Neden Mi Duygusal Zeka?
  • Facebook
  • Twitter
  • 18 Temmuz 2020
  • 0
  • 266
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -
Abone Ol 

Neden Mi Duygusal Zeka?

Beni tanıyanlar duygusal zeka konusundaki hassasiyetimi bilirler. Profesyonel hayatta da gerek gençler gerekse yetişkinler için duygusal zeka atölyeleri düzenlemek mesleğimin en tatmin edici taraflarından biridir. Tamam da insanların çoğu IQ seviyesine bu kadar önem verirken neden duygusal zeka?

Bilimsel araştırmalar ne diyor?

Öncelikle paylaşmam gerekir ki bireyin mutlu ve başarılı olabilmesinde duygusal zeka kapasitesi %80 rol alırken, IQ kapasitesi ise %20 lik bir paya sahip. Bunu elbette bilimsel araştırmalar söylüyor. Sadece başarılı olsun derseniz de iyi bir IQ seviyesi yeterli olacaktır. Ama tahminimce hiç kimse ne evladı ne de kendisi için mutsuz ama başarılı bir hayatı hayal etmeyecektir. Yine bilimsel araştırmalar diyor ki kişinin mutluluğunda dış faktörler %10, davranışları %40, genetik ise %50 bir öneme sahip. Yani bu mealen şu anlama geliyor:

Mutluluğun formülü

Mutlu olabilmemiz %40 bizim elimizde. Burası cepte. Değiştirmesi elimizde olmayan dış faktörler ve genetik unsurlarını dönüştürebilmek ise (değiştirmek değil) bizim elimizde. Bu dönüştürme işi için de duygusal zeka kapasitemi genişletmeye ihtiyacım var. Şayet duygusal zeka kapasitemi esnetebilirsem mutlu olabilmem %100 benim elimde olmuş oluyor.  

Ayrıca, Apple gibi büyük bir şirket bu konunun önemini bildiğinden olsa gerek mülakatta adaylara duygusal zeka kapasitesini ölçen sorular soruyormuş.

Peki, nedir bu duygusal zekayı oluşturan özellikler?

  • Kendini ifade edebilme,
  • Karşıdakini anlayabilme,
  • Empati yeteneği,
  • Duygularını kontrol edebilmek
  • Değerlerinin farkında olmak,
  • Sağlıklı iletişim kurabilmek,
  • Takım ruhuna sahip olabilmek,
  • Karşılaştığı olaylarda esneyebilme becerisi,
  • Resmin bütününü görebilmek……

Örnek vermem gerekirse, çocuğunuzun IQ seviyesi çok yüksek, çok da iyi ders çalıştı ve tıp fakültesini kazandı. Fakülteye devam ederken fark etti ki bu meslek onda bir değer oluşturmuyor. Dolayısıyla çok mutsuz. Kimseyle görüşmüyor, sosyal bir çevresi yok. Bir müddet sonra tıp fakültesinden mezun olmuş ama işini zorla yapan, her pazartesi işe gittiği için sendroma giren, hastalara müşteri gözüyle bakan, dolayısıyla ailesine ve çevresine de bu olumsuz enerjiyi yayan bir kişi yetişmiş oluyor.

İçimdeki müzik

Başka bir örnek daha ele alalım. Kontrol edemediğimiz bir dış faktör nedeniyle işimizi kaybettik. Duygusal zeka becerisi olan “esneyebilme” yeteneğine sahip değilsek sürekli her şeyde “mantık” aramayı seven sol beynimiz devreye girer ve “neden ben, ben alnımın akıyla kazanmıştım, o işi geri alıncaya kadar başka iş yapmam, o iş benim hakkım” gibi söylemlerle geriye saymış oluruz ve çözüm odağımızı kaybederiz. Oysa ki hayat sürekli gelişmemiz ve dönüşmemiz üzerine kurulu bir sistemde döndüğü için bizim de kendisiyle adeta dans etmemizi bekliyor. Dans etmeyip teklifi ısrarla kabul etmeyince oturduğumuz yerde zaman akıp gitmiş oluyor ve müzik bittiğinde dans etme imkanını kaçırmış oluyoruz.

İşte, duygusal zeka kapasitesini geliştirmek ve esnetebilmek o müziğe kulak vermeyi, gelen teklif olumsuz gibi görünse de kendi dansını ortaya koyabilme ve hayatı yakalayabilme imkanı veriyor. İçindeki müziği duyabilenler de zaten içsel mutluluğu yaşayan ve dolayısıyla da başarıyı kendiliğinden elde eden kişiler oluyor.

O zaman, yaşasın duygusal zekaaaa!

Reyhan YILMAZ / lavantakocluk

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM