Edebiyatın İlkleri ve En’leri
  • Facebook
  • Twitter
  • 5 Haziran 2020
  • 0
  • 428
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    2 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -
Abone Ol 

Edebiyatın İlkleri ve En’leri

Bugün böyle bir yazı ile karşınıza gelmek istedim. Bilgi, almasını bilen için iyidir ama ilgi ve dikkatimizi çeken konular neyse o konulara ait bilgiyi daha çabuk özümsediğimiz gerçeğini de unutmamak gerekir. Eğer edebiyatla ilgileniyorsanız “edebiyatın ilkleri ve en’leri” ilginizi çekebilir.

İlkler, en başta yadırganan beğenilen ya da beğenilmeyenler sınıfında olabilir ama ilkler her zaman özeldir. Arkasından yığınları sürüklemesi bakımından önemlidir. Çığır açıcıdır.

Edebiyatın İlkleri ve En’leri

İlk çizgi roman hangisidir dersek çizgi roman yirminci yüzyılın başında var olmuştur.

Çizgi romanın ilk örneği olarak Amerika’da bir gazete bandı olarak ortaya çıkan Richard Fenton Outcalt eseri olan “The Yellow Kids” (Sarı Çocuk) gösterilir. Tabii ki çizgi ile bir şey anlatmak bu eserden çok önceleri de vardı. Eski dönem mağara adamlarının mağara duvarlarına yaptığı çizimler, Yunanlıların çanak çömlek üzerine yaptıkları mitoslar ve Mısırlıların hiyerogliflerini de çizgi ile anlatımın öncüsü sayabiliriz ama bunları roman sınıfına sokamayız. Sarı Çocuk ‘ta bir çocuğun başından geçenler anlatılıyor ancak yazılar resmin altında değil de içerisinde yer alıyordu. Böyle olması konuşma balonlarını içeren metinlerin varlığını yarattı. Bu anlamda ilk çizgi roman olarak tarihteki yerini aldı.  

Peki dünyanın sayfa sayısı ve kelime içermesi bakımından en kalın eseri hangisi dersek önümüze ‘Kayıp Zamanın İzinde’ adlı eseri çıkar. Eserin orijinal adı “À la Recherche Du Temps Perdu’dur. Fransız yazar Marcel Proustun en önemli eseri olarak bilinir. Romanın kelime sayısı gerçekten şaşırtacak derece fazladır. Toplam kelime sayısı 1,5 milyonun üzerindedir. Yazar, annesinin ölüm tarihi olan 1905’te romana başlar ve ilk cildini 1913’te tamamlar. Yazar, bu eserin ilk cildi için toplamda 13 yıl emek vermişti. Yazar, 1922’de ölümüne dek eser üzerinde düzeltmelere devam eder fakat geçen 17 sene içerisinde toplam 7 ciltten oluşan eserini tam anlamıyla bitiremeden yaşama veda eder. Acaba yazar daha uzun ömürlü olsaydı eseri yazmaya ve cilt sayısını artırmaya devam edecek miydi diye sormadan edemiyor insan. Hemen hatırlatalım. Uzun roman severler için kitabın yedi cildi de Türkçeye çevrilmiştir.

Peki dünyanın en fazla kazanan yazarı kim dersek,

James Peterson diyebiliriz. Yazarın romanları, film hakları, televizyon ve diğer gelirleri temel alınarak yapılan değerlendirmeye göre, 2009 ve 2010 yıllarında, en fazla kazanan yazar unvanını aldı.   70 milyon dolar kazanması onu bu unvana götürdü.   

Peki dünyanın ilk kitabı hangisi dersek, ‘Diamond Sutra’ isimli kitaptır diyebiliriz. Her gün yenilenen arkeolojik kazılar tabii ki bu ilk olma unvanlarını değiştirebilir, bilindiği üzere bilgi sürekli yenilenen ve güncellenen bir akıştır. Bu kitap Kuzeybatı Çin ‘de bulunmuş ve M.S. 868 yılında yazılmıştır.  Kitabın adı elmas anlamına gelmektedir Sutra anlamı ise dini bilgi ve vaaz anlamı taşımaktadır.

Tarihte basılan bu ilk kitap hangisi dersek, önümüze Buda‘nın öğretileri çıkıyor. Buda’nın    ağzından, müritlerinden biri olan Subhuti ‘ye söylenen sözleri ve öğütlerini içeren kitabın tamamı 7 sayfa. Kitap 1900 yılında Taoist bir rahip tarafından Türkistan ‘ın Tunhuang yöresinde Bin Buda Mağaraları ‘nda bir duvar dibinde yığılı halde bulunmuştur.  

Dünyanın ilk romanı hangisi dersek, Japon yazar Murasaki Shikibu tarafından kaleme alınan Genji’nin Hikâyesi’ isimli kitap diyebiliriz. Kitabın konusu ise tabii ki aşk. Kitap ayrıca o dönemin Japonya’sını birebir anlatması bakımından oldukça da önemli. Romanın konusu aşk olsa bile o dönemin yaşayışına ışık tutması bakımından pek çok kültürel değere ve tarihe yer veriyor.

Tarihte yayınlanan ilk dergi hangisi dersek,The Gentleman´s Journal’ isimli dergi diyebiliriz.

 Dergi, İngiltere menşeli ve o dönemin haberleri, tarihi, felsefesi, edebiyatı, müziği ve çeviri konusunda mektupları” derginin içeriğinde yer almış. Basım tarihi olarak 1692 yılı olarak geçmektedir.  

Ülkemizde ilk derginin çıkışı ilk gazetenin çıkışından yaklaşık olarak on sekiz yıl sonra başlar. Ancak yayın hayatına merhaba diyen bu dergi, bir edebiyat dergisi değildir.  Vakayi-i Tıbbıye (1850) adındaki bu dergi bir tıp dergisidir. İkinci dergi Mecmua-i Fünûn (1862) ‟dur. Münif Paşa’nın yönetimini üstlendiği dergide başta çeviri olmak üzere bilim, teknik konuları yer alır. Henüz bir edebiyat dergisi çıkarmak o dönemin insanının aklında değildir.  Çıkarılan bu dergilerde batılılaşma süresince Avrupa’dan öğrenilen yeni fikirlerin halka aktarılması amaçlanır.  Edebiyata yönelim ise ancak 1870‟lerin sonlarına doğru başlar. Edebiyata ağırlık veren dergiler arasında Mecmua-i Ebüzziya (1880), Hazine-i Evrak (1881), Servet-i Fünûn (1891), Mektep (1891), Malûmât ve diğerleri sayılabilir.

Serpil TUNCER

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM
Tolga Özşahin: Çok teşekkür...
2020-11-26 23:25:53
2020-11-26 18:29:30
2020-11-15 01:19:23