Melda ÇÜÇEN
Melda  ÇÜÇEN
melda.cucen@hotmail.com
Yücel’in Çiçekleri Bu Filmi İzlemeyen Kalmasın
  • 8
  • 493
  • 24 Nisan 2020 Cuma
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Geçenlerde muhteşem bir belgesel izledim. Azmi, insanlığı, çabayı, özveriyi, anlayışı anlatan topraklarımızın ruhunu, aslımızı derin derin soluyabilmemizi sağlayan bir Türk belgeseli. Yücel’in Çiçekleri..

Biliyorsunuz bu yıl köy enstitülerinin kuruluşunun 80. yılı. Babam hep bahsederdi köy enstitülerinden. Fakat şu güne kadar anlamını, eğitimdeki gücünü, insanlığa katkısını, memleketimize verdiği gücü çok idrak edememişim açıkcası. Geçenlerde Trabzon’daki köy enstitüsünden mezun olmuş yani bizzat o beraberlik havasını solumuş Sabriye teyze’nin nefesinden enstitüleri dinlerken çok heyecanlandığımı fark ettim. Bu heyecan araştırmalara savurdu beni.

Azmin Zaferi

Atatürk, döneminde ilk defa köy enstitülerinin kuruluş yasalarını çıkarıyor ve köy enstitüleri projesi 1940 yılında Türkiye’de, ilkokul öğretmeni yetiştirmek için hayata geçirilen tamamen Türk topraklarına özgü bir eğitim projesi.. Düşünsenize Cumhuriyet ilk kurulduğu yıllarda okuma yazma oranı %5 bile değil, ayrıca nüfusun %80’lik bölümü köylerde yaşıyordu daha sonraki dönemlerde (2. dünya savaşının sonlarına doğru) Anadolu’nun çok yeri okulsuz ve öğretmensiz. Eğitim, ekonomi yerle bir. Dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün himayesinde, Millî Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından ve İsmail Hakkı Tonguç’un çabalarıyla köylerden gelen ilkokul mezunu çocukların ve özellikle kız çocuklarının bu okullarda yetiştirildikten sonra yeniden köylere gidip öğretmen olarak çalışmaları düşüncesiyle hayata geçirilmiş.

1940 yılından başlayarak, tarım işlerine elverişli geniş arazisi bulunan köylerde 21 köy enstitüsü açılmış.

Her köy enstitüsünün kendisine ait tarlaları, bağları, arı kovanları, besi hayvanları, biçki nakış atölyeleri varmış. Bu enstitülerde, derslerin %50’lik bölümü temel örgün eğitim konularını içeriyormuş. Geri kalanı ise uygulamalı eğitimmiş. Enstitüden mezun olan öğretmenler kendi okullarını gittiği köyde, köylülerin işbirliği ile inşa ediyor ve devletin okul yapmasına gerek kalmıyormuş. Hatta Hasanoğlu Köy Enstitüsü, diğer köy enstitülerini kuran köy enstitüsü öğrencileri tarafından inşa edilmiş. Köy enstitülerinden mezun olan öğretmenlere, yetiştirildikleri branşa ve gönderilecekleri köye göre, 150 parçaya varan alet ve edevat veriliyor ve öğretmenler bu alet ve edevat ile köylülerin de yardımıyla köy okulunu inşa ediyor ve köylülere hem modern tarım tekniklerini hem de okuma yazmayı hatta müzik aletleri çalmayı öğretiyormuş.

Düşünsenize, Aşık Veysel köy enstitülerinde müzik derslerinde öğrencilere bağlama çalmayı gösteriyormuş. Biliyorsunuz, Hasan Âli Yücel, Milli Eğitim Bakanlığı döneminde dünya klasiklerini Türkçe’ye tercüme ettirmiş. Köy enstitüleri öğrencileri, her sene 25 tane klasik romanı okumakla yükümlüymüş. Sabahın erken saatlerinde uyanan öğrenciler kızlı ve erkekli zeybek ve halk oyunları oynayarak sabah sporlarını da yapmış oluyorlarmış. Daha sonra kahvaltı, ardından zorunlu okuma saati varmış. Kahvaltıyı kendilerinden önce kalkıp fırında ekmek pişiren öğrenci arkadaşları hazırlıyormuş

Bu seslere kulak verin!


Topraklarımızda yeşeren medeniyetin kodlarının üretkenliğine bakar mısınız, bu beraberlik bilincine, üretim aşkına hayran olmamak elde değil. Köy enstitüleri, yaparak öğrenim konusunda dünyada benzeri görülmemiş bir örnek oluşturmuş, ne muhteşem!

Yücel’in Çiçekleri

Yücel’in Çiçekleri Belgeseli Fragmanı

”Yücel’in Çiçekleri” belgeseline gelirsem. Belgeseli izlerken yaşadığım medcezirleri size anlatamam, çok duygulandım. Mesela ‘Vatanın dağlarında, bayırlarında hatta en ücra yerlerinde kendi kendine açıp solan çiçek bırakmayacağız’ diyen Hasan Ali Yücel’in azim fışkıran misyonuyla, ”Elimden gelse bütün dünya okullarının programlarına ‘İnsanın İnsanı Sömürmemesi’ adlı ders koyardım” diyen İsmail Hakkı Tonguç’un parlayan vicdanıyla ve Mustafa Kemal’in ‘Arkadaşlar Türk milleti ne zaman kendini kurtulmuş sayabilir?’ sorusuna Hasan Ali Yücel’in verdiği: ”Paşam Türk Milleti, ne zaman kurtarıcı arama ihtiyacını duymayacak hale gelirse, o zaman kurtulur.’ cevabıyla titredi her zerrem.

Bu bilgiler çok kıymetli, topraklarımızda dayanışma, üretme, kendi kendine yetebilme ruhu vardı, hala var eğer uyanırsak! Trabzonda’ki köy enstitüsünden mezun Sabriye teyze’nin videosunu da alta koyuyorum. İnsanca nasıl yaşanır ve sağlıklı, adaletli bir medeniyet nasıl kurulur, lütfen Sabriye teyze’ye de kulak verin. O bakımlı, dik duran postüründen sızan insanlığa şahit olun. Ve elbette lütfen ‘Yücel’in Çiçekleri’ belgeselini mutlaka izleyin. Sevgiyle…


Köy enstitüsü öğrencisi Sabriye İşler aydınlanma yolculuğunu anlattı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

8 yorum

  1. Canım Melda’cığım ne nefis bir tavsiye oldu bu, izleyeceğim.
    Eğer kapatılmasaa idi (kaldı ki kapatılması da başka bir proje!) ülkemiz bambaşka bir ruhu ve ülküsü olan bur ülke olmaya devam ederdi.
    Çok teşekkür ederim yazına konu ettiğin için.
    ♥️

    • Haklısın Dinçelcim, göz göre göre sönüp gitmesine izin verilmiş. Fakat bu toprakların kodlarında yazılı bu proje, dönem değişiyor.. O ruhu tekrar yakalayabilme umudu hep var çok şükür.

  2. Çok kıymetli bir konuya değinmiş ve paylaşmışsınız emeğinize sağlık. Köy Enstitülerinden mezun öğretmendi rahmetli dedeciğim. Emekli olduktan sonra bile evde takım elbisesi ve kravatıyla otururdu. En büyük miras olarak o kültürü ve kitaplarını bıraktı hem de altını çizip notlar aldığı. Yazınızı görünce çok duygulandım, teşekkür ederim Melda hanım ?

    • Ah gözlerinin içine bakıp uzun uzun konuşmak isterdim dedenizle, ne kıymetli bir miras bırakmış sizlere.. ruhu şad olsun inşaAllah.

  3. Ah ne iyi geldi…Dedem geldi,anneannem geldi, kokuları geldi mis.Kodlarımızda bu inançlar var, bu emekler var çok şükür.Bir gün yeşerecek olmasına duyduğum inanç tam. Birileri ziyan etse, Rabbim hiçbir emeği ziyan etmez. Bin şükür.

  4. Meldacığım, ne güzel bir konu işlemişsin. Eğer Köy enstitüleri kapatılmasaydı, bambaşka bir ülke olurduk eminim. Fakat günümüz de hatırlanmaması, anılmaması ne ilginç değil mi ? Oysa ki ne şairler, ne yazarlar, ne büyük insanlar yetiştirmiş. Gerçekten eğitimde nasıl oluyor da denenmiş ve başarı elde edilmiş bir sistem yok sayılabiliyor hayret etmiştim .Teşekkürler.

    • Yorumun için teşekkür ederim Neşecim. Çok haklısın çok verimli bir sistem. Günümüzde tekrar hatırlanmaya başladı gibi geliyor bana, köy enstitüleri bu sene pek çok yerde kulağıma çalındı durdu.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM