Nazlı Aydın
Nazlı  Aydın
biriktirdiklerimde@gmail.com
Güneş ‘e Açılan Pencere
  • 0
  • 59
  • 26 Ocak 2020 Pazar
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Odanın soğukluğu içini ürpertti. İlkbaharlar eskisi kadar sıcak değildi artık. Sol yanını ,Güneş’ini kaybetmişti. Güneşi olmayanın baharı olabilir miydi? Elbette olmazdı. Elini gayriihtiyari yan tarafına attı. Eli yastığa değmişti,yastığın soğukluğuyla ürperdi. Kalktı, ekose desenli kaz tüyü yorganı üzerinden attı, terliklerini ayağa geçirdi. Camı açtığında yüzüne vuran ılık rüzgar onu çocukluğunda gittikleri kalabalık pikniklere adeta sürükledi. İlkbaharları havalar biraz ısınadursun pikniğe mahallece giderlerdi. İlk gittikleri piknikte tanımıştı Güneş’i. Her piknikte mutlaka ellerinde uçurtmaları olan çocuklar, etrafta hep koşuşturur halde olurlardı. Güneş ise özenle giydirilmiş kıyafetleriyle bir köşede oturur, sessizce mütemadiyen elinde okuma bilmediği için anlamadığı kitaplar olurdu.

Güneş

Güneş kitap kurtluğu yapadursun erkekler yanlarında getirdikleri malzemelerden yemekten sonra mutlaka bir uçurtma yaparlardı. Babasıyla eski çıtaları birleştirerek yaptıkları uçurtmalara,annesinin onları özenle süslemesine,rengarenk kumaşlarla o upuzun kuyruğu nakış gibi tek tek işlemesine tekrar dönmek istedi.Güneş’in, uçurtmasına hayran hayran baktığı güzel günler. Rüzgara karşı mahkum oluşu ,elinde sımsıkı tutmasına rağmen uçurtmasının ondan kopmak istemesi. Ellili yaşlara geldiği bu günlerde hala elinde sımsıkı tuttuğu ipin neden olduğu izler, ipi avucunda hapsettiğinde yaşadığı tatlı sızı , büyüdüğünü hissettikten sonra yerini daha büyük acılara bıraktı. Büyümeyi sevmemişti. Büyükler büyüdükçe ölüyorlardı. Onun Güneş’i de büyüdüğü için ölmüştü. Ne demişti doktor? Yaşı bu kadar ilerlemiş olmasaydı daha kolay atlatabilirdi.

Biricik karısını uçurtması gibi sıkı sıkı tutmuş, hiç bir yere gitmesine izin vermek istememişti. Ancak yine bir rüzgarlı ilkbahar gününde, o ilkbahardan sonra bir daha baharlar güzel olmadı, uçurtması gibi kayıp gitti Güneş’i elinden. Şimdi avuç sızıları gönlünde, izler yüzündeydi.
Simsiyah saçları beline, bembeyaz teni Ay’ı kıskandıracak kadardı. Pencerenin önünden usulca çekildi. Küçükken her daraldığında soluğu bu pencerenin kıyısında alıyor, uzaktan uzağa komşunun kızı Güneş’i izliyordu. Bu pencere Güneş’ine açılıyordu.

Onun için, tam tepede herkese meydan okuyan Güneş, bırakın havayı ısıtmayı ortalığı dahi aydınlatamıyordu. Oysa çok sevdiği karısı odaya girdiğinde oda birden aydınlanır, adeta kuşlar gibi cıvıldar ,etrafındaki herkesi mest ederdi. İlkbaharda tanıştığı çimlerin üstünde kitap okuyan kızı yine ilkbaharda toprağın altında bırakıp eve gelmişti. Ama yüreği hala Güneş’indeydi. Yüreği şimdi toprağın altında ölü, kalbi ise sol göğsünde hala atmaktaydı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM