Zeynep Gök
Zeynep  Gök
hlyy.5252@gmail.com
Mihmani Denklemin
  • 4
  • 283
  • 12 Aralık 2019 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    6 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 3,67.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Umutla ,plansız, kalbini anlık neşelerle kandırmaktan vazgeçtiğin an başlıyor asıl denklemin…

Realist bakmak gerek zannımca… Hümanist olmanın yanında merhameti tekerrür ettirmek lazım geliyor bana…

Şöyle bir bakalım hatalarımıza ve yanlı duran kusurlarımıza. 

‘ Hep benim başıma gelir!’

‘Hep aynı şeyleri (hırsları/acıları/mutsuzlukları yahut tersi zamanları/rutinleri ama hep sonuçta aynıları) yaşıyorum…’

Günün sonunda tebessümlerim bile aynı yerden geliyor, zaman ve insanlar değişse bile hep aynı yerden kalkıyor ve bakıyorum zamana. 

Fakat ben zamanlaşıyorum, anı’laşıyorum ve birikimlerimle ağırlaşıyorum. Halk dilinde sanırım böyle olgunlaşıyorum…

Peki bu aynılaşan ve üzerine birikmiş’leşen, aslında çok önemli olmayan ama yüklerden ve yerimiz kalmadığı için bizi sarsabilsen ‘yaşam belirtilerini’ kafamızda büyütmeden nasıl ıskalayabiliriz ki? 

  İnsani davranışlarımız ve yok sayılamaz soya çekim güdülerimize de değinerek nefes alarak önce benliğimizi mi dinlemeli ne !..

Şöyle tıkamadan kulaklarımızı, kendimizi olumlu ve olumsuz yanlarımızla affetmeli. Kabullenmeli…

Hayatın hızlı bir akıntısı var ve ne yazık ki bunu görmemiz için pişman olup yaş almamız gerekecek. Peki ne kadar yaş? Bunun sınır çizgisi nedir? Nedensellik yumağında debelenmeye başladığımıza göre vay halimize…

Fazla mı sorguluyoruz ne ? Geldik işte dünyaya bilinmezlik bir saatte, seçemediğimiz bir şehirde ve şükür ettiğimiz şevkat ailesinde. Öyle ya da böyle geldik bu günlere. Vasıflarımızı ve hayattaki rolümüzü de seçtik mi? Meslek değil bu, rol… 

Kendimizi, yaşadığımız ve verimli olduğumuz zamanlara ayırdığımızda günün en önemli saatlerini bu role ayırıyor ve dinleyemiyoruz. Öyleyse bu rolün hakkını vererek geçirelim bu dilimleri. 

Hep aynı şeyleri yaşamıyoruz. Biz aynı olduğumuz sürece sonuçlar maalesef aynı hızda ve ağırlıkta olmasa da varış noktamız aynı kırıklıktır. Aslında biz hala kör olduğumuz için debelenmeyle yaşıyoruzdur. Denklemi biz belirliyoruz ve hayatımıza buyur ettiklerimiz de aslında bizim izin verdiğimiz kadarıyla rol üstleniyorlar. Gerçek bir zaman ayırmamış ve maalesef büyümemişseniz buyuran mihmana anlamlar yükleyerek kendinizi kandırmanız da yine sizin sembolik coşkunluğu kurguladığınız sahnenizdir. Sahnedeki ışıklar gerçek bir aydınlık olmadığı gibi mihmanlar da ne yazık ki oyuncudur. Sizi yoran herkes sahne mihmanıdır, bırakın geçici oyunları izlemeyi artık. Kendi’me/mize gelelim mi?

Gerçekler bize her zaman işaretlerle gelir. Bunun aksi yoktur! Nettir! 

Sahneye ve tiyatroya daldığınız her oyunda o gerçekler size bir şekilde işaretleniyor. Görmenizi sağlıyor. Siz ‘Körlüğü’ seçtikçe inadına daha büyük olarak çıkıyor karşınıza. 

Bir bakış, bir ses, yağan yağmur, açan güneş, tekerrür eden tarih, içinizdeki sızı, boğaza takılan düğüm … Bu olanlara körleşmeniz, gerçek olmayan tiyatro sahnesine bağlanıp inanmanızı sağlıyor ne yazık ki. Ve oyunun sonuna gelince maalesef ayakta alkışladığınız bir gösteri izlemiş olmuyorsunuz. Buyrulan mihmanlar ise selam verip yok oluyorlar ışıklarla. Gerçekçi olalım biraz olsa da, görelim faydayı bize iyi olan yolculuk haritalarını ve sırtlanalım tüm olanları. Çıkalım artık yola…

Peki neden? işte ‘ Nedensellik yumağı’ yeniden. İşte yeniden sorgular ve karanlık bir benlik… 

İşte kendini tanıman için önüne gelen milyonlarca işaret. Denklemi sen kuruyorsun. Yalnızca sen çözüme ulaşacaksın çünkü bu denklem senin hayatın ve senin çözümün. Denklemin hayat sürecin. Sürecin mihmanı esas benliğin…

Bir başka denklem çözümü için sonuç yolunu unutmaya değecek bir oyun kurulmadı senin kader çizginde. Yalnız doğduk, yalnız ölecek ve denklemi yine yalnız biz anlatacağız… Çünkü bu bizim hayatımız. Seçimleri zorla yahut ısrarla alamayacak kadar kısa bir hayat bu…

Zorlu şartlara maruz kalarak kenetleniyorsanız denkleme bir çizgi daha çekin. Belli ki sizinle çözüme ulaşacak bir kalem daha var.

Fakat arkanızı iç benliğinizle yaslayamayacaksanız bir tiyatro oyununa daha harcayacak kaç saatimiz var ?

Aynı şeyleri yaşamıyoruz. Biz aynılaşıyoruz. Olgunlaşmıyoruz. Birikiyoruz. Biriktikçe dimdik değil kamburlaşıyor ve en kolaya odaklanıyoruz. 

Yapayalnız birikmiş bir sağlamlıkta yürüyorsanız sizi izlediğiniz hiç bir oyun etkisi altında tutamaz. 

Bu hayat bizim denklemimiz. Yalnızca bizim

Bu denklemde sonuç çizgisi olabilecek gerçek kalemlere ihtiyaç duymadan yaşıyoruz. Yaşamalıyız. Rolümüzü hakkıyla tamamlamalıyız. O çizgi bir gün çekilir . Belki de hiç çekilmez. 

Üzer mi? 

Üzmesin…

Çünkü bu bizim hayatımız. Bizim denklemimiz…

Bırakalım hayat bildiği gibi gelsin, debelenmeden keyifle tadına varmalı ki ;

Anatomideki yığınsız moleküller uyanmalı•

Elinin ellisi yahut tersi / insan zihni kalp ritmi ile doğru orantıdadır!

Zorlamamalı hayatı / Olduğu gibi / Geldiği gibi / Olmadığı gibi /

Hissediyorum ben, bu benim hala yaşadığımı gösterir…

Fütüristik yaşamlar gibi olmaması için… 

Kıymetimi ilerde bilmemeliyim.

Bu benim denklemim…

Gaia sahnesinde Asıl mihman benim…

ZG•

Sosyal Medyada Paylaşın:

4 yorum

  1. Zorlamamalı hayatı,olduğu gibi,geldiği gibi,olmadığı gibi…Yine ayrı bir tatla okuduğum yazılardan biri var ol??

  2. Ama malesef ki hep yokluğunda ya da kaybedince veya kaybetmek üzere olduğumuz da bildiğimiz kıymetler ve pişmanlıklarla dolu hayatımız teşekkürler.

    • Kaybedilmeye bırakılmışsa üzülmemek için gösterilen işaretinize şükredin … Yorumunuz için çok teşekkürler…

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM