Neşe Uygun
Neşe  Uygun
uygun.nese@gmail.com
Cep Telefonu ‘ndan Farkın Ne? Ey İnsan
  • 2
  • 104
  • 06 Kasım 2019 Çarşamba
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    4 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 4,25.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Cep telefonu bağlantıyı algılıyor

Ey İnsan, “Cep Telefonu” ndan Farkın Ne? Farz edelim ki, günümüze gün katarak, çalışıp emeğimizin büyük kısmını, bir akıllı telefona yatırdık. Akıllı olmasını sağlayan, konuşma özelliğinden daha çok, kurduğumuz sosyal medya bağlantıları, bilgilere ulaşabilme, donanımına yüklenen çeşit çeşit uygulamalar, anılarımızı fotoğraflayıp biriktirme özellikleri. Bunun içinde daha güçlü frekanslara ihtiyaç var, bağlantı kesintisiz olmalı ve güçlü olmalı. Sadece küçük bir kutu, kablosu yok, ama bağlantıyı algılıyor, bağlantı olmaz ise çevrimdışı oluyoruz, arada şarj etmezsek, devre dışı.

Şimdi, büyük bir üretici düşünelim, akıllı olarak piyasaya sürdüğü ‘cep telefonu’ na, çok farklı donanımlar yüklemiş olsun. Kullanıcı kitlesi sahip olduğu bu telefonu sadece konuşma yapmak için kullansın, üretilme amacına hizmet eder mi? Ya da bir akıllı telefon aldık, beklentimiz yüksek, paketi açıyoruz ve kullanıma geçiriyoruz, ama o da ne ?  hiçbir uygulama açılmıyor, işimize yarar mı? Akıllı der miyiz? Aslına hizmet etmiyor, at çöpe !

Peki neden, o kadar emek harcanmış, üretilmiş, akıllı atfedilmiş uygulamaları kullanmıyoruz?

Cep telefonu ‘muzu kullanıyoruz tabi ki, çünkü bedel ödedik, kendimizden bahsediyorum, kendimizden….

Neden açmıyorsun mevcut olan kendi donanımının özelliklerini?

Yüce rabbin, sana yüklediği bir sürü donanıma sahipsin, akıllı varlık olarak tasarlanmışsın, öyle böyle değil ama doğumdan ölüme muhteşem bir teknoloji ile birçok fonksiyonu da otomatik çalışan. Otomatikliği akıllı olmasından değil, o teknik donanım özellikleri.

Teknik donanım özellikleri mi?

Gözün muhteşemliği, kulağın işlevselliği gibi günlük hayatta mecbur olduğumuz özelliklerimiz değil sadece, vücudumuzun en mikro düzeyde ki çalışma sistemi bile olağanüstü.

Buna girersek yüzyıllar yetmemiş sistemi tanımaya çıkamayız ama, tek bir örnek bile büyüleyici,

Küçük ama çok küçük bir örnek;

Bakteriyofajlar, sadece belli bakteri türlerini hedef alan virüs türleri. Diğer her virüs gibi bakteriyofajlar da canlı değiller ve çoğalabilmek için canlı hücrelere ihtiyaç duyuyorlar. Bu hücreler de bakterilerin ta kendisi. Bir bakteri ise kendi ağırlığının, yüz bin katı ağırlığı çekebiliyor. 100.000 katı mı?

Vücudumuzda iki sistem bu bakteriler ile her an savaşıyor. Bunun bir tanesi bakteriyofajlar ., insanlara hiçbir zarar vermiyor. Ve cansızlar. Hatta bu yazıyı okurken bile vücudunuzda trilyonlarca faj, öylece süzülüyor. Her gün, okyanuslardaki bakterilerin en az %40’ı ve daha fazlası bu fajlar tarafından temizleniyor, yani  öldürülüyor. Vücudunuza zarar verecek bakteriye, bakteriyofaj yapışıyor, içerisine kendi materyellerini yayıyor, ve bakteri içerisinde yeni fajlar üretiliyor, enzim salgılanıyor ve bakteri bom! patlayarak yeni fajlar oluşturuyor. ikinci sistemde proteinler devreye giriyor ve proteinler görev başında. Proteinler üç  konuda ittifak yapıyor, biri bakterileri tutuyor, bir bağışıklık sistemindeki hücreleri çağırıyor, üçüncü de bakterilerin üzerinde delik açıyor. İşin ilginç yanı, ne bu bakteriyofajlar ne de proteinler canlı değil. Ama senin sağlıklı olman için canla başla çalışıyorlar. Senin canın sıkkında olsa, hayattan bezmiş de olsan, hatta yaşamdan bıkmış hissetsen de sürekli bu işlemi süre geliyor. Uzatmayalım, sen dediğin vücudunun içinden, çok küçük bir kesit bu.

Biyolojik yaratılışına girersek, çıkamayız demiştik. Zaten akıllı olmanı sağlayan bu özelliklerin değil, üretici yani büyük yaradanın tasarısı bunlar, yani bir işlevin yok, bedeninde. Seni akıllı kılan, farkında olmanı istediği özelliklerin bu değil, bu kontrol altında, senden bağımsız, senin duygularından da bağımsız, senin dünya denen yaşam boyutunda, otomatikman işletiliyor.

Farkında olman gereken donanımın ne o zaman?

Akıllı olmanın nedeni ise sadece insanın kendi tasarrufuna bırakılmış ve açıp kullanması gereken hazır olarak donanımına yerleştirilmiş uygulamalarda. Orda öylece hazır bekliyor.

Donanımına eklenenler aslında sonsuz ilahi güçlerin, evet evet abartısız ve gerçek ilahi güçlerin..

Ne ola ki bunlar?

Ne muhteşem, ve insanı tir tir titretmesi gereken bir cümledir, “RUHUMDAN ÜFLEDİM” ve “HALİFE KILDIM” cümlesi.  Öylesine dinleyip, öylesine okuyoruz. KİMİN ruhundan üflendi, KİMİN halifesisin? Vücudunun en basit kesiminde ve en basit işlevin bile bilimselliğini anlamayan kendini bilmez, bizler. Bilimi bilmeden anlamadan,  Allah’ın büyüklüğünü, idrakli şekilde anlamak zor.

Bizi otomatik bir canlıdan, insan boyutuna geçiren, nasıl büyük bir lütuf, nasıl ilahi bir rahmet, nasıl bir sevgi ve nasıl sonsuz bir aşktır bu……

Dön, başka bir pencereden bak!

Milyarlarca insan var, idraki zor bilim ve ilim içeren sistemi otomatik işliyor, inansa da inanmasa da. Geliyoruz, konuyoruz, gidiyoruz.

Sonsuz rahman sıfatı ile kesintisiz ve koşulsuz bir akış var, hem de her canlıya, her an.

Kendini farklı mı hissetmek istiyorsun, farkı fark et o zaman.

İlahi donanımına dön bir bak!

Yüce Rab 99 ismini, üflemiş ruhuna. Kürre’ den bir zerre olduğun için her şey mevcut sende,  merhamet, duyma, işitme, sanat, üretme, adalet, yönetme, cömertlik, affetme, yok etme, ilim, sabır hepsi var, bazen hiç açılmadan yüklenen bu paketi, ölümle geri iade ediyoruz. İnsan olmanı sağlayan, otomatik işleyen sistemin değil, açman gereken ilahi donanımın. Aynı akıllı telefonlar gibi, bu güçlerini açabilmen, hakkıyla çalıştırabilmen için, büyük frekansa, enerjiye bağlanman lazım, yoksa çalışmaz, çalıştığını zannedersin, arada da şarj etmezsen de yarı yolda kalırsın. Elbet hayatının bir anında bağlantıya ihtiyacın olacak.

Yok efendim, ben merhamet ediyorum, yok efendim ilim sahibiyim, yok efendim, üretiyorum, say say bitmez. Zaten milyarlarca insan, inansa da inanmasa da bunu yapıyor.

Cep Telefonu Çevrimdışı

Bağlantıyı büyük enerjiyle kurmadığın için, ÇEVRİMDIŞI çalışıyorsundur da haberin yoktur.Sadece kendini kandırırsın. Benim aciz kanaatimce,  sorgulanacağımız konunun en önemli kısmı,  şunu neden yaptın, bunu neden yapmadın mı?  Olacak. Yoksa, sana verdiğim donanımını, büyük ilahi güçlerini, bağlantını sağlayarak yani online olarak, var ettiğim yaşadığın sisteme doğru açıp çalıştırdın mı sorusu olacak ?

Var olan en baskın ismini yani gücünü çalıştırırken, diğer ilahi güçlerini o gücün emrine vermen yazılımının çalışma anahtarı. Sır burada bence.

Örneğin, merhametlisin. Çalıştır merhametini, ay çok acıyorum çok merhamet ediyorum. Merhametini çalıştıracak, bağlantını açık tutacak, şarjın da tam olacak, öyle çıkacaksın yola. Bu kadar da değil, sadece bir donanım tek başına iş yapamaz. Merhametine, cömertliğini hizmet ettir, adaletini hizmet ettir, sevgini hizmet ettir ki fiiliyatta büyük işe yarasın. Sanatçı yönün mü fazla, en iyi sanatı icra et, ama buna, merhametini, ilmini, iletişim gücünü hizmet ettir ve sana değil de asıl sisteme de hizmet eder hale gelsin..

İlmini çalıştır. Çok biliyorum, çok okuyorum, her şey hakkında fikrim var ilmim var deme, bu sadece donanımına ek bilgileri yüklemişsin demektir. Daha henüz, onu işlevsel hala getirip hizmete açmamışsın. Ölünce, bilginde beyninle beraber çürüyecek, toprakta. Bu bilgini bir varlığın yararına nasıl kullanabilirim diye çalıştırdın mı, rabbine bağlayarak şarj ettin mi? Sonuçlarını takip edip, daha fazlası için ilim ürettin mi?  Bu ilmin, sisteme nasıl katkı sağladı?

İşin özü şu:

RAHMAN sıfatıyla, sana tenüzül edip rahmeti olarak verdiği bütün teknik donanımınla bütün ilahi sıfatlarını, RAHİM sıfatınla doğurttun mu yani, hem rabbe, hem kendine,  hem sisteme hizmete uygun çalıştırdın mı ? İşlevsel hale getirdin mi ? 

Benim bu konularla işim olmaz, donanım falan anlamam, ben böyle yaşayacağım diyebilirsin, özgür bırakılmışsın. Yapma, sen bilirsin. Açılmayan bir donanım paketi gibi gidersin, ve teknolojik atık çöpü olursun.  Ne bedenin, ne gözün, ne bildiklerin hatta aklın bile hepsi çöp olur.

Yani gerçekten ölürsün

Ama donanımını, rabbine bağlayıp, şarzı tam tutarsan ve sisteme hizmete açıp onun adına ve onun adıyla işlevselleştirirsen işte o zaman İNSAN olursun. Büyük bir tasarlanmış varlık olarak sen, yaratılma amacına uygun olursun.

İster yap, ister yapma. Gözünü kapattığında, perde gözünün önünde açıldığında, yanında olacak olan, kapalı konumdan, açık konuma getirdiğin ve çalıştırdığın ilahi güçlerin, rahmani özelliklerin ile uyanacaksın, ya açmadıysan ve çalıştırmadıysan, sadece yaratılma amacına hizmet etmemiş insan atığı, yani çöp olacaksın. İşte o zaman ölümden bahsedebilirsin.

Cep telefonu Üretilmiş, ‘ cep telefonu ‘ndan farkımız olsun…

Haydi deneyimle, bir şey kaybetmezsin…

İlk bildiğimizle başla, merhametini, cömertliğinle uyandır, sevginle harmanla, aklınla ara bul ve bir varlığın ihtiyacını karşıla. Bu donanımını, devamlı kılman şart. Az olsun istikrarlı olsun. Bugün, bir insanın sorununu çöz, yarın, bir köpeğe su ver, öbür gün birine gülümse, az, öz, devamlı..

Zaten Rabbin, kendisini sadece tesbih eden melekleri varken insanı neden yaratmak istediğini, gerçekten ne istediğini biraz da olsa, düşünmek lazım değil mi?

“Hatırla ki Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, dedi. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek birini mi yaratacaksın? dediler. Allah da onlara: Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim, dedi. Bakara Suresi 30. Ayet 

Ey İnsan, ‘Cep Telefonu’ ndan Farkın Ne?

Sosyal Medyada Paylaşın:

2 yorum

  1. Okumak ve işi eyleme geçirmek nasıl güzel bir anlatım bu yüreğinize sağlık. Bilmek yetmiyor dediğiniz gibi bildiklerimizin ne kadarını faydaya yönelik kullanıyoruz asıl önemli olan bu . Bunu oturup uzun uzun düşünmek lazım

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM