Hayat insanlara kimlikler ve bu kimliklere bazen elbiseler diker.
Benim de vardı böyle bir elbisem, birgün onu çıkarmaya karar verdim, onu çıkardığımda kendimi bir portakal gibi soydum, soydukça kabuklarımı, yeni bir BEN ile buluştum.
Bir çocuk oyunu gibiydim sanki, portakalı soydum, başucuma koydum, ben bir GER-ÇEK uydurdum, duma dum dum misali.
İşte o kendime ayma anımda yeni kimliklerimle buluştum;
Eğitmen.
Profesyonel Koç.
Ve acemi bir Yazar.
Her şeyin acemiliğini seviyorum zira ben, Turgut Uyar'ın dediği gibi; "belki de asıl Ustalık budur, her zaman Acemi olmayı bilmek"
Bunu unutmazsam/bunu unutmazsak daha daha daha elbiseler dikeriz kendimize, bedenimize ve tin'imize.
Belki de YAŞAMAK budur.
Selam olsun herkese.
Bu hafta ki yazımı bana bu kelime verilmeseydi bile yazının içinde mutlaka kullanacak olduğum, VEFA 'sını çok defa deneyimlediğim sevgili dostum ve aynı zamanda devrem…
Bu hafta ki yazımın adı; 'Söz, Bağlılık ve Özgürlük.' Onlar benim sevdiğim adamın kelimeleri ve bugün onun canının doğduğu gün. Doğum dedim de insan iki…
Bugünkü yazım başlığı kadar. Ah Matsuşima! Bu iki kelime bir Japon şiiriymiş, şair gözlerinin önündeki manzaradan o kadar çok etkilenmiş ki sadece bu iki kelimeyi…
Geçenlerde dinlediğim bir podcast'de Murathan Mungan ona yaşlı bir dostu tarafından söylenen şu cümleyi hiç unutmadığını söyledi, zira bu günlerimiz için gerçek bir hediye gibi…
Bu hafta ki yazımın adı; Hayal, Potansiyel ve Keşif. Onlar benim için sevgimin tanımını eksik yapabilme ihtimalinden korkacak kadar özel, hayatımda yolumu bulmamı sağlayan bir…