Düşüncemi giydirdiğim minyatür Saksıdan fışkıran iki yavru kaktüs Gücünü alnına saklayan kör/ebe Testisi damlıyor gecemin Kupa kızı aynaya yansıyor Göz kapaklarımı yokluyor soğuk hücrem Allah…
Ruhumu örüyordum kendi ipimle. Atılan her bir ilmeğin yalnızlığımı büyüttüğünü bildiğim hâlde sürekli örüyordum. Bir ağ partisi ise dünya; ben örümcek şevkiyle kendimi örmenin, yermenin,…
Sarı, kırmızı, yeşil yapraklara buruşuk bir kağıt muamelesi yapmamak için özenle basıyordu ruhum ve gün geliyordu yaprak hışırtılarında kaybolmak için bir melodiye çeviriyordu adımlarını... Nezaket…
Buğday tarlalarının, rüzgarla efil efil sallanışını, son görüşümdü. Sır ağacımla vedalaşamamıştım bile. Gözlerimin seğirmesinden anlamalıydım, ruhumun büyük bir göçe şahitlik edeceğini. Ama anlayamadım işte. Hüzünler…
"Geceye beyaz bir hırka giydirdim, üşümesin diye. Gökyüzü yıldız yıldız parçalanmış geldi gözüme, yüreği yaralı, boşluktaydı bulutlar ve insanlar nedenli nedensiz..." Yazmak tuhaf geldi ayın…