Değişim Zihinde Başlar
  • Facebook
  • Twitter
  • 25 Haziran 2020
  • 9
  • 408
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    2 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -
Abone Ol 

Değişim Zihinde Başlar

Bir süredir değişim konusu üzerine okuyor, düşünüyor ve işin aslı bazı konularda da değişmeye çalışıyorum. Dilime pelesenk olan kelimelerden biri oldu değişim benim için. Oysa değişim, istediğim fakat uygulamaya gelince çekincelerimin olduğu bir konu olmuştu. ‘Sen değiştin’ sözü olumlu anlamda da kullanılsa negatif bir kelimeymiş gibi algılanabiliyor. Nasıl yani ben değiştim mi? Yok canım, ben aynıyım. Şimdi bakınca bu cümleler pek negatif geldi.

Değişmemek, aynı kalmak klişeleşmiş bir söylem artık. İnsanın içindeki sevgi bile değişip dönüşüyorken, nasıl aynı kalabilirdi ki insan. Ayrıca değişime dirençli bir yapımız var ya da atalarımızdan, çevremizden, ailemizden o şekilde görüp şekillendik ve yetiştik. Sonra Charles F. Kettering’in şu sözüne denk geliyorum; “Dünya değişimden nefret eder; ama yine de, o gelişimi sağlayan tek şeydir.” İnsanoğluysan demek ki, değişime direnç gösterebiliyormuşsun, hangi coğrafyada yaşadığının önemi olmadan. Ama gelişimimiz için kaçınılmaz bir olgudur değişim aynı zamanda da.

Seçimlerle hayatımızı şekillendiriyor ve o doğrultuda yaşıyoruz. Zira yaşam serüvenimiz seçimlerimizden oluşuyor. O seçimlerin de değişime uğraması gerekiyor kimi zaman. Değişime istekliysen eğer, iç sesin seni yönlendirecektir, emin olabilirsin. Değişime direndiğinde ise hayat treni önünden geçecek ve sen kaçırdıklarınla kalacaksın dostum. Bu sözü kendime defalarca söyledim.

Değişim değişmeyen tek şeydir

Oysaki yüzyıllar öncesinden Heraklitos “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” demiştir. “Değişim değişmeyen tek şeydir” demiş yine Arthur Schopenhauer.

Okuldan aşinayız aslında değişimle ilgili söylenen bu sözlere. Ezberliyor fakat içselleştiremiyoruz. Eğitim sistemi ezberlettiğini hayata uyarlamayı öğretiyor olsa, belki sorgulama ve değişim ciddi anlamda bu noktada başlıyor olacak. Değişmeyen tek şey değişimin kendisiyse, e o zaman hadi değişmeye…

Dr. Joe Dispenza ile zihnin gücünü kavramak

Son zamanlarda tanıştığım ve takipte olduğum Dr. Joe Dispenza’nın bakış açısında kendimi buluyorum. Her öğrendiğim şeyde heyecan duyarken Dispenza’nın anlatılarında, öncesinde öğrenip uygulamaya koyamadığım bazı şeyleri sanki bu sefer gerçekleştirebilecekmişim gibi hissediyorum. Anlattığı her şeyin zihnime işlediğinin sinyallerini alıyorum. En önemlisi içselleştirebiliyorum. Her cümlesi değişim için sınırsız kaynak.

Bir nörobilimci olan Dr. Joe Dispenza, bilimi bir dil olarak kullanarak insanların ruhsal ilkeleri anlamalarına ve bilimle maneviyat arasında köprü kurmalarına yardımcı olduğundan bahseder.

Alışkanlıklar kimliğimiz haline gelir

Dispenza’ya göre insanlar kendi kişisel yaşamlarında gerekli değişiklikleri yapmaya başlamak için tüm araçlara sahip olurlar. Entelektüel ve felsefi bilgileri öğrendikten sonra beynimiz kimyasallar üretir bunları kullanmak ve göstermek ister. Davranışlarımızı, zihnimizi ve bedenimizi bu şekilde hazırlayabilirsek yeni bir deneyime sahip oluruz. Bu bilgi, feslefi bilgi birikimimizi zenginleştirir ve çabalarımızın sonuçlarını hissetmeye başlarız. Bilgi zihin içindir, deneyim beden içindir. Bir şeyi tekrarlayarak alışkanlık haline getirebiliyoruz. Bunu çok uyguladığımızda ise bedenimiz ve zihnimiz tek olur. Daha sonra içsel olarak somutlaştırırız ve o kimliğimiz haline gelir. Bir nevi yeni kişilik oluşturmanın mümkün olabileceğinden bahsediyor Dispenza. Yani toplumuzda geçerli bir kanı olan “bir insan yedisinde ne ise yetmişinde de odur” sözünü çürütür niteliktedir Dispenza’nın çalışmaları.

Bunları kavrayıp ilişkilendirebildiğimiz ve uygulamaya koyabildiğimiz ölçüde değişimi gerçekleştirmiş ve hayatımızı istediğimiz çerçevede yaşamaya başlamış oluruz. Düşünce ve zihin gücüyle yapılabileceklerin olması ve bizim potansiyelimizi kullanıyor olabilmemizle mümkün. İşin ilginç yanı o bizde mevcut. Yeter ki kullanmaya istekli olalım.

Değişimin zor kısmı

Dispenza, değişimin en zor yanının bir önceki gün yapılan seçimlerin tekrar yapılmamasını;  aynı şekilde düşünmemeye, aynı seçimi yapmamaya, aynı şekilde davranmamaya, aynı deneyimi yaratmamaya ya da aynı duyguyla yaşamamaya karar verildiği anda bunun kişiyi ilk etapta rahatsız hissettireceğini ifade ediyor. Ama şu nokta çok önemli: Dispenza’nın söylediği gibi asıl kendimizi rahatsız hissettiğimiz anda değişim nehrine adım atmış olacağız.

Değişim nehrine adım atmak

Bana kalırsa rahatsızlık hissi her zaman kötü değildir. O rahatsızlıktan kurtulabilmek için çaba içinde oluruz her an. İşte yine cânım Dispenza’nın dediğine geliyoruz; adım atıyoruz. Peki neye? Sen de değişmesini istediğin her ne ise ona. Sana rahatsızlık veren o kıymığı çıkarabilmek için ince ince uğraşmaya başlıyorsun. Peki, harekete geçmezsen ne olur? Ben o kısmı düşünmek bile istemiyorum aslında. Farkına varamadan, anlamlandıramadan, yaradılış mucizesinin bilincinde olmadan bir ömür sürecek olmak hayatta yaşarken ölmek gibi bir şey. Bunun için seni rahatsız eden o şeyi seni daha çok rahatsız edecek başka şeyle doldurmak yerine, rahatsızlık hissi veren durumun bilincinde olup dönüşümünü tamamlamak. Değişmek ve gelişmek…

Dispenza hayal ederek, düşleyerek yeni bir gerçeklik yaratmaktan bahsediyor.  Aslında hepimiz yapıyoruz bunu ya da yapmışızdır. Ben en çok çocukluk dönemimi anımsıyorum bu anlamda.  Yüzümü çevirirdim gökyüzüme, yıldızların parıltısında ve ayın ihtişamına hayran bir şekilde kurardım da kurardım hayal dünyamda ne varsa. Sonra ergenlik ve gençlik döneminde de devam etti hayallerim. Tabi büyüdükçe işin içine negatif duyguların getirdiği düşünce yumakları eklendi. Sonra bir baktım ki, ne hayal edip düşünüyorsam bir süre sonra hayatta kendi sahnemde sergileniyor. O zaman düzenin işleyişinden bir haber, tamamen içgüdüsel ve doğaçlama sergilediğim bir davranıştı. Şimdi ise bilimsel anlamda mükemmel işleyişi bilerek neler yapabileceğimi ve hangi mucizeleri gerçekleştirebileceğimi öğreniyorum.

“Çoğu insanın uyanmak için bir uyanış çağrısına ihtiyacı var. der Dispenza.

Peki siz o çağrıyı aldınız mı?

Fatoş YILDIZ

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

9 yorum

  1. Biz senle aynı çocukluktan gelmiş gibiyiz Fatoş’um.
    Gökyüzü benim hayal evimdi.
    Neler neler diledim ona bakarken bir bilsen.
    Yaptığım bazı şeylerin o gün kurulmuş hayallere borçlu olduğumu anımsıyorum bazen.
    Aaa ben bunu te çocuklukta dinlemiştim diyorum.
    Bu çerçevede “imgeleme” yoluyla kendimizi yeniden tasarımlamak çok mümkün.
    Hepimiz düşüncelerimizden ibaretiz.
    Düşünceni değiştir, hayatın değişsin.
    Çok teşekkür ederim bu güzel yazı için.

    Not: Bu arada geç okuduğum için özür diliyorum, neyse ki artık “iyileşiyorum”
    ♥️♥️♥️

    • Aynı gökyüzünü çok renk hayallerle süslemiş olmak ne güzel. İyi olmana sevindim Dinçel’im. Daha iyi günlere sağlıkla değişimle, dönüşümle geçireceğimiz güzel ve anlamlı günlerimiz olsun.

  2. Her sabah uyandığımız da eski ben değiliz aslında. Çoğunlukla fiziksel oluyor bu değişim. Aslında her yeni gün olumlu yönde değişim için bir şans. Değişmek, ilerlemek anlamında olursa ve ruhsal değişimde kendi inşamızda hedefimiz olursa ne güzel. İlham verici bir yazı, tebrikler Fatoş Hnaımcığım.

    • Çok doğru, her yeni gün potansiyelimizi kullanmamız için büyük bir şans. Bu şansı kullanabilmemiz için de bizlere nehirler gibi akan kaynaklar var şükürler olsun. Var olasınız Neşe hanım.

    • Uçsuz bucaksız bir okyanusta aynı gemide seyahat eden yolcular olmaktan çok mutluyum ben de Gözdecim.

  3. Aynı fikirde olduğun insanlarla, ha işte benim düşüncemde böyle detirten yazılar yazan kalemdaşlarımla aynı çatı altında olmak mutluluk verici…

    • İnanın o mutluluğu ben de yaşıyorum. Hep birlikte aynı hissiyatta BİRİKTİRDİĞİMİZ nice yazılarımız olsun inşallah sevgili kalemdaşım.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM