Hayy ‘dan Gelen Hu ‘ya gider
  • Facebook
  • Twitter
  • 17 Aralık 2019
  • 9
  • 363
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    2 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -
Abone Ol 

Hayy ‘dan Gelen Hu ‘ya gider

Hayy ‘dan Hû ‘ya Giden Bir Yoldur Bu

Ezeli ve ebedi kelimelerinden çok etkileniyorum her zaman. Ezel ve ebed. Başlangıcı olmayan geçmiş zaman yani öncesizlik ilki. Diğeri yani Ebed ise; Arapçada “sonsuzluk, sonrasızlık”. Kelâm bilginlerine göre ezeli olmayan bir varlık ebedi olamaz. Ya doğmadı, doğrulmadı, doğurmadı kelimelerinin neyi kast ettiğinin muhteşemliğine ne demeli. Ne yüce ve ne muhteşem tanımlar öyle değil mi. Hayy ‘dan Gelen Hu ‘ya gider, demeden önce “hayy” nedir inceleyelim.

Hayatı ezeli ve ebedi olan tek varlık, önsüz ve sonsuz olan tek varlık yüceler yücesi Allahımızdır. Asla yok olmayacak, bitmeyecek, ya baki entel baki diyerek duaya vardığımız Allah, tüm bu kavramları “Hayy” isminde toplamış. Düşünsenize Allah’ın bir hayatı var, fakat bütün mevcudatta bulunan tüm hayatlar, tüm varlıklar bütün nurlarıyla o ezeli ve ebedi olan Allah’ın Hayy isminin gölgesidir. Türkçe’de “hayhuy” diye enteresan bir deyiş var. “Ömrü hayhuyla geçti” deriz. Boşa harcanan, tabiri caizse boşuna yaşamış, olmasa da olurmuşu işaret etmek için. Hiçbir çaba harcamadan, ekmek elden su gölden misali, “haydan geldin huya gidiyorsun” deriz buna ek olarak. Küçümserken, kızarken, öfkeyle. Şimdilerde anlıyoruzki zihinlere bu şekilde yerleşen hayhuy kelimesinin doğrusu böyle değil.Bu kadar basit değil,bu kadar boş değil.

Hayy ‘dan gelen Hu ‘ya gider

Hayy’dan gelip Hû’ya gitmeyi konuşalım bir parçada.” Hayy ve Hû”. Cenab-ı Allah’ın Hayy ve Hû sıfatları kastedilerek ” her zaman diri olan Rab’den gelen yine o Rabbe dönecektir. ( İnnâ Lillâhi ve innâ ileyhi râciûn)- (Biz Allah’tan geliyoruz, bizi O yarattı, biz O’nun mülküyüz ve tekrar O’nun huzuruna çıkacağız) ayetinin tasavvuftaki karşılığıdır. Her nefeste Hayy ve her nefeste Hû! Her nefeste diriliyoruz, her nefeste tekrar doğuyoruz. Elhamdülillah. Dirildikçe, yeniden doğdukça doğru yaşayabilme yetisine varıyoruz. Çünkü düşünen varlıklarız ve Rabbimiz bizlere sık sık şunu soruyor; – Hiç düşünmezmisiniz? Ahh! Yüceler yücesi Rabbimiz ” Hayy” ismi ile her nefeste diriltiyor.

İsminin manası, ezeli ve ebedi diri olan, uyuklama, yorulma gibi noksanlıklardan uzak olan. Var olan! Diri, tam ve mükemmel manasıyla hayat sahibi, ezeli ebedi bir hayat ile diri olan demektir. Hayat veren yalnız O’dur. Hayatı veren kim ise bütün kainatın yaratıcısı da O’dur. Nefis, kendini övmekten ve övülmekten zevk duyar, o halde onun biraz örselenmesi lazım gelir. Nefis ibadetten hoşlanmaz, buna karşın onu bağlamak, belini bükmek, burnunu bir parça sürtmek gerekmez mi? Nefis bıkmadan usanmadan “ben” der, “illa ben” der durur. Öyleyse biz kullar Hakk’ı daha çok zikretmeli,kalbimizle, ruhumuzla ve tüm var sandığımız mevcudiyetimizle O’nu tefekkür etmeliyiz. Nefis “ben” dedikçe, tarikat ehli “Hû”(O) der.

Ne güzeldir Hû ‘ya varmak

Rabbimiz bu dünyadan yüz çevirmemiz, yalan dünyanın sebeplerine ve ikramlarına kanmamamız için dert veriyor, elem veriyor.Anlamamızı istiyor, Hû dememizi istiyor. Çünkü bizler “ben” dedikçe, O tüm ezeli ve ebedi varlığıyla kendisini hatırlatıyor, hatırlatacaktır. Her olayın nefse ve dünyaya bakan penceresinden yüz çevirebilen insan, O’nu bulur, Hû’ ya varır. O’nu zikreder. Sahip olduğumuzu zannettiğimiz her şey aklınıza gelen her şey O’ndan ve O’nun. Kudret sahibi ancak Allah’tır ,bendeki bu kuvvet ve varlık da O’nun lütfu, O’nun ihsanıdır. İşte bu sebepledir ki atomdan oluşan her bir zerremiz, ışık hüzmesi olarak görülen varlığımız her “Hû” dediğinde O’na varıyor. Her nefes alış verişimizde ölüp, tekrar dirilmemiz gibi. Hû diyerek nefes verişteki varlığına varmak gibidir o nefes. Bu yolculuğun tek amacı O’na varmaktır. Yolda başımıza gelenlerden sorumluyuz, sorumluluğumuzu bilerek, idrak ederek yaşamanın tadına varmak ne güzeldir. Gaflet, Allah’ı unutup O’ndan habersiz yaşamak demektir. Hayy isminden bir haber, Hû’ ya varmanın tadından ayrı düşmek demektir.

“Mademki Hakk’ın zatını görmeye tahammülün yok, gözünü sıfatlara aç. Mademki cihetlere sığmayanı göremiyorsun, cihetlerde onun nurunu gör.” Doyamıyorum, doyamıyorum Mevlana Hz.nin Allah aşkına. Ve Allahü Tealâ’nın güzel isimlerini sıkça kullandığı dualarının birinde O’na şöyle hamd ettiğini anlatarak bitiriyorum;

“Kâinatı yaratan, mevcudatı hükmü ile idare eden, insanları neşr gününde yeniden dirilterek haşr yerinde biraraya getiren, dönen feleği yeşil denizde (gökyüzü) ve gemiyi su üzerinde yüzdüren Allahü Tealâ’ya hamd olsun. Küme küme bulutları hava boşluğunda ızhar eden O’dur. Şimşekler yüce dağların tepeleri üzerine kılıç çektikleri zaman, toprak üzerine yağmur oklarını yağdıran ve yıldırım hatibini bulut minberi üzerinde nidâ ettiren O’dur.

O’nun sevk ve idaresi ne yücedir!

O öyle bir ilim sahibidir ki O’nun ilminden kalemlerin gizli sayfalar üzerindeki hareketleri, yazdıkları da gizli kalamaz. O öyle bir görendir ki ne kör karanlıklar içerisinde kalmış olan insanların sesleri, ne de yüksek ağaçlarda cıvıldaşan kuşların sesleri O’na gizli kalır. O ezeli kalem ile konuşandır. O’nun konuşması sesten, lisandan, dil ve dudak hareketlerinden yüce, harf ve zarf gibi şekillerden ve okuma eyleminden mukaddestir.”

Hayy ‘dan Gelen Hu ‘ya gider

Şadan Yer

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

9 yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM