.com/news/world-europe-50571010

https://challengingboys.com/4-tips-to-keep-kids-safe-on-minecraft/

Sosyal Medyada Paylaşın:

2 yorum

  1. asıl olan hakikatin peşinden gitmeye devam…. Zihnin gelgitlerine yenik düşmeden yol almaya devam … Garip bir dünyadan gerçek dünyaya selamlar olsun

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM