Zeynep Gök
Zeynep  Gök
hlyy.5252@gmail.com
İlişkilerde Aynılaşmak
  • 0
  • 284
  • 02 Nisan 2020 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

İlişkilerde aynılaşmak nedir? Aynılaştırmaya başladık mı ilişkilerde neler oluyor?

İlişkilerde karşı tarafın belli özelliğine yönelip yoğunlaşıp sonrasında benzeşmek ve belli bir süre sonra sıkılmak aslında kendini kaybetme noktasıdır. 

Annemiz, babamız, eşimiz,sevgilimiz, çocuğumuz, dostlarımız… Tüm ilişkiler bizim şeklimizdir. 

Ben , ben olduğum için bir başkasıyla yaşadıklarını benimle yaşamayacaksın. Sen de sen olduğun için… Aynı şeyleri yaşamak diye bir şey olduğuna inanmıyorum ben esasen. Kendin olarak kaldığın sürece… 

Bir anne her çocuğuyla aynı şeyleri yaşamaz mesela , çünkü karşısındaki farklıdır. Bu düşünceyle ilişkilerimize bakmak gerek şöyle karşıdan.

İlişkilerde aynılaşmak

Kendin olmaktan ödün vererek, kendine saygını yitirerek sevgini de yalnızca karşı tarafa sunmak, bu çabaya girmek aslında ilişkiye de karşı tarafa da büyük haksızlıktır. Öyle ki kişi evvela kendini tanımalı, kendini sevmeli ve saygı duymalı benliğine. Benlik arayışında kimliğini oluştururken yaşamsal birlikteliklerinde bundan asla vazgeçmemeli. Herhangi bir ailede dünyaya geldiğinde başlamıştır artık bireysel yolumuz. Bu yola vesile olan ailede şekillenir bedensel genetik. Peki tamamen doğduğumuz aileye mi benzer ruh? 

İlişkilerde ayrışmak

İşte tam da burada ayrışıyoruz. Kişilik ve zevkler rotası benliğimizin arayışları sonucunda şekillenir. Şekillendikçe de ‘biz’ oluşmaya başlar. Benim bu konudaki naçizane düşüncem ise; genetik olarak doğduğumuz yerde şekillendiğimiz fakat benlik olarak tamamen ayrışarak dolduğumuz yönde. Şöyle ki; zevklerimize doğru okuruz, sevdiklerimiz dahi huzur hissinde seçtiklerimizdir. Huzur hissi doğduğumuz ailede bulunduğumuzda tarifsiz anlık olarak yaşadığımız hisleri, kendi kurduğumuz ve oluşturduğumuz dünyada bize yaşatanlarla devam eder. O hisle bir çember kurarız kendi benliğimizde aslında ve devam ederiz hayatımızın yönünde. Gerçek benliğimizi kendi ailemizi oluşturarak bulur ve şekillendirmiş oluruz. İşte bunu yaparken kendinden ödün veren, kendine saygısını ve sevgisini yitiren bir kişilik olarak en büyük yanlışı yapıyoruz. Ne karşımızdakini kendimize benzetme gibi bir gaflete düşmeli, ne de ona benzemeye çalışmalı. 

 Farklı harmanlar her zaman yeniliktir. Her zaman sürprizlidir. Benzemek aynılaşmak ise o huzur hissinde birleşen olgudur. Kişilik, karakter benzemez. Benzememeli zira… Olduğu gibi kabul etmeli, benzer olmayan yönlerle sevmeyi öğrenmeli, işte bu yenilik ve farklılık bize yaşamın olmadık yönlerini sunar. Keyifle Yaşar ve harmanlanır dünyamız. 

Fakat aynılaşmaya, aynılaştırmaya başladık mı işler ilk zamanlardaki naifliğini yitiriyor. Arayış ve sorgular başlıyor. Sorgular kendini aramayla devam ediyor. Kendini bulmaya çalışıp karşındakinden uzaklaşırken yok olup bitmek günümüz ilişkilerinin bir tanımı halinde vuku buluyor…

 Sürekli eleştiri dolu bir hayata tahammül edemiyorsak, herkesi olduğu gibi kabul etmeli… Fakat at gözlükleriyle tanımak değil, gerçekten tanıyıp, gerçekten kabullenmek işin formülü…

ZG.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM