Neşe Uygun
Neşe  Uygun
uygun.nese@gmail.com
YAN YAN UYAN !
  • 2
  • 124
  • 25 Aralık 2019 Çarşamba
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    6 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

YAN  YAN UYAN

Ey dün bugün Hak isteyen, bilmez misin Hak nerdedir,
Her nerdeysem orda hazır, nerde bakarsam ordadır.

Sakın olma Hakk’a ırak, gönüldedir Hakk’a durak,
Sen senliğin elden bırak, tenden içeri candadır.

Gir gönüle bulasın Tur, sen ben demek defterin dür,
Key güher er gönlündedir, sanma ki o ummandadır.

O ummanda yüzbin güher, bir katreye benzer tamam,
O cana yok zaman zeval, zevallı can hayvandadır.

Her nerde ki gözün baka, Çalap hazırdır mutlaka,
Şu can ki tapmadı Hak’a, faydası yok ziyandadır.

                        YUNUS EMRE  (Pirime’e selam olsun)

Diyarlardan bir diyarda, çok kudretli bir padişah yaşarmış. O kadar güçlü, kudretli ve ihtişamlıymış ki, kimse sarayına yaklaşamaz, konuşmaya dahi cesaret edemezmiş. Yüzünü gören, sesini duyan hiç olmamış.

Padişah, kendine ait mülklerde hizmet eden ve hizmetine gayret eden halka, belli bir süre sonra topraklar ve oturacakları evler bahşedermiş. Birlikte hizmet edenlere, birlikte yaşayacakları köyler tahsis edermiş. Hizmetinde çok gayretli olanların yaşayacakları yerler, bağlık bahçelik, dere kenarında olurmuş, halk çok mesut ve huzurla yaşayıp gidermiş. Herkes padişaha, hizmet edecekleri toprakların sahibi olduğu için saygı, hizmetlerinin karşılığında, mükafatlandırdığı için sevgi duyarmış. Padişahı öve öve bitiremezler, sarayını soranlara uzaklarda bir yerdeki ihtişamlı tahtında oturduğunu minnetle anlatırlarmış. Sarayının güzelliğine övgüler düzerlermiş. Tebasının sevgisi de saygısı da mecburiyetten mi yoksa menfaatten mi bilinmezmiş.

Aynı diyarda yaşayan, temiz kalpli bir köylü ise diğerlerinden farklı düşünürmüş, bağlar bahçeler değilmiş isteği. Tek arzusu, padişahla yüz yüze tanışabilmekmiş. O güne kadar, padişahı görmeyi isteyen çok insan olmuş, ama gidenin döndüğünü hiç gören olmamış. Yakınları, vazgeç bu emelinden başaramazsın dedilerse de dinletememişler.

Yaşlı köylü, yola çıkmaya karar vermiş bir kere.

Yola çıkmaya karar veren, artık yersizdir

Yola çıkmaya karar veren, artık yersizdir“ derler ya, işte öyle. Kendini yersiz yurtsuz hissetmeye başlamış, ne dere kenarında ev, ne bağlar bahçeler, ne rahat hayat, hiçbir şey onunla tanışma arzusunu dindirememiş.

Bir sabah kuşluk vakti kalkmış, niyet etmiş niyet eylemiş yola çıkmaya, azığını hazırlamış, yola revan olmuş. Az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş biraz soluklanmak için durmaya karar vermiş. Dalları gökyüzüne uzanan bir ağaca doğru ilerlemiş, gölgesinin altına çöküvermiş.

Yorgunluktan uykuya dalması uzun sürmemiş. Ne kadar zaman geçti bilinmez, UYAN! Diye, bir ses ile irkilmiş ve gözlerini açmış ki ne görsün,  tüyleri rengarenk sanki cennetten çıkma bir kuş yanına konuvermiş te seslenen oymuş.

“UYAN!”

Neden uyandırdın beni demiş yaşlı köylü, kızarak.

Kuş bu güler mi hiç? Ama hikaye bu ya, kuş uzun uzun gülmüş.

Uyandın mı? Kolay mı sandın uyanmayı?

Rüya aleminden rüya alemine gözünü açmayı, uyanmak mı sanıyorsun? Ben, rüya aleminden, gerçek aleme UYAN! diyorum.

Gerçek alem mi? Demiş, yaşlı köylü. Eğlenme benimle, oyalama, yolum uzak, beni lafa tutma.

Hiç çıkma yola, dön yaşlı köylü! Sen daha nereye gittiğini, neden gittiğini bile bilmiyorsun. Hem ben padişahın kuşuyum, “GERİ DÖNSÜN!”  haberini sana getirmek için geldim.

Geri dönsün

Yaşlı köylü aniden tokat yemiş gibi olmuş. “Geri dönsün!” lafı, kulaklarında tekrar tekrar yankılanmış. Yıllardır merak ettiği padişahı görmek tek dileği iken, her şeyi feda ettiği padişah, onu istemiyor, kabul etmiyor. Neden? Neden? Hem diğerleri gibi değilken, her şeyini onun için terk etmişken, onu bu kadar severken, onunla yüz yüze görüşmek tek dileğiyken, Neden geri dönmesini istiyor? İçine bir kor düşmüş, nar olmuş, yanmaya başlamış.

Karşısında kendisini pür dikkat dinleyen kuşa dönmüş. Nasıl geri dön dedi, gerçekten bana mı dedi, neden dedi? Ben ona doğru yola çıkmak için bağları, bahçeleri terk ettim, her şeyimi feda ettim.  Madem elçisisin, neden dönmemi istediğini de söyle o zaman demiş, terk edilmiş bir aşığın çaresiz bakışlarıyla, kalbindeki ateş daha da alevlenmiş.

Kuş, rengarenk kanatlarını açmış, kanatları gökkuşağı gibi olmuş, etrafında bir tur atmış, havalanmış, yaşlı köylünün bacağına konuvermiş.

Kalbini, hiç düşünmeden söküp, yerinden çıkartıp bana verirsen, anlatırım belki demiş.

Yaşlı köylü şaşırmış ama o kadar çok istiyormuş ki, hayatını kaybetmek bile çok önemli gelmemiş. Tamam demiş, bıçağı dayamış kalbine, hızlıca bir kesik atmış. Kalbini bıçakla deşmiş ve çıkartmış, ama o da ne?  Hala yaşıyormuş ve çok şaşırmış. Kuş, kalbi aldığı gibi, yakındaki gürül gürül çağlayan nehre götürüp, suyun içine atmış, iyice yıkayıp getirmiş.

Aşk Deryası

Tamam demiş, al kalbini koy yerine, korkma “Aşk Deryasında” temizledim getirdim.

Yaşlı köylü, kalbini yerine koymuş, aynı anda yarası kapanmış fakat kalbi bir başka atmaya başlamış. “Hakk hakk hakk ” Öyle bir ateş sarmış ki kalbini, çağlayan nehir gibi gürül gürül olmuş ve daha hızlı atmaya başlamış, “Hakk hakk hakk”

Şimdi gözlerini ver demiş kuş, hiç düşünmeden, gözlerini çıkartmış, padişahın yolundaki yaşlı köylü. Kuş ağzına aldığı gibi gözleri, göğe yükselmiş. Dünyanın etrafında bir tur atmış geri getirmiş, yaşlı köylünün avuçlarına bırakıvermiş. “Dünyanın İlim Deryasında” temizledim demiş. Yaşlı köylü, gözlerini yerine taktığın da, gördükleri karşısında, şok olmuş.

Gördüğü evren bambaşkaymış. Her gördüğü, bambaşka renklerle bezeliymiş. Gökyüzünde bulutları taşıyan melaikeleri yani bilim dilinde kuvvetleri, boşlukta var olan elementlerin koşuşturmacasını, ağacın dallarında ve köklerinde işleyen sistemi, suyun mucizesini, toprağın nefes alışını, dağların secdesini, kendi vücudunun her hücresindeki farkında olmadığı yüce hizmeti, bildiğinden bambaşka bir sistemle işleyen muazzam evreni ilk defa aşk ile müşahede etmiş.

Hakk hakk hakk

Kulaklarını ver şimdi demiş, kuş. Yaşlı köylü, iki kulağını hiç düşünmeden, kesip koymuş yere, kuş aldığı gibi havalanmış, göğün derinliklerinde kaybolup gitmiş. 7 kat semada dolaştırmış, gezegenler, yıldızlar, tüm kainatı dolaştırıp getirip, yaşlı köylünün avucuna bırakmış. “Kainatın İlim Semasında” temizledim demiş. Yaşlı köylü kulaklarını yerine koymuş, ama o dakika nefesi kesilmiş.  Duyduğu muazzam sesle kalbi hızlı hızlı atmaya, gözlerinden sicim gibi yaşlar akmaya başlamış. Etrafında ki ağaçlar, börtü böcek, dağlar, toprak, hava, su, canlı cansız herşey, hatta kendi vücudunda ki her işleyen hücre ve duyuları ile tanıklık ettiği her şey “Hakk hakk hakk” diyerek çalışıyormuş.

Rengarenk tüylerle bezenmiş kuş, yaşlı köylüye dönmüş.

O padişah ki, tüm varlığını hiç etmeden, kendisini bilmeye çaba sarf etmeden, kendisini idrak etmek için uğraşmadan, gücüne ve varlığına şahitlik etmeden, sistemine hizmet etmeden, ben seni merak ediyorum, tanışmaya geleceğim diyerek yola çıkanı kabul etmez.

HAKK’ını HAKK ile arayanların HAKK’ını ihya edecek olan HAKK’tır. HAK’kı müşahade  etmek ve yaşamak için, ölmeden evvel ölmek gerek. Bunun için de, mutlak manada ona teslim olmak gerektiğini fark etmek gerek.

Gözün, kulağın, kalbin HAKK kesilirse, işleyen sistemin arkasını görüp, Ya HAKK dersin. HAKK’tan başka bir şey olmadığını, sadece seyirci ve tanık olduğunu idrak edersin.

Beşer gözüyle bakan, hayrı ve şerri; HAKK gözüyle bakan, sonsuz kemali seyreder!

HAKK kesilmekte, yeterli değil, HAKK’tan HAKK’a hizmet etmeden, seyirciden başka bir şey olmazsın. Seyirci olman neye yarar?  Perde kapanır, seyir biter, sen ise yok olursun.

HAKK’a şahitlik edip, hizmet edersen HAKK kesilirsin, seyirci değil, HAKK sisteminin bir parçası olursun.

Neden kelimeyi şahadet getiriyorsun? Sadece “La ilahe İllallah” değil de, “Eşhedü en la ilahe illallah” diyorsun. Şahitlik ederim, neden diyorsun?

Desem ki sana, şahitlik ettin mi, göz ile gördüğüme şahitlik denir, ben görmedim ki dersin. Görmeye gittiğini söyledin ya, başta. O zaman bu sözü söylemen ne işe yarar? Şahitlik et. Ölmeden önce, şahitlik etsin gözün, kulağın, kalbin. Tek ilah olduğuna şahitlik ederim dediğinde, gerçekten kelimeyi şehadet getirmiş ol.

Oku! Seyreyle! Gör! Düşün! Şehadet et! Perdenin arkasında neler oluyor, uzakta arama, zamanda, mekanda arama, kaldır perdeyi seyreyle HAKK’ın sana hizmetini. Dahil ol, o Yüce hizmete. SEYREDEN DEĞİL, SEYREDİLEN OL!

Tanımadığın biriyle tanış olmak istemişsin, kendini tanımaya çaba sarf etmeyenle neden tanışsın padişah.

Yan yan uyan ! Uyanmış

Yaşlı köylü, öyle YAN’ mış öyle YAN’mış ki, Rüya aleminden, gerçek aleme UYANMIŞ.

Dilinde HAKK, kalbinde HAKK, kulağında HAKK, gözünde HAKK, kainatı tefekküre dalmış, her seyrinde, HAKK demiş, HAKK’ı  idrak etmiş, HAKK demiş, HAKK’la tanış olmuş. HAKK’ın uzak diyarlarda olmadığını, İdrak ettiği her yerde olduğunu görmüş ve şahitlik etmiş.

 HAKK’ın onu zatı ile gerçekten tanış olmaya çağıracağı ana hazır olmak için, hizmet etmek, ondan sonra ki tek dileği olmuş.

YAN YAN UYAN HAKK OLSUN, AYAN BEYAN!

AŞK İLE HU.

 “Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz Allah yücedir, büyüktür.” (Hac-62)

“De ki: Hak, Rabbinizdir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.”(Kehf-29)

“Peygamber’e indirilen (Kur’ân)i dinledikleri zaman, onun hak olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar: ” Ey Rabb’imiz iman ettik, bizi de şahitlerden yaz derler. “(Maide-83)

“Biz peygamberimize ve inananlara hem dünya hayatında hem de şahitlerin şahitlik edecekleri günde (kıyamette) elbette yardım ederiz.” (Mümin -51)

“Şahitlik edene ve edilene and olsun ki” (Büruc-3)

Yan yan uyan…….

Sosyal Medyada Paylaşın:

2 yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM