Samet Koca
Samet  Koca
smtkoca@hotmail.com
Komşu Komşu
  • 0
  • 345
  • 18 Nisan 2020 Cumartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Geçen hafta uygulanan sokağa çıkma yasağı ile neler fark ettim neler. Artık iyice “sen şöyle bir dur hayat” dedik resmen. Cumartesi sabahı uyandığımda öyle bir sessizlik hissettim ki şehir merkezinde değil sanki bir bağ evinde uyanmış gibiydim. Dışarıdan gelen hiç bir gürültü yoktu. Olabildiğine kuş cıvıltısı sarmıştı her bir yanı. Meğer bizim sesimiz doğanın sesini her sabah bastırıyormuş.

Herkes evinde, tüm evler dolu doluydu. Sadece insan sesleri geliyordu apartmandan ve karşı binalardan. En azından büyük şehir susmuştu. Dışarıdan gelen korna sesleri, araçların gürültüleri, inşaat çalışmaları hiç biri yoktu. Gün içinde karşı binadan gelen tavla seslerini işitmek, evlerin içinde çalınan neşeli şarkıları duymak, bir çok balkonda oturan ailelerin sohbet sesleri şöyle yazlık bir mahalle havası vermedi değil. Özlemişim. Çocukluğumdan anımsadığım mahalle yaşantısını yıllar sonra ses olarak tekrar işitmek farklı bir huzur verdi içime. Yıllar sonra yeniden insan insana kalmıştık. Zamanla yarışı durdu insanların. Kimse bir yere gitmeyecek, bir yere yetişme telaşına girmeyecekti.Herkes evinde çekirdek ailesiyle iki gün geçirecekti. 

Komşu Komşu

Sokağa çıkma yasağı açıklandığında bir çok kişi gece vakti sokaklara döküldü. Ben de dahil cumartesi sabahı markete gitme planı yapmıştım ihtiyaçlarımızı almak için. Ama çıkmadım iki günü geçirebilecek malzemeler vardı evimde. Peki ya ihtiyacım olsaydı?

Çocukken akşam vakti veya hafta sonu acil bir ihtiyaç olduğunda annelerimiz bizleri hemen en yakın komşuya gönderirdi hatırlar mısınız? Koş Ayşe teyzenden bir bardak yağ iste, bir fincan kahve iste, biraz un, iki yumurta… Ayşe teyze (temsili isim)  neden lazım, yok mu, almadınız mı gibi saçma soruları sormadan, yüzünü ekşitmeden hemen mutfaktan ihtiyaç olan şeyi getirir verirdi. Çarşıya çıkıldığında ilk pazar görüldüğünde ödünç alınan miktar hemen geri verilirdi. Karşılıklı teşekkür ve minnet duygusuyla komşuluk yapılırdı. Komşu komşunun külüne muhtaçtı değil mi?

Zamanla “kendi ayakları üzerinde durmak” “kimseye muhtaç olamamak” diye adlandırılan sosyal gelişmelerimiz ile nasıl yalnızlaşmaya başladığımızı “kendi başımızın çaresine bakmayı” öğrendiysek o denli çaresizlik hissine kapılmamız doğru orantılı oldu. Çünkü biliyoruz ki kimse “kapımızı bir ihtiyacın var mı komşum?” diye çalmayacaktı! Çünkü “komşusu aç yatarken tok yatan bizden değildir” demeyi unuttuk…
Apartman görevlimizin cumartesi sabahı dairemizin kapısını çalıp “ekmeğe ihtiyacınız var mı” diye sorması o ekmeği almaktan daha çok mutlu etti beni.

Evde ekmeğim olduğu için teşekkür ettim ve ihtiyacı olan başka bir komşumun faydalanmasını istedim. İçimizde hala bir yerde komşuluk ve dayanışma duygusunun var olması beni umutlandırdı. Sadece zor zamanlarda değil her gün komşuluğumuzun bilincinde olup bir gülümsemenin bir selam vermenin erdemini yaşayabilmek dileğiyle. Yeniden her yönüyle sağlıklı günlere dönelim inşallah.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM