Ahu Kınay Zabun
Ahu Kınay  Zabun
ahuzbn@gmail.com
Stefan Zweig’in İlgi Çeken Kitapları
  • 22
  • 43
  • 01 Nisan 2019 Pazartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Kısacık hayatında inanılmaz eserlere imza atan bir yazar Stefan Zweig. Bu yılın en çok okunan yazarı Stefan Zweig’in ilgi çeken kitapları hakkında bilgi edinmeye ne dersiniz. O kadar çok kitabını okudum ki sizin için ufak bir derleme yaptım. Yazımın devamında yaşamından ve kitaplarından örnekler bulacaksınız. Kitap okumaya vakti olmayanlar ve bir solukta okumayı sevenler için özellikle Stefan Zweig ve kitapları bir numara.

Stefan Zweig Yaşamı

Avusturyalı romancı, oyun yazarı, şair ve gazeteci Stefan Zweig, 1881’de Viyana’da doğar. Zengin, bir ailenin çocuğudur ve eğitim düzeyi çok iyidir. Yunanca, Latince, Fransızca ve İngilizce bilir. Farklı bakış açısı, barışçıl ve hümanist bir yazar olan Stefan Zweig’ın yaşam öyküsü Nazizimle beraber umutsuzluğa doğru sürüklenir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sırasında New York, Arjantin, Brezilya’ya giderek huzuru aramış olsa da Hitler’in yarattığı kaosun kalıcı olacağını düşünür. İnandığı ve el üstünde tuttuğu Avrupa ve onun “akıl, sağduyu, barış” gibi değerlerinin yerle bir edilmesine daha fazla katlanmak istemez. Avrupa’nın içine düştüğü durumdan duyduğu üzüntü ve yaşamındaki düş kırıklıkları nedeniyle 22 Şubat 1942’de Rio de Janeiro’da, karısı Lotte ile birlikte intihar etti. Buna Hitler’in dünya düzenini kalıcı sanmasının verdiği karamsarlığın yanı sıra, kendi dünyasının asla bir daha var olmayacağı düşüncesi neden oldu. Stefan Zweig ve kitapları günümüzde de gerek biyografi çalışmaları gerek romanları, mektupları ve çalışmalarıyla dünya edebiyatının en çok merak edilen, araştırılan yazarları arasında yer alıyor.

Stefan Zweig ve İlgi Çeken Kitapları

1 . Satranç

Kraliyet Oyunu olarak da bilinen Satranç Hikayesi , Avusturyalı Stefan Zweig’in Brezilya’daki sürgününde bitmiş ve 1942’deki intiharından sadece birkaç gün önce Amerikan yayınevine gönderilen final başarısıdır ve bunu psikolojik özelliklere vurgu yaparak yapar. New York’tan Buenos Aires’e gemi ile seyahat eden gemilerde, onlarla birlikte, kibirli ve düşmanca bir adam olan dünya satranç şampiyonu olduğunu buluyorlar. Ona karşı yeteneklerini denemek için bir araya gelirler ve mağlup olurlar. Sonra gizemli bir yolcu onlara tavsiyelerde bulunur ve bütün olayı değiştirir. Kitabın ana karakterinde kendisiyle savaş veren bir kişiyi kendisiyle baş başa bırakmıştır.

Bize hiç bir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz.

İyilikle gülümseyebilen insanlar vardı hâlâ.


Satrancın çekiciliği tek bir şeyden kaynaklanır; stratejinin farklı beyinlerde farklı biçimlerde gelişmesinden.



2. Bir Kadının Yaşamından 24 Saat


Zweig bu kitabında bir kadının yaşamını bütünüyle değiştiren yirmi dört saatlik deneyimini anlatırken, insanda içkin saplantıların ve dayanılmaz arzuların sınırlarında gezinir. Özgürce ve tutkuyla içgüdülerinin peşine takılan bir kadının bu kısa ve yoğun hikâyesi, kadın kalbinin sırlarına ermiş ustanın kaleminde olağanüstü bir anlatıya dönüşür. Yapıtı için mekân olarak muhteşem atmosferiyle Fransız Riviera’sını seçen Zweig, 1920’li yılların sonlarında Avrupa’nın “kibar” tabakasının ikiyüzlü ahlak anlayışına yönelik eleştirel tavrıyla dikkat çeker.

Tüm acılar korkaktır, kendisinden daha güçlü olan yaşama isteği karşısında geri çekilir, çünkü bedenimizin her hücresinde yerleşmiş olan yaşama isteği, ruhumuzdaki ölüm tutkusundan çok daha güçlüdür.

Beklenmedik şeyler yaşamış bir insan için ‘imkânsız’ sözcüğünün anlamı kalmamıştır.

Kızgınlığımı ve umutsuzluğumu size anlatamam.
Fakat benim duygularımı bir düşünün: Uğruna bütün hayatımı bir kenara atmaya hazır olduğum bir insan için, elinin tersiyle kovalayacağı bir sinek kadar değerim yoktu

amok-kosucusu-stefan-zweig

3. Amok Koşucusu

Amok Koşucusunda Zweig, doktor olarak yardıma ihtiyaç duyan bir insana el uzatmanın vicdani yükümlülüğüyle kendi karmaşık duyguları arasında sıkışıp kalan bir adamın hikâyesini ele alıyor. Hollanda Doğu Hint Adaları’nda görev yapan bir doktor, dara düşüp kendisine başvuran çok zengin bir kadının “yardım” talebini geri çevirir. Zira kadının mağrur ve hesapçı tavrı karşısında büyük bir öfkeye kapılmış, gururuna yenik düşmüştür. Ancak söz konusu olan insan hayatıdır. Kısa süre içinde pişmanlığın pençesine düşer. Kadına yardım etmeyi saplantı haline getiren doktor, Malezya halkında rastlanan bir nevi öldürücü delilik olan hummanın, amokun etkisi altına girer.

Belki de insan her şeyi içine atmaktan boğuluyor zamanla…

Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz.

Bana anlatabilirdi…Ona hiçbir şey için söz veremezdim,ama onu dinlemeye hazır olduğumu söylemek bir insanlık göreviydi.Birini zorluk çekerken gördüğünüzde,ona yardım etmek elbette bir insanlık göreviydi.

4. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920’li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun “gönderen”inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: “Sana, beni asla tanımamış olan sana”. Kadın büyük tutkusunu hep bir “bilinmeyen” olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde “taraflar” değil, sadece tek bir “taraf” vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Stefan Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Zweig, bu yeni yolculuğun sonunda “mutlak aşk” kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!

Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?

… Ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur.

Ve sanırım beni ölüm döşeğimden çağırsan, birden ayağa kalkıp sana gelecek gücü bulurdum.

5. Montaigne

Zweig, o sihirli kalemini bu kez özgürlüğün, gerçek ve saf özgürlüğün peşine düşen Montaigne için kullanıyor. Bugünkü Avrupa düşüncesinin temelini oluşturan Denemeler’in yazarının nasıl bir ortamda büyüdüğünü, düşüncelerinin nasıl şekillendiğini, eserlerini yazarken ne gibi şartların hüküm sürdüğünü anlatıyor.Dahası Stefan Zweig, Montaigne’i sadece bir yazar olarak değil düşünen, dertlenen, sorunlar karşısında “iç kalesine” çekilen düşünceli bir insan olarak da anlatmaktadır.

Ne olduğun o kadar bağırıyor ki, Ne dediğini duyamıyorum.

Dünyanın en önemli şeyi, insanın kendi kendisi olmayı bilmesidir.

Kitaplar, insanın hayat yolculuğunda yanına alabileceği en iyi besinlerdir.

Diğer kitap yorumlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Stefan Zweig kitaplarına ulaşmak için tıklayınız

Ahu Zabun

Sosyal Medyada Paylaşın:

22 yorum

  1. Mükemmel bir yazar. Başladığım kitabını elimden bırakamıyorum. O kadar akıcı ve keyifli. Bu yazı da gayet bilgilendirici olmuş. Okumayan birilerinin dikkatini çeker umarım.

    • stefan zweig kısacık hayatına dolu dolu kitaplar sığdırmış. mektubu da çok acıklıydı. yaşanmışlıklar ve korkular çok acı

  2. Kayifli bir kitap tanıtımı olmuş emeğine sağlık. Stefan zweig in her bir eseri muhteşem gibi görünüyor ve kitap okuyamadıgim için yakiniyorum oysa kitap okumaya o kadar çok ihtiyacım varki zaman hep kısıtlı. birde sizin gibi bilgilendirici yazar varken okuyabilsem. Keşke. Çok teşekkür ediyorum Sayın yazar. Güzel bir yazıydı emeğine kalemine sağlık.

  3. Her kitabini seviyorum Zweig in , yasadigi topraklarda yasamaktan da mutluyum . Ayni zamanda Kafka, Mozart gibi ve daha baska sevdigim bestecinin yasadigi yerleri görmek cok güzel 😊

  4. Stefan Zweig in kitapları hakkında verdiğiniz bilgiler ve kitaptaki alıntılar için teşekkür ederim. ben en çok bu beğendim. Gerçekten çok güzel
    *Beklenmedik şeyler yaşamış bir insan için ‘imkânsız’ sözcüğünün anlamı kalmamıştır.*

  5. Stefan Zweig kitaplarını uzun zamandır görüyorum fakat çok popüler olan kitaplara nedense önyargılı oluyorum okuma konusunda , yazınız okumam gerektiği konusunda beni ikna etti teşekkürler 😊

  6. Satranç, Amok Koşucusu ve Bir Çöküşün Öyküsü en sevdiğim kitapları. Diğerleri de.
    Güzel bir derleme olmuş. Teşekkürler. .

  7. Stefan Zweig ve İlgi Çeken Kitapları başlıgını görünce yazarın ismini duymuş fakat eserlerini hiç okumamıştım teşekkür ederim en kısa sürede okuyacagım

  8. Stefan Zweig bildiğim kadarıyla Türkiye’de kitapları en fazla satılan yabancı yazar.
    Çok hassas ve özel bir kalem gerçekten.
    Edebiyatta zorlu bir yolu başarıyla katetmiş bir sanatçı Zweig: Kısa eserde çarpıcılığı yakalamak.
    1000 sayfada anlatılabilecek bir kavramı kısa, düşündürücü, sarsıcı ve vurucu yazabilmek bence bir ustalık göstergesi.
    Ölümü büyük bir kayıp tüm insanlık için.
    Hassas insanlar travmalar ve büyük üzüntüler karşısında tahammüllerinin sonuna geldiklerinde Zweig gibi seçkince, sessizce ve asaletle terk ediyorlar yaşamı.

  9. Sanat: Doğruya, iyiye, güzele koşan at.
    Sanat: Monotonluktan kurtarır insanı, duygu ve düşüncelerimize takar kanat.
    Sanat: Gözümüze gönlümüze heyecan ve can verir, ruhumuza da tat…
    Sanat: Sevenler onunla eder rahat, sevgisizleri eder mat.
    Sanat: Yüzyıllar öncesinde yapılmış olsa bile asla olamaz bayat.
    Sanat: Bencilliğe, çıkarcılığa meydan okur; erdem ve özveriyle büyür iki kat.
    Sanat: Eğer edilirse sanatta inat ve sebat, götürür bizi mutluluğa son sürat.
    Sanat: Resim, müzik, mimarlık, tiyatro, edebiyat… Değildir yan gel yat ya da uydur
    uydur da at; böyle düşünenlerin ya kendileri ya da düşünceleri sakat.
    Sanat: Sımsıkı sarıl boynuna, tut elini iyice; ondan aldığın güçle kötülüğü, çirkinliği
    kaldır, at!

    Erhan Tığlı

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM