Hüzün, Sarhoş ve Kuzgun.
  • Facebook
  • Twitter
  • 13 Temmuz 2020
  • 13
  • 403
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    3 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -
Abone Ol 

Hüzün, Sarhoş ve Kuzgun.

Bu hafta ki yazımın adı; Hüzün, Sarhoş ve Kuzgun. Onlar ‘Mavi Ruhlu Kuzgun’ bir kadın olan Esra ERDOĞAN’a ait ve ben onun bana verdiği kelimelerle onu yansıtmaya çalışacağım bu hafta ki yazım ile.
Yazıya başlamadan önce seninle ilgili ilk anımı yazmak isterim buraya, sen hatırlar mısın bu anıyı bilmem ama ben çok net anımsıyorum onu.
UCİM ‘in Nazım Hikmet Kongre Salonunda yapılacak olan toplantısına katılmadan az önce yazışmıştık instagram da seninle, konuştuğumuz esnada kendine neden bu ismi verdiğini henüz bilmiyordum fakat ilginç bir şekilde toplantı günü senin o derin masmavi gözlerin sayesinde seni hemen oracıkta tanıyordum.

Hüzün

Siz Mavi Ruhlu KUZGUNsunuz değil mi? diye sormuştum sana ve gülümseyerek evet demiştin bana. Anı bu kadar, bu kadar kısa işte, fakat ben baktığım o derin, depderin mavilikte o gün ve sonra ki pek çok gün HÜZÜN görecektim her defasında.

Cevabı ise pek çok paylaşımında ve hikayende bulacaktım sonrasında ve yaptığın pek çok paylaşımda taşıdığın hüznün evrenselliğine inandıracaktın beni, mesela bir hikayende yazdğın şu sözler, ‘baht ne kederli bir kelime, Tanrı’ya elindeki çiçekleri bıraktırır ve can havliyle bağırır bir kadın; ‘yerlere çiçek atmayın’. Belki de o kadın sensindir, ne dersin? Whatsapp mesajı bile bu cümle olan seni tanımaya çalışırken, instagram’ın bir güzellik yapıp da ruhumuzun şarkılarını çalmamıza izin verdiği ilk günlerde çaldığın ilk şarkılardan birinin ‘HÜZÜN KOVAN KUŞU’ şarkısı olmasına hiç şaşırmadım bu sebeple, hatta bu şarkı ile paylaştığın fotoğrafın durur hala daha telefonumun galerisinde.
Peki sen bilir misin bu şarkının hikayesini, yazsam dinler misin? E peki başlıyorum öyleyse;

‘Bir zamanlar birbirini çok seven iki genç varmış, her gün aynı yerde buluşurlarmış, sahil kasabasının köhne limanındaki eski iskele üzerinde, muhabbetle birbirlerinin gözlerine dalar, zamanı unuturlarmış, bazen de susar, sadece denize bakarlarmış.

Bu hep böyle sürüp giderken ayrılık rüzgarı esmeye başlamış, o eski iskele, artık onların kavgalarına mekan olmuş.

Sonra adam gitmiş, ardına bile bakmamış, sanki hiç sevmemiş gibi kızı öylece bırakarak. Kız günlerce iskeleye gelmiş, yalnız başına oturmuş, ağlamış, beklemiş ve bu ağlamalar günlerce sürmüş. Günlerce.

Kız umudunu yitirmiş ve fırtınalı bir gün yine iskeleye gelmiş. Bir süre denize bakmış, gözyaşları yanaklarını ıslatıyormuş, “Bitti” demiş. “Bu son günüm” “Bir mucize olmayacaksa, ben gidiyorum” ve bir müddet iskelede oturmuş, etrafına bakınmış…

İnanmasa bile bir mucize beklemiş, kendini durdurması için, onu beklemiş. Olur da gelir diye. Fakat beklenen gelmemiş, kız ayağa kalkmış, gözlerini yummuş, rüzgar şiddetle eserken “istediğim ufacık bir mucizeydi” demiş. Tam o sırada rüzgara karışmış sesi, uzaklarda yankılanmış ve bunu bir HÜZÜN perisi duymuş. Kırmızı tüylü kuşa buyurmuş” git ve hüznü ertele” demiş. Kuş uçmuş, kızın omzuna konmuş, kız irkilip gözlerini açmış; “Sen de nereden çıktın? ” diye sormuş.

Kuş “ben hüzün kovan kuşuyum, sana geldim, gözyaşını dök, yağmura karış ama pes etme. Şimdi dön evine, dön ve uyu, uyandığında her şey farklı olacak, bu arada göreceğin rüyayı da unutma” diyerek kızın yanağına gagasıyla değmiş ve uçup gitmiş. Kız çok şaşırmış, verdiği karardan cayıp, kuşu dinlemek istemiş. Koşarak eve gitmiş ve hemen uykuya dalmış, o gece rüyasında ay yüzlü bir sevgili görmüş, kendisine doğru gelen, o kadar parlakmış ki gördüğü rüya ve o kadar gerçek gibiymiş ki kız uyandığında hala daha gülümsüyormuş. Ve o rüyayı gördükten sonra ki güne mutlu başlamış kız ve sonra ki güne de..

Bu hikayenin sonu herkese göre değişir ama bana soracak olursan mutluluk inandığımız şey derim, öyle olmasa hikaye bize hüzünlü insanların omzuna konup, onlara ışık veren bir kuş’u anlatmazdı kanaatimce.

Ve bence sen bu hikayeyi umutla bilekliğinde taşıyorsun, yoksa yine bir gün paylaştığın bir hikaye de bileğinde taşıdığın gümüş simgelerle ‘bir kuş, bir kuzu, bir balık, bir çiçek ve bir insanın hikayesiydi bu’ diye yazar mıydın sence?

Bu umudun gerçekleşmesi içinse Edgar Allan Poe’nin KUZGUN kitabında yazdığı gibi ruhumuzun bizimle sadece bizimle kalmasına ihtiyacımız vardır belki de.

Bir yerde okumuştum sanırım Lewis Carroll yazmıştı, soruyordu orada; ‘Neden KUZGUN bir yazı masasına benzer’ diye?

Sence niye?

Şiirler yazan mavi ruhlu bir kuzgun olarak bu soruya sen nasıl bir cevap verirdin acaba? Bir gün bunu konuşalım mı? Ya da Yasemin Mori’nin KUZGUN şarkısı yapsın bu sohbeti seninle; sorsun sana ‘KUZGUN içinde neler var, üzgün bir yaz günü dışarı bakardın, içinden dışarı bakardın, dışarda neler var acaba?

Neler var Esracığım?

Bir gün bir yazı masasının etrafında SARHOŞ olup hepsini konuşalım. Zamana derinliğini veren şey hüzündür derler, yüzümüzde gezdirdiğimiz derinliğin altındakileri birbirimize anlatalım ve senin bir instagram iletinde yazdığın gibi dünyanın tozunu alalım. Günahsız bir elden çıkmış göz nuru bir dantel gibi örtelim üzerine bizi sarhoş eden her şeyin üzerine ve buna HÜZÜN de dahil elbette.

Var mısın?

Dinçel LAÇİN

Sosyal Medyada Paylaşın:
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

13 yorum

  1. Canım Dinçelciğim, senin yazılarını okurken bir şarkı dinliyormuşum gibi geliyor bana. Sözlü müzikli. Duygusal, çağrışımlarla dolu, etkileyici, ritim dolu, dans eder gibi.

    Bir gün bende, senin beste ve güftende, bir şarkı olarak yer almak isterim. Sıramı bekliyorum tatlışım.

    • Canım Neşe’m sana şarkı yazmak için benim daha 40 fırın ekmek yemem gerek.
      Karşımda muazzam bir bestekâr, söz yazarı ve hikaye kurgulayıcısı var..
      İnsan böyle birine şarkı yazmaya utanır yahu.
      Valla bak, yeminle öyle.
      ♥️♥️♥️♥️

      • Ayyy deme öyle lütfen, utandırıyorsun beni. Bir kaç nota verebilecek yetenekteyim sadece, bestekar olan sensin, dansı ise sen ben ve yazın beraber yapacağız. Okuyanlarda eşlik edince karnaval olacak. Ben sabırsızlıkla bekliyorum sıramı. Acaba kaç kaldı???

        • Azıcık daha pişeyim senin için.
          Senin derinliğine yükselebilmem için az biraz iznine ihtiyacım var canım Neşe’m.
          Sana yazabilmek gerçekten kolay bir şey değil benim için.
          Tırst yahu 😁😁

  2. Dinçel’im, senin üç kelime ile diktiğin kıyefetlerin sahiplerini verilen kelimelerle ve senin işleyişinle tanıyor olmak ayrı bir heyecan veriyor. Her hafta yeni bir dost kazanıyor gibi hissediyorum. Her insan bir hikaye…Hikayelerle anlamlı kılınan bir ömürden kesitler okumak ne muhteşem.
    💝

    • Benim canım Fatoş’um, bu enstrümanı çalmaya seninle başladım ben.
      Bana ne çok şey kattın tanıdığımdan beri.
      Her biri için minnet doluyum.
      İyi ki varsın kızkardeşim benim.
      ♥️♥️♥️

  3. Esra Hanımcığım, ucim whatsapp gruplarında “yerlere çiçek atmayın “ mesajını ilk gördüğümde naif bir ruha sahip olduğunu düşünüp hemen tanışmak istediğim güzel kadın . Kendisiyle Ankara’da olan bir davamızda karşılaşacağımızı ummuştum ama olmadı . Ama olsun kendisiyle instagram hikayelerimizde çok sarılmışlığımız var . Ve siz onu çok güzel anlatmışsınız . Bu güzel şiirsel yazınız için tebrik ederim . Elinize emeğinize sağlık .

    • Zaman ayırıp okumuşsunuz, üstüne bir de bu sıcacık yorumu yazmışsınız.
      Çok teşekkür ederim.
      Çok değerli benim için bu.
      ♥️♥️♥️♥️

  4. İngilizcede I feel Blue today bugün üzgün hissediyorum demekmiş üzgün hissettiğimiz zamanlarda Mavi’nin değerini hatırlamak gerek Ne de olsa en değerli hazineler hüzünlerin içinde sırlı değil mi

    • “ne de olsa en değerli hazineler hüzünlerin içinde sırlı değil mi? ”
      Senden öğrenmek nasıl bir kaynak Canım Ayşe’m.
      Nasıl birisin sen ya.
      Gerçekten aşığım.
      İlahi Aşkım benim.
      ♥️♥️♥️🙏

  5. ‘Günahsız bir elden çıkmış göz nuru bir dantel gibi örtelim üzerine bizi sarhoş eden her şeyin üzerine ve buna HÜZÜN de dahil elbette’bu cümle nedir Dinçelim! Nasıl yüce bir idraktir?!MaşaAllah sana, gönlüne aldığın dostlarına gösterdiğin özene, dikkate, anlayışa maşaAllah..Çok güzelsin çok..

    • Ya bu iletiye ne demeli canım Melda’m. Öyle şanslıyım ki güzel insanlar ikram ediliyor bana hep, sunulan bu güzel canlardan biri olduğun için mutlu ve Şükür doluyum, zira bu gerçekten çok büyük bir nasip.
      Çok teşekkür ederim güzel yorumun için.
      ♥️🙏

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM