Kadına Şiddet ve Çözüm…
  • Facebook
  • Twitter
  • 26 Temmuz 2020
  • 3
  • 302
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -
Abone Ol 

Kadına Şiddet ve Çözüm…

Birkaç gün önce erkek şiddetinin son kurbanlarından biri olan Pınar GÜLTEKİN’in Ardından bir yazı yazmıştım.

O günden beri konuyla ilgili bir sürü yazı yazıldı, bir sürü çözüm önerildi. Aslında daha önce de yaşanan onlarca kadın cinayetinden sonra yazılanlardan pek de farklı bir şey yoktu medyada.

En büyük klişe ise hep olduğu gibi “Eğitim Şart…

Yıllardır her toplumsal sorunda ortaya atılan ve artık anlamını kaybetmiş bir çözüm ifadesi; ‘Eğitim Şart

Trafik kazalarının önlemek için eğitim şart…

Sporda şiddetin önüne geçmek için eğitim şart…

Sağlıklı beslenme için eğitim şart…

Bilinçli tüketici olmak için eğitim şart…

Ve adını anmak bile istemediğim son olayın ardından da en çok söylenen sözlerden biri ‘eğitim şart’ …

Evet, eğitim şart elbette.

Ancak ‘Eğitim Şart’ ifadesi, bizim ülkemizde şu anlama geliyor: ‘Devlet ve öğretmenler bu işi okulda halletsin.

Yakında ‘okullara kadına şiddetle ilgili ders konacak’ cümlesini duyarsanız şaşırmayın…

Eğitim kelimesinin içeriği toplumun neredeyse tamamı tarafından ‘hayvan terbiyeciliği’ gibi bir iş olarak algılanmaya başladı. Bütün sorunlar hemen eğitimcilerin omuzlarına yüklenip çabucak unutuluveriyor. Eğitimi yönetenler de müfredata konu hakkında birkaç ekleme yapıp sorumluluklarını yerine getirmiş olmanın rahatlığı ile köşelerine çekiliyor.

Yıllardır toplumsal sorunların çözümü için okullara ders olarak konan hiçbir meselemiz çözülemedi. Sigara, sağlıklı yaşam, trafik, enerji tasarrufu, nezaket, güzel konuşma ve daha onlarca konu…

İnanın iyi ve güzel şeylerin tamamı, okulda öğretmenler tarafından müfredatta olsa da olmasa da anlatılıyor. Çözümsüzlüğün ana nedeni eğitimin sadece okulda olduğunu sanmak.

Öncelikle kafamıza şunu net bir şekilde yerleştirmeliyiz: ‘Eğitim anne karnından başlayıp ölene kadar bitmeyen bir süreçtir ve toplumun tamamı bu sürecin aktörleridir.

Herkes kabul eder ki, eğitim ailede başlar. Ailelerin erkek ve kız çocuklarını okul öncesi dönemde nasıl yetiştirdiklerini, neleri empoze ettiklerini zaten hepimiz biliyoruz. Okul çağı başladığında ise derslerinden başka neredeyse hiçbir şeyi ile ilgilenilmeyen çocukların okulda alacakları eğitimden ne hayır beklenir ki?

Okulda verilen eğitim, başta aile olmak üzere sürecin diğer aktörleri tarafından geri alındıkça çocuklarımızda hiçbir olumlu davranış değişikliği olmayacaktır.

Ama olayın elbette bir de devlet, emniyet ve yargı ayağı var ve bence en kalıcı çözüm de bu noktada…

Sokakta kavga eden, adam döven, kadınlara sözlü ya da fiziksel tacizde bulunan ya da buna benzer davranışlarla genel hayatın huzurunu bozan kişiler, çoğu zaman çok hafif cezalarla hatta bazen hiç ceza almadan aramızda dolaşmaya devam ediyor. Bu kişilerin hak ettikleri cezayı almaması başkalarına da cesaret veriyor.

Hem sayıları hem de cesaretleri artan bu insanlar patlamaya hazır bir bomba gibi aramızda dolaşıyorlar.

Hepimiz her gün karşılaşıyoruz böyle insanlarla…

Olaylar bazen göründüğünden çok daha vahim sonuçlara sahiptir.

Basit bir laf atma ya da fiziki taciz, bir genç kızın ruhunda derin yaralar bırakabilir. Ya da binlerce genç kızın belli saatlerde belli yerlerde dolaşma özgürlüğünü kısıtlayabilir.

Doğru olup olmadığını bilmiyorum. Ama aşağıdaki hikayeyi çoğunuz duymuşsunuzdur.

İngiliz genç kız, ders çalışmak için gittiği arkadaşından gece yarısı dönüyordu.
Kestirme olsun diye, parkın içinden geçmeye karar verdi.Yürürken arkasında ayak sesleri duydu. Bir karaltı onu takip ediyordu. Kız hızlandı. Karaltı da hızlandı. Kız koştu. Karaltı da koştu. Kız kötü niyeti anlamıştı.

Çığlık atmaya başladı.

Yoldan geçen bir iki kişi çığlıkları duydu. Parka koştular.

Karaltıyı yakaladılar. Karakola teslim ettiler. Karaltı yargılandı ve yargıç kararını açıkladı. “Yedi yıl, yedi gün hapis…”

Gazeteciler Yargıç’a koştular. “Saldırgan kıza elini bile sürmemiş. Niyetlenmiş sadece..
7 yıl, 7 gün çok değil mi?.”

Yargıç cevap verdi. 

Adamın niyetinin cezası 7 gün.. 7 yıl, İngiliz kızlarının gece yarısı parkta tek başına dolaşma hak ve özgürlüklerini tehdit ettiği içindir.

İşte yeni Pınar GÜLTEKİN’lerin olmasını engelleyecek en önemli adım budur.

Kanun koyucular ceza kanunlarını yazarken, uygulayıcılar da karakollarda ya da mahkemelerde olaylara İngiliz hakimin bakış açısıyla bakmazlarsa daha çok acı haberler duyacağımızdan hiç şüpheniz olmasın.

Ahmet KESKİN

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

3 yorum

  1. “Kanun koyucular ceza kanunlarını yazarken, uygulayıcılar da karakollarda ya da mahkemelerde olaylara İngiliz hakimin bakış açısıyla bakmazlarsa daha çok acı haberler duyacağımızdan hiç şüpheniz olmasın.” Katılıyorum Ahmet bey çok güzel özetlemişsiniz. Yazınızda eğitimin sadece okullarda olması gereken bir durummuş gibi algılanmasının yanlışlığından ve bunun doğurduğu olumsuz tablodan bahsetmişsiniz. Çok haklısınız bu konuda. Eğitimin temelini ilk bizlerden alıyor çocuklarımız. Ve o öğretmenleri yetiştirenler de bizleriz ayrıca. Önce kendimizi yetiştirip eğitmeliyiz ki çocuklarımızı ve çocuklarımızı yetiştirenleri yetiştirebilelim. Verdiğiniz örnekteki bakış açısıyla bakabilmek de bununla mümkün olabilir sanıyorum. Ailede sevgi dolu ve iyi bir ortamda yetişmiş bir çocuk bir de okulda iyi bir eğitim alırsa toplum iyileşmeye başlayabilir. Kaleminize sağlık, farkındalık yaratan bir yazı olmuş.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM