Şeyda Kukul
Şeyda  Kukul
kukulseyda@gmail.com
Demek Şiddete Karşısınız
  • 2
  • 375
  • 23 Eylül 2019 Pazartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Şiddet deyince aklınıza ilk ne geliyor? Birinin canının yakılması, bedenine zarar verilmesi mi? Demek Şiddete Karşısınız

Kelimeleri öğretirken biz dil öğretmenleri resimle anlatma yöntemini çok kullanırız. Somut şeyleri resimlediğinizde hem çeviriye gerek duymadan öğrenme gerçekleşir hem de görsel hafızaya girdiği için kelimenin anlamı kolay hatırlanır. Ancak soyut kavramları öğretmek o kadar da kolay değildir. Anlamı verebilmek için birçok örnek vermek ve kurgu yapmak gerekir. Şiddet de hem somut hem soyut anlamı olan bir kelimedir ve çoğunlukla somut anlamını gözümüzde canlandırmaya eğilimliyizdir. Bu satırları okurken gözünüzde birbirine fiziksel şiddet uygulayan kişiler canlanmıştır.

Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın da etkisiyle şiddeti en derinden yaşayan toplumlardan sayılırız. Korku yöntemiyle eğitim almış olanlarımızın sayısı küçümsenmeyecek kadar çok. Ve biliyoruz ki korku şiddeti doğurur. Fiziksel şiddeti hepimiz yakından tanıyoruz sokakta, televizyonda, bilgisayarda çocuk oyunlarında, dizilerde bolca şahit oluyor, içimiz acıyarak izliyoruz. İzliyoruz diyorum çünkü durması için müdahale edenimiz de yok denecek kadar az. Sizlerle şiddetin bir başka boyutunu paylaşmak istiyorum bu yazıda. Hepimizin bildiği, gördüğü ancak
bilmezden ve görmezden gelmeye çalıştığı, günlük hayatımızın içine çökmüş olan fiziksel olmayan şiddetten.

Şiddetin Bin bir Çeşidi Var – Demek Şiddete Karşısınız

Sözlü, sözsüz, yazılı ve duygusal şiddet de fiziksel şiddet kadar yıkıcıdır. Biriyle alay etmek, yaptığı yapamadığı şeyleri tenkit etmek, aşağılamak, laf sokmak, dedikodusunu yapmak, dışlamak gibi pek çok davranış aslında birer şiddet gösterisidir. Üstelik bunları yapmak için çok şeye ihtiyacımız da yok. Tek başımıza, iki kişi ya da grup halinde bir kişiye şiddet uygulamak çok kolay. Araç gereç mi lazım? Gözlerimiz, dilimiz, jest ve mimiklerimiz… Yetersiz mi kaldı? Telefon, bilgisayar, Whatsapp, Facebook,
Instagram ve daha bir dolu uygulama…

SİZ KİME ŞİDDET UYGULUYORSUNUZ?

Biz niyetimizin kötü olmadığını zannetsek de bazen bağırmadan ama aslında bağıra bağıra şiddet uygularız. Gülümsememizin içten bir gülüş mü, aşağılama mı olduğu karşımızdakinin bir saniyeden çok daha kısa bir sürede anlayabileceği bir şeydir. Düşünün; Bir sorun yaşıyorsunuz, sorunun karşınızdaki kişiden kaynaklandığından eminsiniz, çözüm aramaya gidiyorsunuz. Kapıdan içeri girdiniz, yüzünüzde alaycı bir gülümseme. Karşınızdaki bunu görüyor ve anlıyor. Siz konuşmanızın ılımlı
geçmesini bekliyorsunuz. Biraz önce karşınızdakine sessiz, sakin, ‘çaktırmadan’ uyguladığınız şiddetin kendinize dönmesi sizi rahatsız ediyor ve konuşma bir yere varmıyor. Nasıl varsın? Şiddet şiddeti doğurur ve bu konuşma esnasında herkes yaralanır. Sonuca razı olun, siz başlattınız.

Bir arkadaşınız son zamanlarda bilmediğiniz bir nedenle canınızı sıkıyor. Giriyorsunuz Instagram sayfasına, onun beğenerek paylaştığı bir fotoğrafının altına ‘Biraz kilo mu aldın sen?’ yazıyorsunuz, herkes okuyor. Oh, rahatladınız. Bir süre sonra arkadaşınızın sizinle neden görüşmediğini merak ediyorsunuz, sizi rahatlatan şeyi unuttunuz tabii. Bir çocuk okulda sizin çocuğunuzun canını sıkıyor, yazıyorsunuz çocuğun adını sınıfın Whatsapp grubuna, birkaç kişi evire çevire 6-17 yaş aralığındaki çocuktan bahsedip hem çocuğun hem anne babasının hakkından geliyorsunuz, çoktan hak ettiler tabii. Baksanıza herkes aynı şeyden mustaripmiş. Yetmiyor Bir iki de öğretmen ismi ortaya attınız mı, tadından yenmiyor doğrusu. Böylece tüm sorunları çözmüş oluyorsunuz. Şiddet nasıl uygulanır ile ilgili başka örnek kullanarak yol gösterici olmak istemem. Hepimizin o ya da bu şekilde karşılaştığı örnekler hiç de yabancı gelmedi değil mi?

Demek şiddete karşısınız…

DOĞRU İLETİŞİM ŞİDDETTİN YANINDAN GEÇMEZ

‘Ne var canım bunda, konuşa konuşa anlaşacağız.’ mı diyorsunuz? O zaman hem fikiriz. Ama doğru yerde, doğru kişiyle, doğru zamanda, soruna değil çözüme odaklanarak, özenle seçilmiş kelimelerle, doğru sorularla, anlaşmak en güzeli. O zaman çözüm kimseyi kırmadan, dökmeden, hızlıca gelmez mi? Gelir tabii, bunu hepimiz biliyoruz. Doğru kişi sorunu yaşadığımız kişi, doğru yer baş başa konuşabileceğimiz sakin bir ortam, doğru zaman her iki tarafın da sakin ve konuşmaya hazır olduğu zamandır. Amacımız yaşadığımız sorunu çözmekse, biraz da ikna gücümüzü kullanarak birlikte çözebiliriz. Amacımız sorunu çözmek değil, kaynağı olduğunu düşündüğümüz kişiyi hırpalamaksa o daha kolay. Kişiyi kırıp dökebiliriz ama sorun büyüyerek hayatımızda daha çok yer kaplamaya devam eder.

NEDEN ŞİDDET UYGULUYORUZ?

Yaşadığımız coğrafya, aldığımız eğitim, görüp sorgulamadan benimsediğimiz davranışlar, bireyleri olduğu gibi kabul edememe eğilimimiz, empati kuramamamız, sorunları kişiselleştirmemiz bizi şiddete daha çok iter. Kısa süreli çözümler hepimize kolay gelir. O yüzden öncelikle sorunu çözmeye değil, kendimizi rahatlamaya çalışırız. İzlediğimiz yol bizi anlık rahatlamalarla oyalar. Böylece sorunlarımız, küçük pansumanları aksattığımız için enfeksiyon kapıp büyük yaraya dönüşen sıyrıklar gibi, büyük ve daha çok kişiyi kapsayan sorunlar haline gelir. Sorun büyüdükçe başa çıkmak daha zorlaşır ve sıkışmışlık hissi daha çok şiddet doğurur. Böylece birbirini dinlemek istemeyen, bir araya geldiğinde köpüren bir sürü insan ve ortada pireyken deve yapılmış trajikomik sorunlar var olmaya devam eder. Oysa sorun henüz küçükken sergilenen doğru yaklaşımlar bu yaşayacağımız tatsızlıkları baştan önler.

KESKİN SİRKE KÜPÜNE ZARAR

İşe önce kendimize iyi davranarak başlamak en doğrusu. Kendini seven, kendisiyle barışık insan başkalarını kızdırma, onlarla alay etme, küçümseme gibi tavırlar sergilemez. Çözüm odaklı olur ve çabuk hiddetlenmez. Şiddet uygulamaz. Uyguladığımız her tür şiddet bize misliyle geri döner. Karşımızdakileri alt etmek için göstereceğimiz çaba aslında içerden kendimizi yıpratmanın en kestirme yoludur. Zamanımızı daha verimli kullanmak ruhumuza çok şey katar.

Ve hep aklımızda olması gereken bir konu da fiziksel şiddet uygulamayınca daha az zarar vermediğimizdir. Kırdığımız kalpleri onaracak vaktimiz olmayabilir, başkalarının ruhunda açtığımız yaranın derinliğini hiç fark etmeyebiliriz. Ve onlarda bıraktığımız his bizim de peşimizi bırakmaz.

Her şeye sevgiyle yaklaştığımız şiddetsiz bir hafta olması dileğiyle…

Demek şiddete karşısınız…..

Sosyal Medyada Paylaşın:

2 yorum

  1. bir arkadaşımın sözü.yaşamda güzel anılar biriktirmek gerek.hepimizin ortak sorunu şiddet.en acısı bilinçli olanı.o kadar kanıksamışızki artık nerdeyse sırandanlaştı diye bilirim.insanlığın merkezine dikkat çekmişsiniz ki insan değişen dönüşen gelişen bir canlıdır.insanlık merkezininden uzaklaşmadan diyelim.bu önemli katkılarınız bir fidana dökülen bir damla can suyu değerinde olduğunu dile getirmek istedim.sevgiler

  2. Çok teşekkür ederim Ethem Bey. Biraz bilerek, biraz bilmeden şiddetin bir parçası oluyoruz. Fark edelim istedim.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM