Neşe Uygun
Neşe  Uygun
uygun.nese@gmail.com
Zümrüd-ü Anka ‘ya Varmak
  • 1
  • 105
  • 11 Mart 2020 Çarşamba
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    4 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 4,50.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Zümrüd-ü Anka ‘ya Varmak … Antik Kent ziyaretleri, oldum olası beni başka bir dünyanın içine çekmiştir. Zamansız bir anda hissederim kendimi, alır o ana götürür beni. Gözlerimi kapattım, havayı derin derin içime çektim, eminim buralarda dalga dalga geçmişin sesleri, kokuları, frekansları dönüp duruyordur ve öğrenilen bilgileri bize fısıldıyordur diye düşündüm. Antik kentin çevrelenmiş sınırlarının dışına çıkıp yürümeye başladım. Kim bilir keşfedilmeyi bekleyen ne çok yaşanmışlık vardır. Yüzyıllar sonra insanlar, bizlerden bir iz arayacaklar. Ne bırakmak isterdim diye düşünmeye başladım, bu öyle bir şey olsun ki, zaman içerisinde anlamı ve hissettirdiği hiç değişmesin. Sahi yüzyıllar, bin yıllar sonra gelecekte, nasıl bilinmek ve hatırlanmak istersiniz? Kafamda düşünceler, sorular, kendi kendi kendime verdiğim cevaplarla yürürken gruptan oldukça uzaklaşmıştım.

Yıkık dökük bir duvar kalıntısına elimi dayadım, biraz soluklanmak istedim. Elime değen tozlara baktım, kim bilir kimler kaç yıl önce bu duvara benim gibi dokunmuşlardır diye düşündüm. Elimi çektiğimde, duvarın üzerinde ki toz tabakası elime bulaşmış, tozun kalktığı alanda bir kuşun kafasına benzettiğim bir figür ortaya çıkmıştı. Elimle duvar kalıntısının üzerindeki tozları sildim, altından belli belirsiz bir kuş figürü çıktı. Öyle büyük kanatları vardı ki, hayran hayran figürün detaylarını incelemeye başladım.

Zümrüd-ü Anka

Zümrüd-ü Anka kuşu diye bir ses, korkudan irkilmeme sebep oldu. Döndüğümde, saçları bembeyaz, gözleriyle gülümseyen çok yaşlı sayılmayacak bir adam bana bakıyordu. Zümrüd-ü Anka kuşu diyerek tekrarladı, sende Zümrüd-ü Anka kuşunu mu arıyorsun, onun yolunda mısın?

Anlamadım, dolaşıyordum öyle dedim, safça.

Hangi yoldasın? Sonunu hedeflediğin bir yolun vardır elbet. Cevabımı beklemedi, belki de cevabımın olmayışını bildi, beni mahcup etmek istemedi. İstersen sana Zümrüd-ü Anka kuşunun hikayesini anlatayım dedi.

Harabe duvarın dibine, yere oturduk, sırtımızı resmin çizildiği duvara yasladık. Mitolojik hikayelere bayılırım, karşıma bir anda çıkan Zümrüd-ü Anka kuşunun hikayesini ve yolunu, oldukça merak ediyordum. Adam, yerden bir dal parçası aldı, anlatmaya başladı. Anlatırken, dal ile toprağa belli belirsiz şekiller çiziyordu. Ben o şekillere bakarken, gözümün önünde bir masal perdesi aralanıyor ve bambaşka bir dünyaya dalıyordum. Tatlı tatlı anlatmaya başladı.

Zümrüd-ü Anka ya da Simurg

Efsaneye göre Simurg ya da bilinen adıyla Zümrüd-ü Anka kuşu, bilgi ağacının dallarında yaşar ve akıllara gelebilecek her şeyi bilir. Öyle ki, bütün kuşlar ona inanır, başları sıkıştıkça Simurg’ un kendilerine yardım edeceğini, onları hep zor durumlardan kurtaracağını düşünürler. Zümrüd-ü Anka Kuşu’nun insan gözüyle göremeyeceği yükseklikte uçtuğu ve en yüksek dağın tepesinde yaşadığı söylenmiştir. Bazı efsanelerde 500 sene yaşadığı anlatılmaktadır. Bazı kaynaklarda Zümrüd-ü Anka Kuşu’ nun her uçuşa kalktığında, tüm bilgiye sahip bir ağacın yapraklarının, titreyip bitkilerin tohumlarının dökülmesine sebep olduğu, sonrasında tüm bitkilerin kök almasını sağladığı anlatılmıştır. Bu bitkilerin sayesinde de insanoğlunun tüm hastalıklarının tedavi olduğu da söylenmiştir. Anka, insan dili bilen, mesajcı, akıl ve hikmet sahibi, mükemmel bir kuştur. Kahramanları taşır, uzak mesafelere yolculuk yaptırır ve yakıp kendisini tekrar çağırabilsinler diye onlara kendi tüylerinden birkaç tane bırakır.

Zümrüd-ü Anka Kuşu

Zümrüd-ü Anka kuşu öleceğini hissettiği zaman, kendisine ağacın kuru dallarından bir yuva yapar ve hiçbir zaman ne olduğu anlaşılmayan bir yapışkanla yuvayı sıvar, yuvanın içinde ölümü bekler. Ta ki güneş bütün görkemiyle ortaya çıkıp, kuru dalları yakıncaya kadar. Oluşturduğu yuvada yanarak ölür ve küllerinden yeniden doğar.

Bu kısır döngü sürerken, kuşların başına bir gün öyle bir talihsizlik gelir ki, Simurg’tan yardım istemeleri gerekir. Birden Simurg’ un uzun süredir hiç görünmediğini fark ederler. Öyle çok beklerler ki yuvasından çıkıp havalanacağı anı. Sonunda umudu keserler. Tam her şeyin bittiğini düşündükleri bir anda, çok uzaklardaki bir ülkede, Zümrüd-ü Anka kuşunun kanadından bir tüy bulunur. Umutları yeniden yeşeren bütün kuşlar, birlik olup yuvasına gitmeye karar verirler.

Ancak Zümrüd-ü Anka kuşunun yuvası, etekleri bulutların üstünde olan, görkemli Kaf Dağı’nın tepesindedir. Oraya ulaşmak için, yedi dipsiz vadiyi geçmek gerekmektedir. Bu vadiler öyle zorludur ki, yolda bir sürü kuş kaybolur.

1. Vadi: İrade, Nefs Vadisi (İstek)

Burası kuşlar için bir cennettir. Aradıkları her şeyi irade vadisinde bulurlar. Bir anda her şeyi isteyebileceklerini fark ederler. Sınırlar yoktur. Zevke, sefaya, bütün emellerine kavuşabileceklerdir. Masallardaki gibi; çalışmadan, uğraşmadan mevki makam sahibi bile olabileceklerdir. Öyle çok kuş vadinin sihrine kapılır, öyle çok şey ister ki, bu vadide bir sürü kayıp verilir.

2. Vadi: Aşk Vadisi

Vadiye girince bütün kuşların gözünü bir sis kaplar. Gördükleri biçimsiz şekilleri, taşları, odun parçalarını, birer sülün, birer kuğu sanarlar. Gözleri kör olmuştur. Kapılırlar, sürüklenirler ve gözden kaybolurlar.

3. Vadi : Cehalet Vadisi

Bu vadide her şey güzel gelir gözlerine. Anka Kuşu’ nu bile unuturlar. Nereye gittiklerinin hiç bir önemi yoktur. Orada da gökyüzü, burada da gökyüzü… İlginç nesneler görürler, ancak ne olduğunu sorgulamazlar. Önemsemedikçe düşünmemeye başlarlar. Düşünmedikçe unuturlar Unuttukça yükleri hafifler ve artık amaçsızca gülümsemeye başlarlar. Birçoğu yok olup gider.

4. Vadi: İnançsızlık Vadisi

Vadiye girdiklerinde birden her şey anlamını yitirir. Simurg’u bulmanın hiç bir şeyi değiştirmeyeceği inancına kapılırlar. Kesin öleceklerini iddia edenler, Simurg’un çözüm bulamayacağını söyleyenler, bu kadar yolu boşa geldiğini, emeklerinin boşa gittiğini düşünenler vardır. Kanadı yaralanan bir kuşun aşağıya düştüğünü, hepsinin başına aynı şeyin geleceğini bağıra bağıra söylerler. Tüm bu olanlardan sonra kuşların birçoğu yolu tamamlayamayacaklarını ya da tamamlasalar da hiçbir işe yaramayacağını söyleyip geri döner.

5. Vadi: Yalnızlık Vadisi

Vadiye giren bütün kuşları korku salar. Bulundukları yerde sadece kendileri varmış gibi endişeye kapılırlar. Acıkan sadece kendi karnının doymasını düşünür. Tek başına avlandığı için de başarılı olamayıp daha büyük hayvanlara yem olur. Her biri kendi başına hareket etmeyi seçer ve yönünü tek başına bulmaya çalışır. Kendilerini kimse yokmuş gibi, yapayalnız hissederler. Milyonlarca kuşun aynı amaç için uçmakta olduğu akıllarının ucundan bile geçmez.

6. Vadi: Dedikodu Vadisi

Kuşlar, vadiye girdiklerinde her köşesinde fısıltılar duyulmaya başlarlar. En arkadaki kuş, Zümrüd-ü Anka’nın yeniden doğuşta tüylerinin yandığını söyler. Öndeki kuş bunu duyar ve yanan tüylerin tekrar çıkmadığını söyler. Bir öndeki kuş bunu duyar, yanan tüyleri çıkmadığı için, Anka kuşunun gizlendiğini söyler. Bir öndeki kuş bunu duyar, morali bozuk olduğu için, Anka kuşunun saklanırken, onu görenlere zarar verdiğini söyler. Daha öndeki kuş bunu duyunca, herkese zarar veren Simurg’un, dayanamayıp kendini öldürdüğünü söyler. En öndeki kuşa, gitmeye gerek kalmadığı, Simurg’un toprak olduğu bilgisi gelir. Bir çok kuş söylentilere inanarak geri döner.

7. Vadi: Ben Vadisi

Bütün kuşlar ‘’Ben’’ vadisine girer girmez, içlerinde değişik bir his uyanır. Kimi diğer kuşun kanadını eleştirmeye başlar, bir diğeri her şeyi bildiğini iddia eder. Yanlış yoldan gidiliyor diye kargaşa çıkar. Her kafadan bir ses çıkmaktadır. Herkesin fikri vardır ve hepsi de söyleyen için doğrudur. Sanki milyonlarca farklı yol varmış gibi… Hepsi en önde lider olmak ister, öne geçmek için birbirlerini ezip dururlar. Ta ki vadiden çıkana, “Ben”den uzaklaşana dek…

Ve nihayet vadiden Kaf Dağı’na vardıklarında, dünyadaki bütün kuşlardan geriye sadece 30 tanesi kalır. Zorlu vadilerden geçen bu 30 kuş, yuvaya vardıklarında Zümrüd-ü Anka kuşunun “otuz” demek olduğunu öğrenirler. Yani kalan kuşların hepsi Simurg’tur. Kurtarıcı, bilge, mükemmel kuş; bu yedi vadiyi geçen kuşların tamamıdır.

İradesine hakim olan, körü körüne bağlanmayan, düşünen, kendini geliştiren, kendine ve başaracağına inanan, hep birlikte hareket edilmesi gerektiğini bilen, yalnız olmayı tercih etmeyen, dedikodu yapmayan ve en önemlisi egosunu eğiten kuşlar Simurg’tur. Yani Zümrüd-ü Anka olurlar.

Otuz kuş, Simurg’un kendileri olduğunu anlayınca; artık, ortada, ne yolcu kalır, ne yol, ne de kılavuz çünkü hepsi BİR’dir! Dışarıda görünen içerinin yansımasıdır. Gelinen yer Bir’dir ve Bir’e dönmek kaderdir. Anka tekâmül merdivenlerinin her birini çıkmış, Bir’e ulaşmak için gerekli çabayı göstermiş, yetkin insanın sembolüdür.

Sustu.

Hikayenin içine öyle girmiştim ki, suskunluğun ardından, yanımdan ayrıldığını bile fark etmemiştim.

Toprağın üzerine dal ile çizdiği şekle gözüm takıldı, sadece upuzun bir yol…

Süzüle süzüle, dans eder gibi uçan bir kuş tüyü geldi, çizdiği yolun başlangıç noktasına kondu. Gökyüzüne baktım, gülümsedim.

Hayatımın vadilerini düşünüp, yolculuk engellerimin farkına varma zamanımın geldiğini, geçte olsa anlamıştım. Oturduğum yerden huzur ile kalktım. Zümrüd-ü Anka figürünün bulunduğu, yıkık duvardaki çatlağın arasına bir kitap bırakılmıştı benim için. Kapağına baktım. Feridüddin Attar- Mantıku’t-Tayr (Kuş Dili). Daha iyi anlayabilmem için daha derin araştırmam gerekiyordu, anlamıştım. Zümrüd-ü Anka’nın çağrısına uymaya karar verdim.

Aşk ile HU.

Not:

Feridüddin Attar Mantıku’t-Tayr (Kuş Dili) Eserinde çok zengin bir sembolik dil kullanmış ve Hakikatı arayanları, yani Hakikat Yolunun Yolcularını, kuşlarla simgelemiştir. Amaçları, padişahsız hiç bir ülke olmadığı düşüncesiyle, kendilerini yönetmek üzere bir padişah seçmektir. Ancak yol, uzun ve zahmetli, menzil uzaktır…Yolda hastalanan veya bitkin düşen kuşlar çeşitli bahaneler, mazeretler ileri sürerler. Bunların arasında, nefsani arzular, servet istekleri, ayrıldığı yeri özlemesi, geride bıraktığı sevgilisinin hasretine dayanamamak, ölüm korkusu, ümitsizlik, şeriat korkusu, pislik endişesi, himmet, vefa, küskünlük, kibir, ferahlık arzusu, kararsızlık, hediye götürmek dileği gibi hususlarla; bir kuşun sorduğu “daha ne kadar gidileceği” sorusu vardır. Hüthüt hepsine, hepsine, bıkıp usanmadan tatminkar cevaplar verir ve daha önlerinde aşmaları gereken “yedi vadi” bulunduğunu söyler. Ancak, bu “yedi vadi” yi aştıktan sonra Simurg’a ulaşabileceklerdir. Kitapta kuşların diliyle anlatılan, vahdet-i vücut inancıdır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM