Nasrettin Hoca fıkraları dilden dile dolanır. Eskilere bir göz atalım dedik ve güne Nasrettin Hocayla devam etmek istedik.
Sivrihisar’ın Horto köyünde doğmuştur. Babası, aynı köyün imamı Abdullah Efendi idi. İlköğrenimini babasından alarak Arapça ve din bilgilerini öğrendi. Kur’an’ı hıfzetti. Ayrıca çevrede etkili hocalardan dersler aldı. Konya Medresesi’nde eğitimini tamamladı. Sivrihisar ve Akşehir’de köy hocalığı, imamlık, müderrislik, kadılık yaptı. Akşehir’e yerleşip orada öldü. Aynı yerde türbesi vardır.
ADAM OLMAK
Bir gün Hoca nın bulunduğu bir sohbette sormuşlar:
“Hocam, adam olmanın yolu nedir?”
Hoca düşünceli düşünceli, başını bir o yana bir bu yana sallayarak “Söyleyen olursa dinlemeli, dinleyen olursa söylemeli” demiş.
ANAHTAR
Hoca bir gün anahtarını kaybetmiş. Bahçede döne döne anahtarını arıyormuş. Hanımı sormuş: “Hocam, anahtarı nerede düşürdün?”, “Be kadın,” demiş Hoca, “nerede düşürdüğümü bilsem, hiç arar mıyım?”
DÜNYA KAÇ METRE
Arkadaşlarından biri Hoca ya sorar: “Hoca, dünya kaç metre?”
Tam o sırada bir cenaze geçiyormuş yanlarından. Hoca onu göstererek:
“Ona sor! Bak, ölçmüş biçmiş, gidiyor!..”
ALLAH BİLİYOR
Nasreddin Hoca bir cimri tanıdığının evine gittiğinde tanıdığı ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmiş. Nasreddin Hoca bayat ekmeği dişi kesmeyince sinirinden balı kaşıkla yemeye başlamış. Ev sahibinin gözü yerinden oynamış:
“Aman efendim, bal ekmekle yenmez ise, insanın içini sıyırır.”
Nasreddin Hoca hiç ses çıkarmadan balı bitirmiş ve: “Kimin içinin sıyrıldığını Allah biliyor,” demiş.
Nasreddin Hoca oğlunun eline bir testi tutuşturup çeşmeden su getirmesini istemiş. Çocuk dışarı çıkarken de ensesine bir tokat atıp:
“Testiyi kırma ha!” diye öğüt vermiş.
Bunu gören komşulardan biri:
“Yahu hocam demiş, henüz testiyi kırmadan niye dövüyorsun yavrucağızı?” Hoca cevap vermiş:
“Testiyi kırdıktan sonra neye yarar be birader!”
CİMRİ
Cimri ve de boşboğazın biri Hoca ya: “Ya Nasreddin Hoca” demiş “demek parayı çok seviyorsun. Acaba neden?”
Hoca cevabını yapıştırmış.
“Senin gibilere muhtaç olmamak için… “
ELİMİ AL!
Mahallenin cimri kasabı, göle düşmüş. Başlamış çırpınmaya. Hemen koşup köylüler:
“Elini ver, elini ver!” diye bağırmışlar. Ama adam elini uzatmamış. Tam göz göre boğuluyormuş ki Hoca seslenmiş:
“Yahu, o elini vermeyi bilmez. Elimi al diye bağırsanıza!”