Bahar Aksuy
Bahar  Aksuy
bahar0535@hotmail.com
Kendine Ait Bir Oda Karantina Yorumu
  • 6
  • 111
  • 23 Nisan 2020 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    2 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Karantina öncesinde kendime ait bir odada yaşardım. Tüm eşyalar bana aitti. Ayrıca odanın içindeki tüm oksijende buna dahildi. Üniversiteden mezun olacağım günü bekliyordum. Planlarım vardı. Hedeflerim ve yollarım. Hepsini bana ait olan o küçük odada bırakıp evime yani aileme döndüm. Onlarla vakit geçirmek çok değerli ve kıymetli. Ama bu evde kendime ait olmayan bir şeyler var. Beni ben yapan düşüncelerim ve özgürlüğüm yok olmuş gibi. Evden çıkamamanın verdiği huzursuzluk, bana Virginia Woolf’un eseri olan ” Kendine Ait Bir Oda ”yı hatırlattı. Biz kadınların kendine ait bir odası varsa bu çok kıymetlidir. Metrekaresi ne kadar küçük olursa olsun bize aittir çünkü. Çıkmaz yollarımız, isteklerimiz, mutluluğumuz, kitaplarımız, çizimlerimiz, geleceğimiz ve geçmişimiz hepsi tüm gerçekliğiyle oradadır.

Kendine Ait Bir Oda

4 yıldır okuldan eve her geldiğimde, kapısını açınca bana gülümseyen davetkar odam beni karşılardı. Sanırım bu günlerde tüm varlığımla özel alanımdan koparıldığım için mutsuzum. Mavi yavru bir muhabbet kuşum vardı. Gelirken onu getirmem tehlikeliydi ve arkadaşıma bıraktım. Muhabbet kuşumu ve odamı 700 km uzakta bıraktığım için üzgünüm. Eminim tüm üniversiteli genç kadınlarda odalarını bırakmak zorunda kaldığı için üzgündür. Ne zaman buluşuruz bilmiyorum.

Covid-19 bana çok şey öğretti. Göremediğim küçük ama etkisi büyük olan virüs, bana güzel bir ders verdi. Şunu anladım. Hayatta monoton gözüken ve bazen yaparken sıkıldığımız her şeye dört elle sarılmalıyız. Çünkü tek başına yaşadığın o hayat tamamen sana ait. Geride bıraktığın o oda senin gerçekliğin. Öğrendim ki gerçekliğine daha çok sarılmalısın. Tüm parçalarına. Dört duvar dediğimiz oda, işte bu kadar kıymetli olabiliyor. Eğer bu günleri yaşamasaydım, doğduğum eve koca bir zorunlulukla geri dönmeseydim, dört duvarımın gerçekliğini hiç anlayamayacaktım. Uyandığım ve yattığım saatten tutun, yediğim ve içtiğim her şeye kadar hepsi benim himayeme bağlıydı.

Ben istersem yemek pişer, istemezsem pişmezdi. Aynı daire de ama yan odamda arkadaşım kalırdı. Tüm yalnızlığımız onun ve benim odamın kapısına kadardı. Sonra odalarımızdan çıkar. Kahkahalarımızla ortalığı şenlendirirdik. Güzeldik, umutluyduk, gülüyorduk. İşte her şey şimdi daha kıymetli. Arkadaşımın kapımı çalıp, ”Kahve içelim. Ama pişirme sırası sen de.” deyip gülümsemesi bile. Siz siz olun. Dört duvarınız olsa bile gerçekliğinizin sabah uyandığınız oda olduğunu unutmayın.

Sosyal Medyada Paylaşın:

6 yorum

  1. 4 duvarını geride bırakan bu üniversiteli genç kadına samimi yazısı için teşekkürler. Bu yazıyı bir de şiddet gören bir kadın empatisiyle kaleme alsan,onu da okumak isterim.Korona günlerinde sadece Mart ayında 29 kadın cinayeti işlenmiştir.Bu kadınlar ” evde kalın” çağrısıyla kendileri için en tehlikeli olan evlerine kazandılar.En yakınlarındaki erkek tarafından,kendi hayatlarına dair karar almak isterken öldürüldüler.Demem o ki; 4 duvarın metrekaresi,rengi önemli değil..Önemli olan o dört duvara hâlâ alabileceğin güzel resimlerin, umutların,vazgeçilmemiş özgürlüğün olması…

    • Önerilerinizi dikkate alacağım. Gerçekten önemli bir konuya değinmişsiniz. Teşekkürler 🙂

  2. Cok guzel yazmissin, keyifle ve gozumde canlandirarak okudum. Yeni yazilarini da sabirsizlikla bekliyorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM