Şeyda Kukul
Şeyda  Kukul
kukulseyda@gmail.com
Her Çocuk Bir Hikaye
  • 13
  • 96
  • 12 Eylül 2019 Perşembe
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Her Çocuk Bir Hikaye

Akşam üzeriydi. Ders saatlerinin bitişiyle çocuklar okuldan yatakhaneye geçmişler, etüt saatine kadar dinleneceklerdi. Tatlı heyecanların başladığı saatlerdi bunlar. Kimi bahçede oyun oynayacak, kimi özlediği ailesini telefonla arayacak veya heyecanla onlardan telefon gelmesini bekleyecekti. Beklemede olanlar telefondakilere ‘Hadi çabuk ol!’ deyip telefon görüşmelerinin kısa tutulmasını sağlayacak, ailesiyle görüştükten sonra duygulanıp ağlayanları yine kendileri teselli edecekti. Herkes kendi hikayesine bir gün daha ekleyecekti.Akşamları farklı bir yer olurdu okul. Ben dersler bittikten sonra eşyalarımı toplamak için bölüm odamızda biraz vakit geçirir, koridordan ya da bahçeden geçerken çocuklarla sohbet eder, lojmana öyle geçerdim. Yatılı okulda daha önceden de çalıştığım için çocuklarla ders dışında geçirilen vaktin değerini çok iyi bilirdim. Bu her iki tarafa da iyi gelen bir şeydir. Farklı şehirlerden gelen çocuklardan bir dolu şey öğrenirsiniz. Onlar da hem sizden hem birbirlerinin hikayesinden…

Bizim Hikayemiz Nasıl Başladı?

O gün yine ışıklar sönmüş, koridorlar loş bir görünüm almıştı. Karanlık sayılmazdı ama net görünmüyordu hiçbir şey. Uzağa, bahçeye açılan kapıya doğru bakınca ışık görünüyordu. Kapıya doğru giderken küçük bir kız ve kocaman gözlerini gördüm. Önümden hızlı adımlarla yürüyor, arada yavaşlıyor, dönüp bana bakıyor sonra tekrar hızlanıyordu. Haliyle ben de hızlanıyordum. Biri bizi görse sanki o kaçıyor ben kovalıyorum hissine kapılabilirdi. Kendisi konuşmuyordu ama gözleri bana bir şey anlatmaya çalışıyor gibiydiler. Ben de anlamaya çalışıyordum. Bir ‘Benimle konuşsana.’ diyor gibiydiler bir ‘Yaklaşma!’ Tabii ben iç sesimi dinleyip hemen konuşmaya başladım. O da sadece sorularımı cevaplamaya… 

‘Adın ne?’ 

‘Fatma’ ‘Kaça gidiyorsun?’‘Dörde.’‘Öğretmenin Kim?’‘Ayşe Öğretmen.’‘Nereden geldin?’ ‘Van.’O dile getirmedi ama gözleri bana ‘Niye bu kadar çok soru soruyorsun?’ der gibi bakıyordu. Ben de arkadaşlarının yanına gitmek istediğini düşünerek adımı söyleyip, odamın yerini tarif ettim. Sonra da  gidip oynayabileceğini ve ne zaman isterse sohbet edebileceğimizi söyledim. Benimle tanıştığına mı sevindi, arkadaşlarının yanına gideceğine mi bilemiyorum ama belli belirsiz gülümseyerek yanımdan uzaklaştı. Bahçe kapısını hızla açmasından özgürlüğünü ne kadar önemsediği anlaşılıyordu.

Konuşmamız kısa sürmüştü ama bu küçük kızdan çok etkilenmiştim. Daha birinci dönemin başıydı, belli ki ailesinden yeni ayrılmış, özlemenin en zor safhasındaydı. Daha aralarda tatile çıkılmamış, aileler ziyaret edilmemişti. Üstelik çok da uzaktan geliyordu. Hikayesini merak etmeye başlamıştım.

ŞEFKAT YUVASI

Bu okulda okuyan çocukların babaları hayatta değildi. Hepsi üçüncü sınıfı bitirdikten sonra sınava girmiş, başarılı olanlar yatılı okumaya gelmişti. İstanbul ya da diğer şehirler fark etmiyordu, hepsi okulda yatılı kalıyordu. Şehir dışından gelenlerin İstanbul velileri oluyor, çocukların acil ihtiyaçları için onlarla iletişime geçiliyordu. Hepsi çok güçlü çocuklardı. İçlerinde babasını kısa süre önce kaybetmiş olanlar bile vardı. Babalarından sonra annelerini, varsa kardeşlerini de bırakıp okula geliyorlardı. Zoru seçip başaran çocuklardı hepsi. Dinlerken bile zorlanılacak hikayeler yazmaya başlamışlardı küçücük yaşlarında. Yüz elli yılı aşkın bir süredir memleketin her köşesinden gelen bu çocuklara kucak açan ‘Şefkat Yuvası’na girmek her çocuk için kolay olmuyordu.

Öğrencisinden öğretmenine, personeline kadar ‘Şefkat Yuvası’nın yeşil kapısından giren bir gün o kapıdan çıksa bile ömür boyu buralı kalıyordu. Öğrencilerin büyük bir çoğunluğu okula çabuk alışıyor, ikinci evi olan bu yuvada burslu olarak çağdaş bir eğitim görüyor, farklı şehirlerden gelen arkadaşlarıyla anılar biriktiriyor, yeni hikayeler yazıyordu. Bazılarıyla da kardeş oluyorlardı. Fatma onlardan sadece bir tanesiydi. 

Yeni Arkadaşlarım

Bir iki gün sonra aynı koridordan geçerken Fatma’yı gördüm. Yanında üç kız daha vardı. İsimlerinin İpek, Elif ve Nuriye olduğunu öğrendiğim kızlar ve Fatma bir bana bir birbirlerine bakıp kıkırdıyorlardı. Belli ki kısa sürede sıkı arkadaş olmuşlar, ailelerine olan özlemlerini birbirlerine yakınlaşarak gideriyorlardı. Biraz sohbet ettikten sonra onlara İngilizce drama kulübümde oyuncuya ihtiyacım olduğunu ve kendilerine seve seve rol verebileceğimi söyledim. ‘İngilizce bilmiyoruz biz daha.’ demelerine rağmen, kısa sürede öğreneceklerini ve onlara çok ihtiyacım olduğunu söyleyerek ikna ettim. Bir süre sonra kızlarla sık görüşür olduk. Kulüpte her hafta buluştuk. Sene sonunda sergilediğimiz oyunda çok başarılı oldular. Benim de arkadaş grubuna ara ara dahil olmama müsaade ettikleri ve bana ihtiyacım olan ilgi ve şefkati gösterdikleri için çok mutluydum.

Henüz

Henüz kendi çocuğum yoktu ama hem öğretmenlik tecrübemin hem de içimdeki çocuğun teşvikleriyle dokuz yaşındaki arkadaşlarımla geçirdiğim vakit benim için paha biçilmezdi. Bazı hafta sonları ailelerinin izniyle, birlikte okul dışına etkinliklere ve gezmeye bile giderdik. Daha beşinci sınıftayken açılan bir resim yarışmasına girip büyük ödül olan bilgisayarı kazanmak isteyen Fatma’yı okul olarak destekledik. Bilgisayarı kazandı ve memleketine, onu bu okula gelmeye teşvik eden ağabeyine gönderdi. Okulda kaldığı hafta sonları -ki çoğunlukla kalırdı-  düzenlenen tüm etkinliklere canla başla katılıyor, her parmağından yeni bir marifet çıkarıyordu. Hayatta önüne sunulan her şeyden bir ders çıkarıyor gibiydi.

Neredeyse hiç ağlamıyor, dik duruşunu hep koruyordu. Ben şehir dışında üniversite okurken her gidiş gelişimde göz pınarlarımın dolduğunu hatırlıyorum. Nasıl oluyor da bu küçük kız çocuğu hiç etkilenmiyor gibi durabiliyordu? Hayranlıkla seyrediyordum onu bazen yakından, bazen uzaktan…

Okul yılları hızlı geçiyordu. Herkes kendi koşuşturması içinde çok çalışıyor, çalışıyor, çalışıyordu. Fatma’ya olan bağımı fark eden ablam Şermin onun İstanbul velisi olmak istedi. Fatma da kabul edince iletişimimiz daha da güçlendi. Benim kendi kızım doğdu. Kızım büyüdü. Fatma büyüdü. Zamanla Fatma’yı da kendi kızım gibi hissetmeye başladım ve onun da manevi annesi oldum. O bizim ailemizin çok kıymetli bir parçası artık.

Mutlu Son / Her Çocuk Bir Hikaye

Fatma 9 yaşında girdiği Darüşşafaka’dan derece ile mezun oldu. Daçkalı kardeşlerine her zaman destek ve örnek olmaya devam ediyor. Koç Üniversitesinde yüzde yüz burslu Hukuk ve aynı anda Ekonomi okuyor. Üniversiteyle birlikte Fransız Kültür’de Fransızca öğrendi. Bu yıl stajını hem Paris’te hem İstanbul’da iki ayrı büyük firmada tamamladı. Gelecek eğitim öğretim yılında yurt dışında Ekonomi üzerine eğitim görmeye hazırlanıyor. Genç yaşına rağmen doğru hedefler belirleyip, isabetli kararlar alıyor. Gücünü içinden, sert görünümüyle gizlemeye çalıştığı yumuşacık kalbinden, Darüşşafaka’nın bağışçılar sayesinde ona sunduğu iyi eğitimden aldığına inandığım kızım Fatma’nın hikayesinin sadece bir parçasını okudunuz. 

İpek, Elif ve Nuriye de üniversitedeler. Onların da ayrı ayrı başarı hikayeleri var. Ben eğitime öğrencileri destekleyen başka bir kurumda devam ediyorum. ‘Şefkat Yuvası’nın yeşil kapısından bir kere girdiğim için de gönlüm oradan hiç ayrılmadı. Bu Kasım Fatma ve başka öğrencilerimle İstanbul Maratonunda Darüşşafaka’yı destekleyeceğiz. Yeni hikayeler yazmaya devam edeceğiz.

Bu Hikaye Burada Bitmez

Darüşşafaka’da artık sadece babası değil, annesi hayatta olmayan çocuklar da dördüncü sınıfı bitirdikten sonra sınavı kazandıkları takdirde  tam burslu eğitim alabiliyor. Bağışçıları sayesinde 156 yıldır ayakta duran ‘Şefkat Yuvası’ her yıl yeşil kapısını yeni hikayelere açıyor ve küçük yüreklere ilham ve umut olmaya devam ediyor, büyüyerek, çoğalarak… Ben de o yeşil kapıdan girdiğim ve ‘Şefkat Yuvası’nın bir parçası olduğum güne hep şükrediyorum.İyi ki varsın Darüşşafaka!

Her çocuk bir hikaye…

Sosyal Medyada Paylaşın:

13 yorum

  1. Şeyda harikasın. Lütfen yazmaya devam et. Ben çalıştığım yıllarda çok olağan gördüğüm her anının ne kadar önemli olduğunu,yıllar sonra karşılaştığım öğrencilerimin bana geri bildirimleri ile anlıyorum. Çok mutsuz anlarında koridorda karşılaşınca bir hatırını sormuş olmam, yaşadığı bir zor durumda onu kendisinin çözmesi ko usunda yüreklendirmiş olmam, bir dokunuş,bir gülüş hepsi onlar için ne kadar önemli ve unutulmayan anılar ve anlıyorum ki hepsi birer hikaye. Yazmamış olmaktan çok pişmanım. Onun için senin yazmaya devam etmeni gönülden diliyorum. Hayatından ve yüreğinden sevgi hiç eksik olmasın.

    • Canım Öğretmenim, lise yıllarımdan sizi öyle güzel hatırlıyorum ki. Herhalde kalbime en çok dokunabilen öğrermenlerimden biri de sizsiniz. ❤ Fatma’nın hikayesinde sizin payınız da büyük.😊

  2. Bu hikayeyi çok etkilenerek okuduğumu söylemeliyim.Fatma’nın küçük yaşlarda yaşadığı zorluklar,sizin verdiğiniz destek, şu anki başarısı cok etkileyici gerçekten
    Bir çok insana örnek olacak bir yaşam.
    Bizlerle paylaştığınız için teşekkürler 😊

  3. Çok teşekkür ederim Sevil Hanım. Aslında ben sadece Fatma’yı çok sevdim. Hikayenin kalanını o yazdı.😊♥️

  4. Sizin yazılarınızı okurken nedense hep gözümün önüne kızım geliyor. Bu yazıda da tabi ki öyle oldu. Gözlerim doldu. Hatta ağladım desem abartmış sayılmam. Duygusallık böyle bir şey işte… Mükemmel bir hikaye. Darüşşafaka her zaman desteklememiz gereken kurumların başında geliyor. Bu kadar saçma sapan şeye para harcayacağımıza bu evlatlarımıza destek olmak her zaman daha faydalı dönüşler sağlayacaktır. Sizin de kaleminize sağlık.

    • Mehmet Bey, belki de bu yazıları yazarken içimdeki küçük kız de bana eşlik ettiği için aklınıza kızınız geliyordur. Darüşşafaka ve onun gibi eğitimi destekleyen kurumlara güç vermek çok önemli. Geleceğimize yatırımın en güzel yolu eğitim. Sevgiler.😊

  5. Anı-öykü tarzında, gözlem ve duyguların çok iyi ifade edildiği, gönlü yüce sayılı insanlar tarafından desteklenen bir ‘şefkat’ kurumunun, deniz yıldızı öyküsü benzeri de olsa, nasıl o ‘çaresiz, yalnız ve masum’ İnsanlara anlamlı bir yaşam yakalama olanağı sağladığının, okurken hüzünlü ama ümitlendirici- mutlu edici bir yazı olmuş.
    Gönlüne zihnine yüreğine sağlık.
    Senin o cismine sığmayan, sürekli taşmak isteyen duygusal ve zihinsel donanımını bilenlerden biriyim. Bunu ifade etmenin, rasyonel hale getirmenin yol ve yöntemi de önemliydi. Sisler içinden çıkıp, kendini sana net gösteren yolun belirlenmesi bekleniyordu.
    Bunu zamanla başardın.
    Anlatımın gibi güzel, dünya tatlısı kızını hayata çok iyi hazırladığını biliyorum.
    Bizim dünyamızda, senin her zaman ‘özgün’ ve değerli yerin var.
    Bu başarılı anı- öykü denemelerinin yenilerini bekliyorum.
    Sevgiler..

  6. Hocam anıl ariokudum çok duygulandım ben saçmalı bir kız annesisiyim burada okuduğu için güçtür duyuyorum

  7. Şeyda çok sıcak be duyarlı bir yazı❤️. Senin bu yönünü tanıdığıma çok sevindim. Senden daha çok olması en büyük dileğim. Ben de karınca kararınca eğitim için bir şeyler yapıyorum . Bu yavrucuklar için de sayende yapabileceğim için çok mutlu oldum. Sevgiler,

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM