Yaşadığım müddetçe yazmaya devam… Yeni öyküler hayat var olduğu sürece yazılacaktır elbet. Değişmeyen tarzım ve çizgim olacaktır çünkü bu pek rağbet görmeyen çizgiyi oturtabilmek için çok emek verdim. Bana niye entelektüel, zengin ya da aydın birini yazmıyorsunuz diye sorduklarında onlara şu cevabı veriyorum: Bunları, çoğu yazar yazdı zaten asıl yazılmayan insan tiplerine bakmak lazım. Kim bunlar; varoşlar, ötekileştirilenler, yabancılaştırılanlar, yalnızlaştırılanlar ve sistemin çarklarında ezilip yok sayılan insanlar… Bunları çoğu yazar yazmaya değer görmedi bence asıl hayatlar bunlarda… Filler Ölüme Yalnız Gider adlı kitabın yazarıyım aynı zamanda.
Jale Sancak deyince aklıma ilk gelen Galapera Sanat Evi ’dir. Jale Sancak bu sanat evinin kurucusudur ancak onunla özdeşleşmiştir. Kendisiyle ilk karşılaşmam yine Galapera Sanat…
Refik Halit Karay, 18 Mart 1888’de İstanbul’un Beylerbeyi semtinde dünyaya gelir. Babası Maliye Nezareti Ser-veznedarı ve Bank-ı Osmanî Nâzırı Mehmet Halit Bey, annesi ise Kırım…
Onu anlatmaya bu satırlar yeter mi bilemiyorum ama şunu söylemek kesinlikle mümkün. O, boyundan büyük işler yaptı. Hem televizyonda hem de tiyatroda gördük onu. Hababam…
“1950 kuşağı öykücüleri arasında yer alan Vüs’at O. (Orhan) Bener (1922-2005), 1950’de New York Herald Tribune Gazetesi ile Yeni İstanbul gazetesinin ortaklaşa düzenledikleri öykü yarışmasına…
Matruşka Çoluk çocuk hazır evdeyken biraz da çocukluğumuza gidelim. Çocukken oynadığımız bebekleri hatırlarsınız, kız çocukları bebeklerle evcilik oynayarak, erkek çocukları ise uçurtmaları göğe yükselterek, toprak…