Gençlik Ve Spor Bayramı
  • Facebook
  • Twitter
  • Google+
  • 17 Mayıs 2020
  • 2
  • 433
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    2 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -
Abone Ol 

Gençlik Ve Spor Bayramı

1935 yılının 24 Mayıs’ında Beşiktaş Kulübünü girişimleriyle Fenerbahçe Stadında kutlanmış ilk ‘ Gençlik ve Spor Bayramı ’…

Daha sonra bir spor kongresinde Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet Fetgeri’nin teklifiyle her yıl 19 Mayısta kutlanmaya başlanmış.

1938 yılının 20 Haziran’ında ise Atatürk’ün onayı ile yasalaşmış.

İki gün sonra Gençlik ve Spor Bayramı …

İki gün sonra gençliğin bayramı…

TEOG, YKS, LYS, LGS, KPSS sınavlarına hapsettiğimiz gençliğin,

Derslerinden başka hiçbir şeyiyle ilgilenmediğimiz gençliğin,

Her yıl binlercesini uyuşturucu çetelerine kurban ettiğimiz gençliğin,

Daha çocukluktan çıkmadan yüzlercesini evlendirdiğimiz gençliğin,

Onlarca Yetiştirme yurdunda tecavüzcülerin, psikopatların eline teslim ettiğimiz gençliğin,

Erkek kız demeden küçücük yaşta taciz ve tecavüz ettiğimiz sonra da rızasını aradığımız gençliğin,

15 yaşındayken eline iki bin liralık telefonu verip, sonra da ‘elinden telefon düşmüyor’ diye şikayet ettiğimiz gençliğin,

Bir kere bile başını okşamadığımız, ama derslerde başarısız olduğunda ‘hiçbir şeyini eksik etmedik’ diye hayıflandığımız gençliğin,

Dizilerle filmlerle mafya özentisi olmaya itip, mafyanın kucağına düşerek kör bir kurşuna hedef olduğunda da ‘su testisi su yolunda kırılır’ diye kendimizi avuttuğumuz gençliğin,

Gözünün önünde annesinin dövülmesine, öldürülmesine engel olamadığımız, şiddete meyilli olunca da çareler aradığımız gençliğin,

Derslerden kafasını kaldırmasına izin vermediğimiz, zamanını geçirecek hiçbir sosyal tesis sunmadığımız ama asosyal olmasından yakındığımız gençliğin,

Kendimiz kitap, dergi, gazete okumazken kitap okuması için baskı yaptığımız, okumamasından üzüntü duyduğumuz gençliğin bayramı…

Ve iki gün sonra Spor Bayramı…

Futboldan başka hiçbir dalıyla ilgilenmediğimiz sporun,

Döner bıçaklarıyla, taşlarla, sopalarla izlediğimiz sporun,

Yapmaktan ziyade izlemeyi sevdiğimiz sporun,

Yapmak istediğimizde yapacak alan bulamadığımız sporun,

Yüzlerce mahalleye tesis kurabileceğimiz parayı, bir futbolcuya verdiğimiz sporun,

Çoğu zaman annemizin, babamızın, kardeşimizin, en yakın arkadaşlarımızın rakip takımın taraftarı olduğunu bile bile stadyumlarda ana avrat küfür edebildiğimiz sporun,

Bir spor gazetesinin, ismini AMK koymasına tepki göstermeyip sonra da sahalardaki küfrün nedenini araştırdığımız sporun,

Bu ülkenin en önemli kulüplerinden birinin futbolcularını taşıyan otobüsün şoförüne, hareket halindeyken kurşun sıkıldığında bile sırf rakip takım diye ‘oh olsun’ diyebildiğimiz sporun,

Milli takım forması giymişken bile rakip takımın oyuncusuna küfür edebildiğimiz sporun,

Birkaç gazete fazla satabilmek, birkaç puanlık reyting için medyanın, birkaç ay daha fazla koltukta kalabilmek için yöneticilerin oyuncağı olan sporun,

Sporla yatıp sporla kalktığımız halde uluslararası hiçbir kalıcı başarıya imza atamadığımız sporun,

Ve tekerlekli sandalye basketbol maçında bile kavga etmeyi başarabildiğimiz sporun bayramı…

Kutlu olsun…

Ahmet KESKİN

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

2 yorum

  1. O kadar açıklılıkla gerçeği dosdoğru tokat gibi çarpmışsınız ki, bu yalınlığınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum ve ekliyorum;’bu gençlik nereye gidiyor’ ye hayıflandığınız, eseriniz olan gençliğimizin Gençlik Bayramı’nı kutlarım.

  2. Ahmet Bey o kadar iyi anlatmışsınız ki düşüncelerime tercüman olmuşsunuz .Teşekkür ederim.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM