KubraNur Sayan
KubraNur  Sayan
kubranursayan@gmail.com
Aşkın Trajikomedisi
  • 2
  • 310
  • 23 Mart 2020 Pazartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Aşkın Trajikomedisi…. Sizden önce birini çok sevmiş bir adama denk gelmenin en kötü yanlarından birisi de bir zamanlar çok sevilmiş olan kadının o adam tarafından hiçbir zaman unutulmayacak olmasından endişe duymanızdır. Ya da onu çoktan unuttuğunu milyon defa söylese bile ona inanamıyor olmanızdır. Korkarsınız, belki o kadın kadar çok ya da daha fazla sevilememekten, belki de kandırılmaktan korkarsınız. Başkasının açtığı kapanmamış yaraya denk gelip kendinize de yara açılmasına sebep olmaktan korkarsınız. Geçmiş yaralarınız yüzünden inanmaya, güvenmeye ve devam etmeye korkarsınız.

Aşkın Trajikomedisi

Trajikomedi bu ya; acı çekmekten korkarken bu yüzden acı çekmeye başlarsınız. Kaçmak ve uzaklaşmak istersiniz. Yara almayacağınızın garanti olduğunu sandığınız bir köşeye saklanmak istersiniz. Hatta yalnız yaşamak istersiniz. Çünkü yalnızlık bazen sıkıcı olabilir ama kesinlikle çok güvenlidir. Çünkü yalnız iken çoğunlukla yara almazsınız, canınız acımaz, hiçbir şey olmaz. Bir şeyleri kabullenmeniz gerekmez. Ama bir adamı çok sevmek ve onunla birlikte olmak yorucudur. Size tüm bildikleriniz ve öğrendiklerinizi unutturabilir. Sevginin zaman ve boyut kavramının olmadığını bildiğiniz halde, sırf bir zamanlar başkasını çok sevmiş diye canınızın acımasına sebep olabilir. Dediğim gibi, belki de bunun sebebi onun kadar ya da ondan daha fazla sevilememekten korkmaktır. Onun canını hiç yakmamış bir insan olarak, canını çok yakmış insan kadar değerli olamayacağınızdan korkmaktır. Oysa bu doğru değildir ve bunu defalarca kez tecrübe etmişsinizdir ancak insan ruhu o kadar hassastır ki bunu her zaman unutur.

Birini daha önce birilerini sevdiğimizden daha çok sevebiliriz. Birilerini geçmişte canımızı yakan insanlardan daha önemli bir konuma koyabiliriz. Hassas insan ruhumuz bize her ne kadar aksini söylese bile, iyi tarafından bakmaya çalışabiliriz. Mesela sevmeyi bilen bir adama denk geldiğimizi kendimize hatırlatabiliriz. Ama insan ruhu bu ya, bunu hatırlatmaya çalıştığımızda da ruhumuz bedenimizden ayrılıp ”sevmeyi bilen adama denk gelmiş olabilirsin ama seni sevmeyi bilen adama değil” diye bağırmaya başlar ve diz çöküp hıçkırıklara boğulmamızı sağlar. İnsan ruhu gelgitler yaparak duygularımızla ve aklımızla oynayıp bizi çıldırtmaya bayılır. Çıldırdıkça huysuzluk çıkarırız ve karşı tarafa bunu açıklamayı asla başaramayız. İnsan ruhu hassas ve tuhaftır çünkü. Neden çıldırdığımızı açıklamaya çalışırken daha çok çıldırırız. Sevmek cesaret ister, sevmek emek ister, sevmek sabır ister, sevmek umut ister, sevmek kuvvet ister. Ama tekrar söyleyeceğim; trajikomedi bu ya; sevgiye emek verseniz bile bazen değer bazen değmez.

Bu kadar hassas olmamanın, aşkınızı bu kadar umursamamanın bir yolu olmalı ancak aşkınızı bu kadar umursamazsanız onun adı aşk olur mu ondan da emin değilim. Yani beni sevmiyorsa sevmesin, canını yakan insan kadar onda değerim yok diyebiliyorsak buna nasıl aşk diyebiliriz bilmiyorum çünkü. Çünkü ben herkesin, canını hiç yakmamış insanlar olarak canını bir zamanlar yakmış olan insandan daha değerli olmak isteyebileceğini düşünüyorum. Lakin bu nasıl görmezden gelinir gerçekten bilmiyorum.

Vesselam.

Sosyal Medyada Paylaşın:

2 yorum

  1. Çok çok çok beğendim bakış açını ve bunu ifade ediş tarzını… Bilmediğin her şeyi kendine ve başkalarına zarar vermeden öğreneceğin günler gelecektir. “Çünkü yalnızlık bazen sıkıcı olabilir ama kesinlikle çok güvenlidir.” Bu tespit çok doğru ama eksik. Sıkıcı ve güvenlidir evet ama aynı zamanda kolaydır da… ve unutma hiç bir güzel şey kolay elde edilmez. Okumaya ve yazmaya devam…

    • Merhaba, güzel sözlerin ve bildirdiğin görüşün için çok teşekkür ederim, yazımı okuduğun içinde minnetlerimi sunarım. Bu kadar geç cevap yazdığım için özürlerimi iletiyorum bazı durumlardan dolayı böyle oldu.

      Yalnızlığın kolay olduğu konusuna gelirsek, bunun çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Çünkü insan ruhu her ne kadar kapılarını kapatmaya çalışsa da sevmeye sevilmeye ihtiyaç duyar. Bu durumda yalnız kalmayı başarabilmek çok ciddi bir çaba gerektirecektir. Dışarı çıkmalıyız, alışveriş yapmalıyız, bir işte çalışıp para kazanmalıyız ve bunun gibi daha bir çok hayati meselelerden dolayı insanların arasına karışmak için kendimizi hücreye kapatmış olsak bile oradan dışarıya adım atmak zorundayız. Ve her ne kadar aksini dilesek bile insan ruhunun dışarıdan birisine ilgi duymaya başlayabilmesi an meselesidir. Ya da mutlu çiftler gördüğünde onlara imrenmesi, film izlediğinde keşke bende böyle olsaydım demesi an meselesidir. insanlarla olmak her ne kadar zor ise, yalnız olmak ve bilhassa yalnız kalmayı başarabilmenin de bir o kadar zor olduğu kanısındayım. Bir söz vardı kimin hatırlayamadım şuanda ama diyordu ki ” hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapamaz” insan hayatına alışmış toplumsal ve çevresel yaşayan insanlar olarak nasıl yalnızlık bizim için kolay olabilir ki? Ama diğer söylediğin her şeye sonuna kadar katılıyorum ve destekliyorum. Tekrardan teşekkürlerimi ve minnetimi iletirim. 🙂

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM