Şeyda Kukul
Şeyda  Kukul
kukulseyda@gmail.com
Estetik Merkezleri Yeterince Estetik mi ?
  • 6
  • 99
  • 21 Ekim 2019 Pazartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Estetik Merkezleri Yeterince Estetik mi ?

Birazcık Doğal Olsak

Geçen gün Kadıköy’de yürüyordum, bir genç elinde küçük bir kağıt parçasıyla dikkatimi çekmeye çalıştı. Önce görmezden geldim, yürümeye devam ettim. Arkadaşlarım beni bekliyor, birlikte kahve içip sohbet edeceğiz. Vaktim kısıtlı, kızım tiyatro eğitiminde, işlerimi de halledip, gidip onu alacağım. Planlarımın bozulmasından da hiç hoşlanmam. Zamanla girdiğim yarışlarda hep o kazanır, bu sefer kararlıyım kafamdakileri vaktinde bitirmeye… Genç de kararlı, işini yapacak. Önüme atladı. Kağıdı elime tutuşturdu. ‘Alın hanımefendi, benden çıksın,’ dedi. ‘Ama işime yaramayacak, çevre kirliliği bu!’ dedim. ‘Anladım, siz öğretmensiniz.’ dedi gülerek. ‘Ben de öğrenciyim. Bakın burası sıradan bir estetik merkezi değil.’ dedi ve saymaya başladı.

Botoks, dolgu, kaş kaldırma ve adını ilk defa duyduğum bir sürü işlemden, onları estetik cerrahın yaptığından, işlemlerden sonra kendimi ne kadar iyi ve güzel hissedeceğimden bahsetti. Yüzüne bakıp gülümsedim. Estetik cerrahiye inanmadığımı ve bunların hepsinin kadına şiddet içerdiğini, ayrıca kendimi gayet güzel hissettiğimi söyledim. Şaşırdı ama işini yapmak zorunda olduğunu, üniversite masraflarını bu şekilde karşıladığını, içeri girip hiç olmazsa medikal cilt bakım fiyatını sormamın onun için ne kadar önemli olduğunu söyledi. Öğrenci olunca kıyamadım tabii, bir faydam olacaksa olsun dedim içimden ve girdim içeri.

Mr. Spock / Estetik Merkezleri

Uzay filmi kahramanı görünümlü bir çok kadın vardı içeride. Kaşlar Mr. Spock’ın kaşlarına rakip, gözlerde şaşkın bir ifade (Herhalde benim yüzümün henüz işlem görmemiş olmasına şaşırdılar.) tırnaklar alabildiğine uzun, renk renk, pırlantalısı bile var… Ben de hepsini bir arada görünce şaşırdım, ne yalan söyleyeyim. Sanki yetmişlerin ortalarına geri dönmüşüz de Uzay 1999 dizisine beni konuk oyuncu olarak almışlar gibi… Neyse benimle ilgilenecek kişi geldi, fiyat görüşmesi için bir odaya gittik. Yüzüne bakınca otuzlarında görünen bu genç kadının biraz konuştuktan sonra aslında yirmili yaşlarda olduğuna, güzellik uğruna yaptırdığı işlemler ve ağır makyajından dolayı öyle gözüktüğüne kanaat getirdim. Birbiriyle tutmayan bir sürü fiyat ve indirim tekliflerini dinledim, estetik bir gülümsemeyle kendilerine karar verdikten sonra uğrayacağımı söyleyip çıktım, arkadaşlarımı daha fazla bekletmek istemedim.

Zaten tanışma kısmında bende yeterince güven uyandırmayan hiç bir işletmeye elimi kolumu kaptırmam. Her cümlede aslında yeterince güzel olmadığımı vurguladıkları ve konuşmaları yeterince estetik olmadığı için kıymetli vaktimden çalan bu firmaya da bir daha uğramamaya karar verdim. (Estetik Merkezleri Yeterince Estetik mi ? Acaba)

Benim tepkimle karşılaşan üniversite öğrencisine açmadım fikrimi ama buraya yazmadan şurdan şuraya gitmem. Estetik adı altında kadına duygusal şiddet uygulanıyor. Hem de tüm toplum tarafından, tıp doktorları tarafından, estetik uzmanları tarafından, doğru beslenmenin ne olduğundan bihaber, kendini diyetisyen ilan edenler tarafından, kendi kişisel gelişimini tamamlayamamış ‘personal trainer’lar tarafından, yakın arkadaşlar tarafından… gerisini siz sayın… Şöyle bir bakın size kim şiddet uyguluyor diye…

Estetik mi, Estetikli mi?

Öyle bir hale geldik ki, dışarıdan biri yüzümüze, bedenimize bir dokunuş yapmazsa yeterince güzel ya da yeterince iyi olmadığımızı anlatıyor sürekli birileri. Her an tacize uğruyoruz sözde estetik tutkusu adı altında. İncecik bir bedenimiz olmazsa insan içine çıkmamalıymışız gibi bir his var içimizde. Genç görünmek için kendimize etmediğimiz kalmıyor. Sanki her birimiz birazdan ekranlarda hayranlarımızla buluşacakmışız gibi…

Kişisel bakımımızı düzenli yapmamızın önemi tartışılmaz. Sağlıklı olmak için ideal kiloda kalmamızın da… Girdiğimiz ortamlara renk saçmamızın, neşe götürmemizin de… insanın bütün olarak estetik olması ve görünmesidir önemli olan. Fiziksel ve ruhsal sağlığı yerinde, eğitimli ve bakımlı insan, kadın erkek fark etmeksizin güzeldir, estetikdir. Eğitimden kastım okuduğumuz okuldan, aldığımız derslerden, takdir ve teşekkürlerimizden bağımsız bir şey. karşımızdakilerde bıraktığımız ilk izlenim, insanları selamlamamızdan tutun da, kime nasıl davrandığımıza, yaşadığımız topluma kattıklarımıza kadar sayabileceğimiz her şey güzelliğimizi anlatır karşımızdakine.
(Kimse bıraktığı ilk izlenim berbat olan birinin kaç yabancı dil bildiğiyle ya da kaç havuz problemi çözdüğüyle ilgilenmez.)

Bir çok aile büyüğümü, anneannemi, babaannemi buruş buruş yumuşacık elleri ve gülen gözleriyle hatırlıyorum. İkisi de bana çok güzel görünüyorlardı. Hiç de şaşırmıyorduk nasıl da buruşmuşlar diye. Bence onlar bizim nesile göre çok şanslıydılar. Bahçeden topladıkları sebze meyveleri, pazardan aldıklarında da bir başkasının bahçesinden toplandığına emin oldukları yiyecekleri yediler, çocuklarını ve torunlarını da böyle büyüttüler. ‘Bu daha düzgün görünüyor, hepsi fabrikadan çıkmış gibi.’ deyip en düzgün domates salatalığı değil de en mis gibi kokanını sofralarına koydular. Ciltlerini kozmetik ürünlerle değil, salatalık kabuklarıyla, nemlendirdiler.

Peki Bize Ne Oldu?

Ben çocukken her şey mevsiminde yenirdi. Kışın yenen yaz sebzelerine turfanda denirdi. Şimdiki gençlerin, çocukların turfandanın anlamını bilmesini bir kenara bırakın, hayatlarında duymadıkları bir kelime bu. Her şeyi her mevsim bulabiliyoruz ama çocuklarımız hangi sebzenin meyvenin hangi mevsimde çıktığını bilmiyorlar. Doğal olmayan yollarla yetişen sebze meyveler bize ve cildimize iyi gelmiyor. O zamanlar gençlerin yüzleri yediklerinden içtiklerinden olsa gerek, renkliydi. Kızlar çok da makyaj yapma gereği duymazlardı. Şimdiyse yüzü, bedeni bir çok işlem görmüş, yüzünde yaşadıklarından tek bir çizik kalmamış bir çok kadın, onların da küçücük yaşında saçını boyatan ve makyajsız yan odaya dahi geçmeyen kızları var. Sanki daha çirkin bir nesil gelmiş dünyaya son yıllarda da bir estetik seferberliği başlatılmış gibi. Saç kıran girmiş de kaşlara herkes dövme yaptırmak zorunda kalmış gibi…

Sonumuz Ne Olur Bilinmez

Benim bir fikrim var aslında; bugün nasıl organik sebze ve meyve aranıyorsa, yakın gelecekte de organik kadınlar aranıyor olacak. Bu sefer de, toprağımız suni gübrelerle ilaçlarla nasıl bozulduysa, estetik, estetik merkezleri ve kozmetik dünyasının yeniden yarattığı kadınlarımız eski hallerine dönemeyecek. ‘Kaşı kendinden bayan eleman aranıyor!’ yazısını da göreceğiz iş ilanlarında.

Anneanne, babaanne, teyze, hala ve anneleri estetikli çocuklar, genleriyle onların burunlarını, elmacık kemiklerini geri getirecek dünyaya. (Gerçekle yüzleşmek iyi gelir belki herkese.) Böylelikle ailelerine benzemeyen çocuklar, aynı yere estetik yaptırdıkları için birbirine benzeyen bir dolu kadın olacak. Tanıdıkları kadınların göğüslerine estetik müdahale yapıldığı için yer çekimine inanmayan nesiller yetişecek belki de. Ey gidi Newton! Kemiklerin sızlamıyordur umarım.
Önemli Not: Sözüm işinin ehli, tıbbi müdahale gerektiren durumlarda destek olan doktorlara ve gerçek beslenme uzmanlarına değildir.

Bu yazıdaki tüm kurum kuruluş ve kadınlar, kadına şiddet uyguladığını anlattığım kişiler gerçektir.

Bir not da bu yazıyı okurken kıs kıs gülen beylere! Hiç sevinmeyin adınız yazıda geçmedi diye. Siz bu estetik şiddetinin baş sorumlususunuz belki de.

Sosyal Medyada Paylaşın:

6 yorum

  1. Çok yaşayın emi 🙂 harika bir bakış açısı… Ama diğer yandan yazının sonlarına doğru nasıl bir duygusal şiddete maruz bırakıldığımız gerçeğini de çok güzel vurgulamışsınız. yüreğinize sağlık. Bu durumda “Estetik Merkezleri Yeterince Estetik mi ?” kesinlikle hayır. İşini doğru yapanlar hariç tabiiiii

  2. Çok teşekkür ederim Ahu Hocam. Gerçekten günde kaç kere daha güzel görünmemiz gerektiği zorlamasıyla karşılaşıyoruz acaba. Zor bütün bunlara katlanmak. 🙂😂

  3. Sosyal medyanın (özellikle instagram) çok fazla mükemmellik baskısı yarattığını ve bu durumun sadece yetişkin kadınların ve erkeklerin değil çocukların da zihinsel sağlığını olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Kadınların bu mükemmellik arayışının erkeklerden kaynaklı olduğunu genellemek elbette doğru olmaz ama kısmen etkisi olduğu söylenebilir. Zira erkek egemen toplumda kadının nesneleştirildiği gerçeğini zannediyorum kimse inkar edemez. Bununla birlikte kadınların esasen birbirlerini rakip olarak görmeleri ve sürekli bir yarış halinde olmaları, en güzel, en çekici, en mükemmel olma dürtülerini harekete geçiriyor olabilir. Bu da sonu gelmeyen tatminsiz bir ruh haline sürüklüyor. Sonuçta ortalık dış görünümüyle ilgili sürekli bir kaygı halinde olan kadınlardan geçilmiyor. Öte yandan bu mükemmellik kaygısı artık sadece kadınlarda değil erkeklerde de tırmanışa geçmedi mi sizce? Etrafımıza baktığımızda tek torna ürünü gibi erkekler var; kaslı, kanatlı, kaşı gözü gerilmiş 🙂 Son zamanlarda estetik cerrahların müşterilerinin büyük bir bölümü karınlarına baklava dilimleri yaptırmak isteyen erkeklermiş. Hani sosyal medyada kaslı vücutlarını sergileyen erkeklerin çoğu pek organik denemeyecek türden… Dolayısıyla gelecekte “organik kadın” talebi gibi “organik erkek” talebi de artacaktır 😄

    Gel gelelim insanların bu zaafını yönlendiren ve kara çevirmek için durmaksızın çalışan, algılarla oynayan kapitalist sisteme… Kapitalizm doğası gereği kar odaklıdır (kan emici bir biçimde). Düşünsenize, milyonlarca kadın ve erkeği, dış görünüşlerinin yeterince iyi olmadığına ikna etmek ne kadar da karlı bir iş! Zayıflama programları ve ürünleri, cerrahi işlemler, kozmetik ürünler vs.. Nihayetinde dış görünüme değer veren bir toplum yaratıp o toplumu büyük pazarın zombivari tüketicileri haline getirmek… Sonra zihinsel sağlık hak getire…

    Velhasıl estetik merkezleri yeterince estetik mi bilemiyorum ama önümüzdeki yıllarda psikiyatrlar hiç olmadığı kadar yoğun olacak gibi görünüyor…

    İçerik harika, anlatım olağanüstü 🙂 Yüreğinize sağlık Şeyda Kukul.

  4. Çok teşekkür ederim yorumunuz için. Görmezden geldiklerimizi biraz olsun fark ettirebildiysem, ne mutlu bana.😊

  5. Kalemine sağlık Şeydacım. Ben en çok bu furyanın gençleri ele geçirmesine üzülüyorum. Standart ve göreceli bir güzellik anlayışının içerisinde çeyizlerini botox ve dolgu malzemeleriyle dolduan genç insanların kinder süpriz yumurtadan çıkmışcasına kendilerinden farklı doğacak çocuklarının “anne ben evlatlık mıyım?” Sorularına nasıl cevap vereceklerini merakla bekliyorum. Herkes bir süre sonra “Stepford Wives” olacak gibi gözüküyor. İşin vahimi artık analar da yavrularını tanımaz hale geldi. “Çirkin” ördek yavruları zamanlarını beklemeden kuğu olmaya heveslendikçe kişisel mutsuzlukların dozunun da arttığını gözlemlemiş olacağız maalesef.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM