Hayat insanlara kimlikler ve bu kimliklere bazen elbiseler diker.
Benim de vardı böyle bir elbisem, birgün onu çıkarmaya karar verdim, onu çıkardığımda kendimi bir portakal gibi soydum, soydukça kabuklarımı, yeni bir BEN ile buluştum.
Bir çocuk oyunu gibiydim sanki, portakalı soydum, başucuma koydum, ben bir GER-ÇEK uydurdum, duma dum dum misali.
İşte o kendime ayma anımda yeni kimliklerimle buluştum;
Eğitmen.
Profesyonel Koç.
Ve acemi bir Yazar.
Her şeyin acemiliğini seviyorum zira ben, Turgut Uyar'ın dediği gibi; "belki de asıl Ustalık budur, her zaman Acemi olmayı bilmek"
Bunu unutmazsam/bunu unutmazsak daha daha daha elbiseler dikeriz kendimize, bedenimize ve tin'imize.
Belki de YAŞAMAK budur.
Selam olsun herkese.
Son yıllarda en çok duyduğumuz cümledir; "Affetmek hafifliktir." Bir tüy gibi hafif olmayı hepimiz çok isteriz, lakin affedebilmekle ilgili çoğumuz yeteneksiziz. Fakat bu durum tarifsiz…
Selvi Boylum Al Yazmalım filminde, bir kadın sorardı hani?-Sevgi neydi?Yıllarca aradık durduk cevabını hepimiz. Sahiden de sevgi neydi? Nil'in bir şarkısındaki sözler gibi, "modern zamanlarda…
Bugün dedikodu konusunu yazmak istedim pazartesi yazısında ancak yazıyı ben yazmış olucam ama konuyu Sokrates anlatmış olacak. Çünkü söyledikleri hepimize ders niteliğinde. Her neyse; Sokrates…
Bugünkü yazı da iş yerindeki zor insanlarla nasıl başa çıkılır konusunda kendi yöntemlerimi yazacağım. Adı üstünde "bu benim yöntemim" sana uyup uymayacağı senin kendi deneyimin…
Bugünkü pazartesi yazımı, Teoman'ın bir şarkısında söylediği gibi; " Yazdan kalma bir gün "e ayırdım. Yazdan Kalma O gün Ortaköy'de bir dükkana girdik arkadaşlarla, onlar…