Reyhan Yılmaz
Reyhan  Yılmaz
yreyhany@gmail.com
Toltekim Tolteksin Toltekiz
  • 0
  • 62
  • 02 Kasım 2019 Cumartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    2 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Meksika Kızılderelileri tarafından hayata geçirilen Toltek felsefesiyle tanıştım yakın bir zamanda. Sindirmek için ise uzun bir yolum var sanırım. Ancak, paylaşmak istediğim şu ki Toltek bilgeliğinin içerisine girdikçe yapmış olduğum koçluğun aslında bir nevi felsefe ve insanı fazlasıyla destekleyen bir hayat tarzı olduğunun da farkına varmam. Toltekim Tolteksin Toltekiz

Nasıl mı?

Öncelikle gelin, kelime anlamına bayıldığım Toltek ne demekmiş ona bakalım: Toltek, RUHUN SANATÇISI anlamına geliyor.

Baştan söylemeliyim ki, koçluk da tam olarak insanı “kendi ruhunun sanatçısı” olması yönünde destekleyen görüşmeler bütünüdür.

Peki, kendi ruhunun sanatçısı olmak ne demek?

Toltek felsefesine göre insanlar bir rüya içinde yaşarlar ve bu rüyadayken kendi hikayelerini uydururlar. Bu anlamda, her insan kendi hikayesini yazan bir sanatçıdır. Fakat, insanlar bu hikayeyi kurgularken gerçek dışı senaryoları da işin içine dahil eder ve bazı gerçek dışı kuruntularla yaşarlar. Tanrının bizlere anlattığı hikayeye, yani aslolan gerçeğe varabilmek için ise zihnimizi susturmaya ihtiyacımız vardır. Çünkü, ancak sakin bir zihin hikaye uydurmaktan vazgeçip kendi gerçek hikayesini yazabilir.

İşte, bu noktada koçluk görüşmeleri geliveriyor aklıma. Çünkü, insan tek başınayken veya herhangi bir arkadaşıyla sohbet halindeyken bir sürü gerçek dışı hikaye kurgulayıp ona inanıyor ve yaşantısını bu hikayeye göre devam ettirebiliyor. Ancak, bir koçluk görüşmesinde kişi tam da bu tarz kurgulara başlayacağında Koç güçlü bir soruyla kişiyi kendi gerçeğine döndürüyor. Kurguya, asılsız korku ve endişelere yer bırakmadan sorulara kendi cevabını bulduğu için kişinin zihni görüşme boyunca sakin kalıyor. Böylece, sakin bir zihin de kendi hikayesini doğru ve özgün bir şekilde yazmaya başlayabiliyor tıpkı bir sanatçı gibi.

Diyebilirim ki koçun derin dinleyebilme ve doğru zamanda güçlü sorular sorabilme yeteneği kişinin kendi ruhunu kendi gerçekleriyle inşa edebilmesi adına sağlam bir zemin oluşturuyor.

Ve der ki Toltek yerlileri:

“Hikayenizi değiştirebilecek tek kişi sizsiniz ve bunu kendinizle olan ilişkinizi değiştirerek yaparsınız. Hikayenizdeki ana karakteri değiştirdiğiniz her defasında, tıpkı bir sihir gibi, bütün hikaye yeni ana karaktere uyarlanmak için değişmeye başlar.”

Bunu duyduğumda koçluk dünyasına bir dalış yaptım. Çünkü bir koçluk görüşmesi kişinin kendi isteğiyle seçtiği, üzerinde konuşmak, daha fazla odaklanıp derinleşmek istediği bir konuda başlar. Yani, kendi ekolojisine uygun bir şekilde yine kendi kontrolünde yapabilecekleri üzerine bir yolculuktur bu. Koçluk felsefesinde de değişim, dönüşüm kişinin kendinden başlamalıdır. Bunun farkında olan Koç, değişimin başka kişi veya kaynaklar tarafından başlaması gerektiğini, aksi takdirde hiçbir zaman adım atamayacağını, ortamın çok karanlık olduğunu ileri süren kişiye kendi kontrolünde neler yapabileceğini, kaynaklarının ve yeteneklerinin neler olduğunu keşfedebilmesi adına ışık tutar. Bu yol boyunca Koçun doğru alanlara ışık tutmasıyla kişi değişime en doğru yerden başlayabilme cesareti ve motivasyonu kazanabilmektedir.

Evet, her birimizin konusu, yazmak istediği hikayesi farklı farklı. Güzel olan da bu zaten. Esas olan ise, yazmak istediğimiz hikayeyi kendi öz değerlerimizle ne kadar uyumlu bir şekilde yazabildiğimizdir. Koçluk görüşmeleri boyunca yaptığımız keşifler ve aldığımız kararlar da bu hikayenin bizi destekleyecek şekilde oluşmasını sağlayan çok kıymetli veriler aslında.

Neden “çok kıymetli veriler” diyorum?

Bunun iki sebebi var. Birincisi, kendi hikayemizi yaşayabilmek için bu verileri keşfetmeye, bilmeye ve gerçekleştirmeye ihtiyacımız var. Diğer önemli sebebi ise, iletişim gibi çok önemli bir konuyu özünden anlayabilmek için her insanın kendi hayatının sanatçısı olduğu bilgisini kavrayıp yarmaktan ve yargılamaktan vazgeçerek herkesi ve her şeyi kabullenmek gerektiğidir.

Son olarak, diyebilirim ki hepimizin ortaya çıkarmak istediği hikaye farklı farklı. Ancak çok kıymetli ortak bir üst niyetimizin olduğunu seziyorum:

Hepimiz “kendi ruhumuzun sanatçısı” olma arzusundayız.

Diğer bir tabirle, Toltekim Tolteksin Toltekiz !

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM