1. Anasayfa
  2. Edebiyat Kafe

Dünyanın En Kısa Mesajı

Dünyanın En Kısa Mesajı
5

Geçen gece uzun zamandır görüşemediğimiz bir arkadaşım bana whatsapp’dan bir mesaj göndermiş.
Sadece “Dinçel” yazmış, bırakmış.
Ertesi sabah bu mesaja uyandım.
Hayatımda hiç bu kadar “uzun” bir mesaj almamıştım.
Üzerine öyle çok düşündüm ki bu mesajın ve ona şöyle yazdım: “Dostum, çok uzun zaman oldu görüşmeyeli ve uzundan daha uzun cümlelerimiz birikti, konuşacak ne çok konumuz var, hemen bir araya gelelim. Seni çok özledim”

Bana; “,Eğer uzun yazsaydım, bunları yazacaktım.” demiş.
Dedim ki ona; dünyanın en kısa mektubunu bilir misin? Dünyanın en kısa mektubu sadece bir soru işaretinden oluşur. Victor Hugo yayıncısına Sefiller kitabının satış durumunu sormak için yazdığı mektuba sadece bir “?” koyar ve gönderir. Yayıncıda satışların şaşırılacak kadar çok miktarda olduğunu ifade eden bir “!” işareti koyarak yanıtlar Hugo’yu.
İşte bizimki de o hesap, böyle bir mektupta yazan da bilir neyi yazdığını, alıcısı da çok iyi bilir ne okuması gerektiğini dedim ona.

Tek bir kelimeyle öyle bir ders verdin ki bana, ben onu uzun uzun okudum dedim ona. Öyle çok şey vardı ki içinde, satır satır çok iyi anlattı bana…
Bu durumda bu pazartesi yazı ‘sı kendime olsun, dostlarınızı ihmal ediyorsanız sizin de olsun, ertelemek gerçekten de zehirli sarmaşık gibi bir duygu, hem ne deniyordu Ölü Ozanlar Derneği filminde; “vakit varken tomurcukları topla, zaman hala uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir” yani demem o ki, hayatın bizlere neler getireceği belli değil, eğer birine söylemek istediğiniz bir şeyler varsa ertelemeyin, bunu hemen yapın, geç kalmayın kimseye benim gibi..

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 0
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _rendim
    İğrendim
  • 0
    _z_ld_m
    Üzüldüm
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım

Hayat insanlara kimlikler ve bu kimliklere bazen elbiseler diker. Benim de vardı böyle bir elbisem, birgün onu çıkarmaya karar verdim, onu çıkardığımda kendimi bir portakal gibi soydum, soydukça kabuklarımı, yeni bir BEN ile buluştum. Bir çocuk oyunu gibiydim sanki, portakalı soydum, başucuma koydum, ben bir GER-ÇEK uydurdum, duma dum dum misali. İşte o kendime ayma anımda yeni kimliklerimle buluştum; Eğitmen. Profesyonel Koç. Ve acemi bir Yazar. Her şeyin acemiliğini seviyorum zira ben, Turgut Uyar'ın dediği gibi; "belki de asıl Ustalık budur, her zaman Acemi olmayı bilmek" Bunu unutmazsam/bunu unutmazsak daha daha daha elbiseler dikeriz kendimize, bedenimize ve tin'imize. Belki de YAŞAMAK budur. Selam olsun herkese.

Yazarın Profili
İlginizi Çekebilir
hayal-dünyası

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Yorumlar (5)

  1. 13 Ocak 2020

    Dinçel ablamın zihninden dökülen kelimeler birleşince okumaya başlayıp sonuna kadar akıcı bir roman gibi metinler çıkıyor ortaya :’) diyorum ki axaba kitap yazıyor mudur

  2. 13 Ocak 2020

    Anlatmaya çalışmaktan çok daha tesirli çoğu zaman susabilmek.

  3. 13 Ocak 2020

    Sussam gönül razı değil,söylesem tesiri yok duygusundayken uzun uzun zamandır…gözyaşları içinde okudum mektubunu canımm Dinçel?Dostlugunuz baki olsun,o güzel dostunun da kalbimden öperim…

  4. 13 Ocak 2020

    Dinçel hanımcığım, çok güzel bir yazı. ?

Bir cevap yazın