Melda ÇÜÇEN
Melda  ÇÜÇEN
melda.cucen@hotmail.com
Hayatımızdaki Kritik Dönemler
  • 4
  • 67
  • 07 Şubat 2020 Cuma
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Sorumluluk Alıp Kendinizle Yüzleşmeye Hazır mısınız?Bu dünyaya geldik, kendimizi tanımak için. Hepimiz bebeklikten bu yana belirli gelişim süreçlerinden geçtik ve gelişimimiz hala devam ediyor. Peki bu gelişimimiz esnasında kritik dönemler diye adlandırılan etapları ne kadar sağlıklı kat ettik hiç düşündünüz mü? Hadi gelin bu yazıda bebekliğimizden şimdiye uzanan süreçte ‘ Hayatımızdaki Kritik Dönemler ‘i sağlıkla yaşayıp yaşamadığımıza bakalım hep birlikte. İnsanlara güvenemiyor musunuz? Korkularınız mı var? Kaygılı mısınız? Kendinizi özgür hissetmiyor musunuz? Belki bu soruların cevabını yakalarsınız dönemleri okurken. Evet kendinizle yüzleşmeye hazır mısınız? Başlıyoruz…

Hayatımızdaki Kritik Dönemler

0-1 yaş ‘Temel Güven’ mi ‘Güvensizlik’ mi?

Bir yaşına kadar çocuğun ihtiyaçlarının doyurulması, büyük ölçüde anneye bağlıdır. Annenin çocuğun ihtiyaçlarını giderirken onu sevmesi, sıcaklığını hissettirmesi, ilgilenmesi çocukta güven duygusunun temellerini oluşturmaktadır. Annesinin kendisini sevdiğinden emin olan çocuk, çevresindeki dünyaya güvenir. Kendini sevilmeye değer bulur. Diğer taraftan annesi tarafından reddedilen, soğuk davranılan, ihtiyaçları yerinde ve zamanında karşılanmayan çocuk, kendisine ve çevresindeki dünyaya karşı güvensiz olur.

1-3 yaş ‘Özerklik’ mi ‘Kuşku’ ve ‘Utanç’ mı?


Önceki dönemde temel güven duygusunu kazanmış çocuklar için, esnek ve çevresini özgürce keşfedebileceği ortamlar sağlanmalıdır. (kendi kendine yemek yemesi, giysisini seçmesi, kendi kendine giyinmesi vb.) Karşılaştığı bazı problemleri çözmesi desteklenmelidir. Bu yönde desteklenen çocuğun bağımsızlık duygularının temelleri atılmış olur. Diğer taraftan sürekli olarak sınırlandırılan, aşırı derecede korunan, çok sıkı kontrol edilen çocuklarda kendi yeteneklerinden şüphelenme, kendinden utanma duyguları oluşabilir.

3-6 yaş ‘Girişimcilik’ mi ‘Suçluluk’ mu?


Çocukta girişkenlik duygusunun gelişebilmesi için, değişik yaşantılarla çocuğun kendisini keşfetmesine imkan sağlanmalıdır. Çok sık azarlanan ve engellenen çocukta suçluluk duygusu gelişmektedir. Çocuğun yapması ve yapmaması gerekenler konusunda bir denge kurularak girişkenlikleri desteklenmelidir. Diğer taraftan sürekli yaptıkları eleştirilen, desteklenmeyen, beğenilmeyen çocuklar yaptıklarının değersizliğine inanarak aşağılık duygusu geliştirilebilir.

7-11 yaş ‘Çalışma ve Başarılı Olmak’ mı ‘Aşağılık Duygusu’ mu?


Çocuk bu dönemde tek başına bir şey yapamayacağını sezerek başkalarıyla iş birliği kurmaktan keyif almaya başlar. Çocuk ortaya çıkardığı ürünlerle başkaları tarafından tanınmak ister. Başarılarından gurur duyma ve zevk alma duygusu gelişmiştir. Diğer taraftan desteklenmeyen sürekli eleştirilen çocukta aşağılık ve yetersizlik duygusu gelişebilir.

12-18 yaş (ergenlik dönemi) ‘Sağlıklı Bir Kimlik’ mi ‘Kimlik Bocalaması’ mı?


Bu dönemde ‘Ben kimim?’ sorusu önemli hale gelir. Ergen, ana- babasından çok, akran gruplarından etkilenir. Öğretmen ve ana-babalar, ergene yetişkin gibi davranmalı; onunla sevgi ve saygı temeline dayalı bir dostluk kurmalıdır. Bu dönemde ergen başarılı bir şekilde kimliğini oturtursa kendine güvenen, kendinden emin bir kişi olarak yaşamını başarılı bir şekilde sürdürebilir. Diğer taraftan kimlik bocalaması içinde ne yapmak istediğine karar veremeyen, çocuk gibi davranan yetişkinler olarak yollarına devam edebilirler.

18-26 yaş (ilk yetişkinlik dönemi) ‘Yakınlık’ mı ‘Uzaklık’ mı?


Ergenlik döneminde kimliğine kavuşan kişi, artık kimliğini kaybetme korkusuna kapılmaksızın başkalarıyla dostluklar kurabilir, karşı cinsten ilişkilerde arkadaşlık ve sevgi ağırlık taşır. Bu dönemi sağlıklı atlatan kişi güvenli bir şekilde sevgiyi verme ve alma gücüne sahip olur. Diğer taraftan başkalarıyla dostluk ilişkisi kurmada güçlük çeken genç, psikolojik bir yalnızlığa sürüklenebilir.

(Orta yetişkinlik dönemi) ‘Üretici’ mi ‘Durgun’ mu?

Daha önceki dönemlerini başarılı olarak atlatmışsa, birey üretken, verimli ve yaratıcıdır. Bunlardan yoksun olan bireylerse bir işe yaramama duygusuna kapılabilir ve durgunluk dönemine girebilirler. Çevreye kayıtsız kalıp mutsuz olabilirler.

Olgunluk (ileri yetişkinlik) dönemi ‘Benlik Bütünlüğü’ mü ‘Umutsuzluk’ mu?

Birey bu dönemde ya önceki yedi evrenin birikimi sonucu benliğini tam olarak bulmuş, güvenli, mutlu, topluma etkin uyum sağlayabilen, aranan, sevilen ve sayılan kimsedir. Ya da umutsuz, uyumsuz, aksi bir insan görünümündedir.

“Hayatımızdaki Kritik Dönemler”de verdiğim bu bilgiler ışığında ayağımız nerede taşa değmiş de takılmış kalmışız?Hangi duygularımız, hangi ihtiyaçlarımız eksik kalmış da bugünkü kişiliğimize yansımış, bulabildiniz mi?! Her şeyden önce kendimize karşı sorumluluğumuz büyük. Ne olduğumuzu, duygularımızı, nerede eksik nerede fazla olduğumuzu bilmeden, oradan oraya savrulan bir yapraktan ne farkımız var? Diğer taraftan elbet nesillerimize karşı da sorumluyuz. Nasıl Allah’ımız kuştan yüzmesini balıktan uçmasını beklemiyorsa; bizler de bu evreleri sağlıkla katetmesine izin vermediğimiz çocuklarımızdan fevkaladelikler bekleyemeyiz değil mi?!

Not: Bu arada şunu eklemekte yarar var. Nasıl, bir binanın temeli sağlam değilse üstüne ne çıkarsanız çıkın o binanın bir gün yıkılacağı gibi, belli kritik dönemlerdeki krizler çözümlenmezse, kişi gelişimsel olarak bir sonraki evreye eksik olarak geçiş yapıyor bu da elbet bir sonraki gelişim evresini olumsuz etkiliyor. Bunun yanında şükür ki her zorluk kolaylığı beraberinde getirdiği için uygun çevresel koşullar sağlandığında yaşanılan başarısızlıkların, kişilik gelişimi üzerindeki kötü izleri silinebiliyor. Yoksa pek çoğumuzun hali duman 🙂 Sevgiyle..

KAYNAKÇA

Çocuk Gelişimi 1. ve 2. Sınıf Ders Notları

Sosyal Medyada Paylaşın:

4 yorum

  1. Melda Hanım öyle değerli bir konuya değinmişsiniz ki öncelikle sizi tebrik etmek isterim. Kişisel gelişim ve psikoloji her zaman benim için de önemli bir konu olmuştur. Bir eser meydana getirirken, bir yapı oluştururken her zaman bunun için titizlenir ve en iyisine ulaşmak isteriz değil mi? Ya bir çocuk yetiştirirken, yada birey olma yolunda ilerlerken sağlıklı ve donanımlı olmak konusundaki hassasiyetin yaşamsal olduğunun farkına varmalı insan oğlu. Her kelimenizi destekliyorum. Teşekkürler bu konuya dikkat çektiğiniz için

  2. O güzel yorumunuz ve desteğiniz için teşekkür ederim, ne mutlu faydalı olduysa. Eksik olmayın, sevgiler.

  3. Güncel olarak kalsın bu yazı insaALLAH zihnimde,dimağımda ve dahi hayatımda. Varol kardeşim.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM