Melda ÇÜÇEN
Melda  ÇÜÇEN
melda.cucen@hotmail.com
Çocukluktan İnsanlığa, Tohumdan Ağaca
  • 4
  • 363
  • 23 Kasım 2019 Cumartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    3 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Çocukluktan İnsanlığa, Tohumdan Ağaca 1

Hadi hep birlikte bir öz eleştiri yapalım var mısınız? Kültürümüzde ‘evlat’ genellikle anne ve babaya ‘ait’ bir varlık olarak kabul ediliyor değil mi? Çocuk bize göre güçsüzdür, kendi kararını alamaz ve daima korunmaya muhtaçtır. Çocuğu koruma fanusuna alırken ona farkında olmadan güçsüzlüğü, acizlik ve çaresizliği öğretiriz çoğu zaman. Artık onun için doğru ya da yanlış bir şey yok, büyüklerin dediğini yapmak ya da yapmamak vardır. İşte belki de sürekli ıstırap içinde yaşayan, üzgün, öfkeli, korkmuş insanlar bu yüzden var etrafımızda kim bilir. Etrafınıza bakın, okullarda verilen eğitime, her çocuk mükemmel bir donanımla gelirken dünyaya, çocuklarımızı nasıl tektipleştirdiğimize, el alem ne der bombasıyla büyüttüğümüze, güçlü gördüğü korktuğu büyüğün gözüne girmek için nasıl da itaati öğrettiğimize bakın! Sorumluluk almaktan, seçim yapma özgürlüğünden bihaber nesillerimize bakın…

Özgür hayat

Bu çocukların en çok parayı, gücü, iktidarı getiren işe ya da hayata değil; sinmeden, pusmadan, kırmadan, adaleti gözardı etmeden kendileri olarak seçim yapabildikleri özgür hayatlara ihtiyacı var.

Aslında çocuk eğitimi çocuğun doğumundan senelerce evvel başlıyor sanırım. Bu onun eğitimini üstlenen kimselerin eğitilmesiyle oluyor. Peki biz ne yapabiliriz?

Sevgili Doğan Cüceloğlu’nun çok anlamlı bir anısı var gelin hep birlikte kulak verelim: ‘Bir gün Amerikalı bir aileye misafirliğe gitmiştik. Ailenin 3 yaşında bir oğlu vardı. Evlerine gittiğimizde çocuk kendi odasında, kendi başına oynuyordu. Odasının kapısı kapalıydı. Hep birlikte yürüyüşe çıkmaya karar verince Amerikalı baba, ‘Parka gideceğimizi oğluma haber vereyim’ diyerek ayağa kalktı, odanın kapısını vurdu, içeriden ses duyuncaya kadar içeri girmedi. İçeriden ‘Ne var?’ sorusu gelince, ‘Girebilir miyim, seninle konuşmam lazım’ dedi baba. Çocuk ‘Tamam’, dedikten sonra odanın kapısını açtı, parka gideceğimizi, 15 dakika sonra çıkmaya hazır olmasını, tuvalete gidecekse şimdiden gitmesini söyledi. Çocuk oyunu bıraktı babasını dinledi. Baba, dinlediği için oğluna teşekkür etti ve ‘Kapıyı kapatayım mı, açık mı kalsın?’ diye sordu. Çocuk ‘Kapat’ dedi ve oyununa devam etti. Baba kapıyı kapattı, oğluyla etkileşiminden memnun, güler yüzle yanımıza döndü.

Düşünsenize üç yaşındaki bir çocuğun kapısına vuruyor, içeriden ses gelinceye kadar bekliyor, on beş dakika sonra gidileceğini önceden haber veriyor ve kendisini dinlediği için teşekkür ediyor. Aman Allah’ım şu verilen değere bakar mısınız?! Sözle, öğüt vererek değil; davranışla, yaşayarak ne güzel değerler öğretiyor baba, evladına. Birey olmayı, önemsemeyi, yargılamadan kabul etmeyi, değerli olmayı, yetkinliğine, yapabileceğine güvenmeyi öğreniyor ve öğretiyor. Belki şuan diyorsunuz ki, aman sende çocuk bu, çok yüz vermeyeceksin yoksa şımarır! Değil efendim değil, onun küçük insan olduğunu unutuyoruz, bazı yanlış kalıpları yıkmanın vakti geldi artık…

Çocukluktan İnsanlığa, Tohumdan Ağaca yazımın devamı farklı örneklerle gelecek inşallah, takipte kalın lütfen…

Sosyal Medyada Paylaşın:

4 yorum

  1. Çok güzel verilen değeri davranışlar ile göstermek. Beni rahatsız eden konulardan biri de kendi çocuklarımızı fanusa alırken diğer çocuklara kötü davranabilme durumu. Yani nasıl bir örnek olur bilemiyorum, kendi çocuğuna süt ısıtan araba tamircisi babanın, yanında çalışan çocuğun kafasına anahtar ile vurmasının psikolojik açıklaması nedir!

  2. Sevgili Melda ne güzel ifade etmişsin halimizi,davranışlarımızı.Sevgili hoca Cüceloglu önderliğinde evladımı büyütmeye gayret ediyorum ve bu anısı anlattıklarının icin de en sevdigimdir.Cok teşekkür ederim.Kalemin kurumasın kardeşim.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM