Logoterapi Nedir?
  • Facebook
  • Twitter
  • 11 Temmuz 2020
  • 7
  • 281
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    2 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 4,50.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -
Abone Ol 

Logoterapi Nedir?

Bugün seni enfes bir ekolle ve bu ekolün kurucusu, aynı zamanda ruhdaşım diyebileceğim bir Psikoterapist olan Victor Frankl ve logoterapi ile tanıştırmak istiyorum.

Frank, 2. Dünya savaşında toplama kamplarında kalmış, anne, baba, erkek kardeşi ve eşini de toplama kamplarında yapılan işkenceler sonucu kaybetmiş yüce bir ruh. Logoterapi isimli öyle muhteşem bir ekol geliştirmiş ki kitabı alıp kolye niyetine göğsüme takmak istedim. Zira, tüm hücrelerimle inandığım bir doğrunun adını koymuş canım Frankl.

Logoterapi

Öncelikle teorisine neden “logoterapi” ismine verdiğini paylaşayım. Logos, “anlam” manasına gelen Yunanca bir kelime olup teorisi, insan varoluşunun anlam kadar insanın böyle bir anlama yönelik arayışı üzerine odaklanmaktadır.

Hatta, hemencecik Nietzsche’nin şu sözüyle bağlantı kuruyor Frankl:

“Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıl’a dayanabilir.”

Bir düşünelim lütfen. Uzun bir süre toplama kampı gibi çok ağır ve insanlık dışı koşullara maruz kalıyorsun ve çekirdek ailen dahil en sevdiklerini kaybediyorsun. Niçin hala umut besleyebilirsin ki? Yaşamak ne mana ifade edebilir senin için? İşte, tam da bu noktada insanın anlam arayışı kavramına dikkat çekiyor Frankl. Çünkü yaşamak için bir nedeni olan hem her nasıla dayanabiliyor gerçekten. Frankl’ın yaşama amacı da işte bu inancını çok fazla insana ulaştırabilmek ve onları hayata döndürebilmek.

Logoterapinin üç temel yolu

Logoterapiye göre ise yaşam anlamı üç yoldan bulunabilir:

  1. Bir eser yaratmak,
  2. Bir şey (iyilik, güzellik, sevgi) yaşamak,
  3. Kaçınılmaz acıya karşı tavır geliştirmek.

İlki, genel olarak hepimize çok aşina olan bir yol aslında. Bu dünyaya bırakmak istediğim bir eser ne? Bazen bir kitap yazmak, bazen bir okul yaptırmak bazen de yaptığımızın mesleğin kendisi başlıbaşına bir ürün.

Sevgi, yaşatmaktır.

İkincisi, çok ilginç geldi bana. Doğayı, kültürü hele de olanca eşsizliğiyle bir insanı yaşamak yani onu her şeyiyle sevmek ikinci bir yoldur terapide. Kendi cümleleriyle aktarayım:

“Sevgi yoluyla insan, sevilen kişideki temek kişilik özelliklerini ve eğilimlerini görebilecek duruma gelir ve dahası, onda gerçekleşmemiş olan ancak gerçekleşme potansiyellerini görür. Ayrıca, sevgi yoluyla kişi, sevdiği insanın bu potansiyelleri gerçekleştirmesini sağlar.”

Yani, bir insanı sevmek, onu yaşayabilmek aslında bir nevi onu yaşatabilmek diye anlıyorum ben bu cümleyi. Bu noktada, Elif Şafak’ın “Bir insanı sevmek, onu hafızasındaki tüm yaşanmışlıkları temize geçmektir” sözü geliyor aklıma. Ne kadar enfes bir tanım değil mi? Peki, kaçımız böyle sevebiliyoruz?

Acıya bakış açımız

Gelelim üçüncü ve benim inancımın seneler evvelinden Frankl tarafından dile getirilmiş haline. Logoterapi diyor ki yaşamda bir anlam varsa acıda hayli hayli vardır. Asıl hedef acıdaki anlamı bulup dönüştürebilmektir. Hani, Spinoza’nın seneler evvelinden dile getirdiği gibi:

“İnsanın acı duygusu, buna ilişkin net ve kesin bir tablo oluşturabildiği zaman acı olmaktan çıkar.”

Acım kaçınılmazdır, bunu kabullenip cesaretle acı çekmeyi kabul edince yaşam da anlamını son ana kadar korumuş oluyor. Elbette bu, sürekli acı içinde olalım anlamına gelmiyor. Acı çekmemize neden olan durumu yaratıcı bir şekilde değiştirmek önceliğimiz olmalı. Ama üstünlük, gerektiği takdirde acı çekmesini bilmektir diyor logoterapi. İnsan varoluşunun temelde geçici oluşunu da aklında tutan logoterapi, kötümser değil, eylemcidir. Hatta burada Frankl’ın çok sevdiğim bir bakış açısını paylaşmak istiyorum. Diyor ki:

“İkinci defa yaşıyormuşçasına ve ilk kez şimdi yapmak üzere olduğunuz gibi hatalı hareket etmişçesine yaşayın.” Yani, hataları deneyimlere çevirmişçesine temkinli, aynı zamanda ilk defa yapıyormuşçasına da akışta kalarak, olasılıklara kapı aralayarak yaşamak.

Acı çekme özgürlüğü

Logoterapi ve canım Frank’a dair söylenecek sayfalarca söz var. Ancak, insanın en zor zamanda dahil bir tercih hakkı olmasıyla ilgili bakış açısını paylaşarak yazımı bitirmek istiyorum:

“Toplama kampında bile bir tercih her zaman vardır. Bu tür koşullar altında bile, temelde insan ne olacağına-ruhsal ve tinsel olarak- karar verebilmektedir. İnsan, onurunu bir toplama kampında bile koruyabilir. Dostoyevski bir keresinde şöyle demişti: “Beni korkutan tek bir şey var: Acılarıma değmemek.” Kamptaki davranışları, acıları ve ölümleri, son içsel özgürlüğün kaybedilemeyeceği gerçeğine tanıklık eden şahitlerle tanıştıktan sonra, bu sözler sık sık aklıma geliyor. Bu insanların çektikleri acıya değdikleri söylenebilir; acıya katlanma yolları, gerçek bir içsel başarıydı. Yaşamı anlamlı ve amaçlı kılan şey, insanın elinden alınmayan işte bu ruhsal özgürlüktür.”

İnsanın Anlam Arayışı , Viktor E. Frankl’ın “Logotherapy” adını verdiği teorisini uygulamasının otobiyografik bir ifadesidir. Kitap hakkında bilgi için tıklayınız.

Reyhan YILMAZ

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

7 yorum

  1. Yine çok keyifli okudum yazını Reyhan’ım.
    Benim gibi bir disleksiye Logoterapi’yi böyle basitçe anlatmış olduğun için kendi adıma çok teşekkür ederim sana.
    Victor’a da haksızlık etmek istemem ama ben senden anladım yahu:)

  2. Kitabı okurken uzun uzun düşündüm, Victor Frankl’ın onca acının içindeki araştırma azmine hayran kaldım. Söylediğin gibi Logoterapide keşfedilecek öyle çok şey var ki can Reyhan’ım…

  3. Her gün yeni bir şey öğrenmek ne güzel, bilgiyi farklı bir bakış açısından okumak ne muhteşem, güzel yazan dostlarla tanışmış olmak ne paha biçilmez bir deneyim. Reyhan Hanımcığım, tebrikler.

    • Canım Neşe Hanımcım, aynı duyguları paylaşıyorum. Birbirimizi henüz görmeden görünmez iplerle bağlanmak ne muhteşem! Çok şükür!

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM