Çoktan Seçmeli Ebeveynlik
  • Facebook
  • Twitter
  • 4 Temmuz 2020
  • 2
  • 248
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -
Abone Ol 

Çoktan Seçmeli Ebeveynlik

Yks ve Lgs ebeveynlerine dair / Ebeveynlik

Aşağıdakilerden hangisi istediğiniz bir ebeveyn modelidir?

a-Saçı süpürge olmuş bir anne-baba

b-Benim geleceğim için çalışmaktan sinirleri yıpranmış asabi bir anne-baba

c- Kendi hayallerini benim üzerimde gerçekleştiren bir anne-baba

d- Her istediğimi anında alan ama şımarmamı istemeyen bir anne-baba

e- Kendi hayal, kaygı ve her türlü duygusundan beni azat etmiş, beni ayrı bir birey olarak gören, çokça seven ve saygı duyan bir ebeveyn.

Yks ve Lgs sınavları kapsamında koçluk görüşmeleri yaptığım bu son dönemde eğitime, ebeveynlik ve çocuk yetiştirmeye dair çok hayati konuları (elbette işimize gelmediği ve değişmek istemediğimiz için) ne kadar da es geçtiğimizi bir kez daha anlıyorum.

Sınavlarda Duygu Yönetimi

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki eğitimi henüz bütüncül bir şekilde ele alamıyoruz. (Henüz diyorum çünkü bir gün alınacağını hayal ediyorum.) Test tekniğini, konu anlatımını, müfredatı eksiksiz biliyor ve çocuklara en iyi şekilde veriyoruz. Sene boyunca neredeyse tam net çıkartan gençler sınav anında tabiri caizse ters köşe oluyorlar. Neden? Çünkü, devreye bilmedikleri bir konu giriyor. Ne? Duygular nasıl yönetilir? Durumun farkında birkaç ebeveyn bu konuyu zamanlıca ele alıp çocuklarına bu farkındalığı kazandırıyorlar. Ancak sınava saatler kala duygu yönetimi konuşmak yeni bir matematik konusu öğretmekten farksız kalıyor.

Duygu yönetimi konusunun ne kadar hayati olduğu zaten her sınav haftası dönemde hatırlanır, sınavlar bitince de unutuluverir. Oysaki bu konu sene boyunca bir ders gibi ele alınması gereken, gençlerin bu konuda bilimsel bilgilerle desteklenmesi ve en önemlisi de duygu yönetimi konusunda bolca pratik yapıp gerekli nörolojik yolları oluşturmaları için imkan verilmeli ki sınav anında bu yolu kolaylıkla takip edebilsin. Diğer türlü, sınav anında hiç deneyimlemedikleri bir yolu nasıl gidebilirler? Çoğu gencimiz gibi ne kadar başarılı da olsalar o duygu denizinde kaybolmamak çok da zor olmuyor.

Duygusal Zeka Kapasitesi

E diyebilirsin ki IQ seviyesi yüksek, denemelerde tam nete yakın puanlar alan bir genç sınav anında da duygularını pekala kontrol edebilir. Maalesef konu bu kadar basit değil. Zira, duygu yönetiminden sorumlu duygusal zeka (EQ) ile IQ farklı şeyler. Uzmanlar diyor ki insanların mutlu olmasını sağlayan temel faktörlerin %20’sini IQ oluştururken %80’ini duygusal zeka kapasitesi oluşturuyor. (EQ derin bir konu olmakla birlikte başka bir yazıya havale ediyorum.) Burada söylemek istediğim, hepimizin mutlu olma kaynakları çok farklı. İşte bu nedenle görüşme yaptığım gençlerle öncelikle başarı tanımını oluşturuyoruz.

Zira, hepimizin başarı tanımı çok farklı. Kendi tanımıma göre başarılıysam ve bunun da farkındaysam zaten mutlu bir birey oluyorum. Diğer türlü, sürekli sistemin veya toplumun parmakla hedef olarak gösterdiği “başarı” tepesine gidemiyorsam kendimi ezik, başarısız, öz güveni eksik bir birey gibi hissediyorum. Oysaki tablo çok farklı. Başkalarının gösterdiği tepe benim hayalimdeki yer bile değil ve hayalimde olmayan bir yere gidemediğim için kendimi eksik hissediyorum. İşte bu kadar otomatik pilotta yaşıyor ve çocuklarımızı bu şekilde yaşatıyoruz.

İflah Olmaz Ebeveyn Beklentileri / Ebeveynlik

Bu şekilde yaşatmakla kalsak yine iyi sayılır. Üzerine bir de kendi egomuzu doyurmaya çalışıyoruz. “Benim çocuğum, babasının zeki oğlu, annesinin çalışkan kızı” gibi kalıplarla başlayan cümleler kurmak, konu komşu sorduğunda herkesin beklentisini karşılayacak bir cevap vermek kendimizi iyi hissettiriyor. İşte bu noktada, bu duygu, düşünce ve beklentilerle büyütülmüş gencimiz duygu yönetimini bir oranda başarabilse bile zihninden kendisine ait olmayan bu inanışlardan arınmadığı sürece kendini/asıl zeka kapasitesini gerçekleştirememiş oluyor. Yani, anne babanın veya yakın çevrenin genç üzerindeki sözde başarı beklentisi (ki aslında kendi egolarını genç üzerinde tatmin etmekten başka bir şey değil) gencimizi bir nevi kafese hapsetmiş oluyor. Bir kuş kafes içinde kanatlarını ne kadar açabilirse, ebeveynin beklentilerini bilinçaltından temizleyemeyen genç de işte o kadar kanatlarını açabiliyor.  Sonra da diyoruz ki:

  • “Aslında ne kadar da zeki ve kapasitesi yüksek bir çocuk! O kadar da özel okula gönderip özel hocalar tuttum. Sınavda neden tutulup kaldı acaba?”

İşte cevaplar:

a-Özel okula göndermek ve maddi beklentilerini derhal karşılayabilmeyi iyi bir ebeveyn olmakla eş tuttuğun için.

b-Ailen tarafından sana sunulmayan tüm hizmetleri o talep etmeden olduğu gibi önüne serdiğin için.

c-Kafanda bir türlü gerçekleştiremediğin o hayali çocuğun üzerinde gerçekleştirmeye çalıştığın için (ki bence bu konu öz anne babası tarafından yapılan çocuk istismarı olarak hukuk kayıtlarına geçmeli)

d-Kendi başarı tanımını bile bilmezken toplumun başarı kriterlerini çocuğunun gerçekleştirmesini beklediği için.

e-Hepsi ve daha fazlası!

Haydi, elini kalbine koy ve sınavdaki başarısızlığından dolayı işaret parmağın çocuğunu gösterirken diğer üç parmağın nereye bakıyor, fark et ve soruyu öyle yanıtla!

YAZI BİTTİ. ŞİMDİ VİCDANINA DÖNÜP CEVAPLARINI KONTROL EDEBİLİRSİN.

Reyhan YILMAZ / Ebeveynlik

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

2 yorum

  1. Nefis bir yazı canım Reyhan’ım.
    Ebeveynlik rehberi olacak türden bir yazı olmuş.
    Ve bil ki senden öğrenmek çok büyük bir keyif.
    Emeğine sağlık.
    ♥️🙏

  2. Harika bir yazı olmuş Reyhan’ım .. Maalesef ebeveynlik sınırlarını aşmış durumda ve bu konuya yer verdiğin için çok ama çok teşekkürler

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM