Reyhan Yılmaz
Reyhan  Yılmaz
yreyhany@gmail.com
Hacıyatmaz
  • 2
  • 304
  • 21 Mart 2020 Cumartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Zor zamanlardan geçerken kendimi hep hacıyatmaz oyuncağına benzetirim. Oyuncağın altında belirli bir güç vardır ve merkezinden aldığı güçle ne kadar darbe alırsa alsın yere değdiği an derhal ayağa kalkmasını bilir. Ben de hacıyatmaz misali hiç sevmem yas tutmayı, sürünmeyi, yaratılış mayama karşı gibi gelir yerlerde gezinmek. İnanırım ki hiçbir insan aciz değildir çünkü. Evet, duygularımı anlamak, geçişlerine şahitlik etmek için belirli bir süre kendime izin veririm.

Belirsizliğin, korkunun, kaosun, dengesizliğin stres seviyemi artırdığını; ancak bedenimin beni korumak için var olduğunu, bana bir şeyler söylemek için kapıya vurduğunu bilirim. Kapıya gelenin kim olduğunu ve bana ne söylemek istediğini anlamaya çalışırım. Bazen kolay olmaz.

Zira yüreğim kaldırmak istemeyebilir. İşte o sırada hayatın kendisi devreye girer. Tercih senin, beden senin, zihin senin. İster, seni korumakla yükümlü stres hormonlarını yanlış anla ve içinden çıkılmaz bir hal al ki kapı zili daha şiddetli bir şekilde devamlı çalmaya devam etsin. İstersen de kapıyı zamanlıca aç ki gelenin ne demek istediğini anla ve zaman kaybetmeden uğurla o misafiri, teşekkür ederek. Çünkü her şey aslında sana hizmet etmek için var edilmiş.

Nasıl bir oyuncaktır hacıyatmaz?

Bu kararı verdikten sonra kendimi kendime hatırlatırım tabiri diğerle.  Beni ayakta tutacak merkezimin ne kadar güçlü olduğunu hatırlarım. Merkezimde bir zayıflama varsa şayet kendi metotlarımla güçlendirmeye çalışırım köklerimi. Zira kök güçlü olursa dalları budayıp tekrar göğe doğru yükselmeye ve çiçek açmaya devam edebilirim kolaylıkla. Belki de odağımı kaybetmişimdir ve sert bir rüzgar budamam gereken fazlalıkları hatırlatıyordur bana ki zaten bu durumu yönetip rüzgarı selametle atlattıktan sonra hep teşekkür etmişizdir o rüzgarlara. Asıl amaç ise o rüzgar eserken farkında olmak, rüzgara kulak vermek ve kaçmaktan ziyade tenine değmesine, beline dolanmasına müsaade etmek.

Hem son zamanlarda sinirbilim dünyasında en çok konuşulan konulardan biri değil mi beynin alabildiğine esnek bir yapıda olması? Beynimiz deneyimlerimize, duygu durumumuza ve nasıl yönettiğimize göre kendini şekillendiriyor kolaylıkla. Bu da şu demek oluyor ki bizim de hayatta esneyebilmemiz ve düşünce kolaylıkla kalkabilmemiz için gerekli altyapı ve kaynak zaten var. Olmayan bir şeyi yaratmaya çalışmıyoruz. Bilakis yaratılışımızla, beynimizle, nöroplastitite yeteneğimizle uyumlu olmaya çalışıyoruz. Tersi davranıp cam vazo gibi kırılmak ve toparlanamamak, yok olmak yaratılışımıza ters bir durum.

Hem bizi hayvanlardan “üstün kılan” mantıklı düşündürüp çözüm üreten neokorteks isimli harika potansiyelle donatılmış bir beyin yapımız varken neden insan özelliğimizi sergilemeyelim ki? Hem, hayvanlarda bu özellik olmamasına rağmen bizim gibi dünyayı kendine dar eden bir yaratılmış var mıdır acaba?

O zaman, kendimize güçlü bir soru soralım. Gittikçe belirsizleşen bu global dünyada ne kadar hacıyatmazsın?

Sosyal Medyada Paylaşın:

2 yorum

  1. Sonda ki soru üzerine çok düşüneceğim bir soru.
    Cevabını bulabilirsem seninle paylaşacağım.
    Ve bil ki hacıyatmazlara karşı bakış açımı bile değiştirdin bu yazı ile.
    Özlemişim seni okumayı.

  2. Hayatın acımasızlığı hacıyatmaza çeviriyor insanı. Ve hacıyatmaz olamayanı harcıyor sanki çark. Ne acı. Yazınızı çok beğendim, teşekkürler.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Tolga Özşahin: Çok teşekkür...
2020-11-26 23:25:53
2020-11-26 18:29:30
2020-11-15 01:19:23