Şeyda Kukul
Şeyda  Kukul
kukulseyda@gmail.com
Bir Keyif Çayı Alır mısınız?
  • 21
  • 144
  • 13 Ağustos 2019 Salı
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Keyif çayı… Çocukluğumdan beri sudan sonra en sevdiğim içecektir çay. Hani şu sıcak içilen içeceğimiz var ya her gün hemen hemen her evde demlenen, ondan bahsediyorum. Şu ırmaktan küçük, dereden büyük akarsu değil bahsettiğim. Gerçi onun adını da ilk duyduğumda dereden demli çay aktığını sanıp sonra kendi kendime gözümün önüne bardaklarıyla çayın kenarında çay saati yapan kadınları hayal etmedim de diyemem.

Şekerli ya da şekersiz, açık ya da demli nasıl içersiniz çayı? Ben sevdiklerimle birlikte içerim. Benim için sadece bir içecek değildir çay. Sabah kahvaltısıdır, çay saatidir İngilizlerin ‘five o’clock tea’ dediği, işte nefes almak için verilen moladır, uykuyu açmak için ilaçtır. Herdem keyiftir, keyif çayı.

Herkesin bir fikri vardır çayın nasıl demleneceği ile ilgili. Yok demliğe soğuk su koyacaksın da alttaki su kaynarken üstte o yavaş yavaş demlenecek; yok çayı demliğe koyup önce soğuk suyla ıslatacaksın, sonra suyu süzüp çaydanlıktaki su kaynayınca demliğe dökeceksin; hayır hayır demliğin içine bir kesme şeker atacaksın… Tariflerin hepsi aslında hikayedir. Çayı demlerken size getireceği misafiri, birlikte sohbet eşliğinde geçecek keyifli anları hayal edeceksiniz. Sevgiyle demleyeceksiniz çayı. İçerken de sizi mutlu edecek şeylerden bahsedecek, yavaş yavaş yudumlayacak, zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız. Öyle güne gitmiş kadınlar gibi kısırdı, börekti bol karbonhidratlı yemeklerden götürmeyeceksiniz, boş boş da içilmiyor bu deyip. Tatlı mı tuzlu mu olduğuna kendinizin karar vereceği küçük bir kurabiye eşliğinde içeceksiniz.

Siz demlemediyseniz, çaya davetliyseniz de eliniz boş gitmeyeceksiniz çay keyfine. Sabah ayrı, akşam ayrı keyifle yudumlayacaksınız. Öyle kağıt poşette sallama çay olarak, kupada, fincanda değil, ince belli çay bardağında içeceksiniz. İçerken de çayı yetiştirene, toplayana, demleyene, bardağı tasarlayana, üretene elleri dert görmesin diye dua edeceksiniz. Şöyle bir bardağın zarafetine bakıp ‘Bunu üreten fabrika kapandı. Sahi o işçiler ne yapıyor şimdi?’ , diye soracaksınız. Kafede iş yerinizde çayınızı demleyen, ‘Ben size bir çay getireyim, iyi gelir.’, diyenlere candan davranacaksınız ki çayın hakkını vermiş olasınız.

Çay mı Alırsınız, Kahve mi?

Bir kaç yıl önce aldığım bir eğitimde işyerine gelen misafire ilk olarak ‘Kahvenizi nasıl alırsınız?’, diye sormanın çok etkili bir başlangıç olacağı söylenmişti. Ben hemen itiraz ettim ‘Bir çay alır mısınız?’ sorusu beni daha çok etkiler diye. Kahvenin yeri ayrıdır. Çayın yerini tutmaz. Beni açmaz, sabah uyanmak için içerim çayı; iş yaparken, ders çalışırken zihnim açılsın diye. Hafif üşüttüğümde içimi ısıtsın, kafam dağıldığında toparlasın diye. Görüşme yapacaksam da ilham versin, kendimi daha iyi ifade edeyim diye.

Biri Çay mı Dedi?

Bazen ben içmesem de Türk filmlerinde Minür Özkul’un, Adile Naşit’in çay içtiği sahneyi izlemek, işe giderken açık bir camdan birilerinin çay karıştırdığını duymak da içerkenki kadar keyif verir bana. ‘Çay demledim, gel.’ diyen bir arkadaşımı da kırmam giderim hemen. Eskiden yaptığım uzun otobüs yolculuklarından aklımda tek kalan da mikrofonla söylediği hiç bir cümle anlaşılmayan ama ‘Çaylar şirketten!’, diye tane tane bağıran otobüs şoförleridir.

En Güzel Anılar Çayla Başlar

Yıllar önce yeni bir eve taşınmak üzereydik. Taşınma gününden önce annem ve yardımcımızla evi allayıp pullamaya gittik. Ev bir köydeydi ve karnımızı nerede doyurabileceğimizi bilmediğimden yanıma evde hazırladığım yiyeceklerden almıştım. Biraz iş yaptıktan sonra çalışmaya biraz ara verelim, enerji toplayalım diye yiyecekleri çıkarttım ve fark ettim ki en önemli şeyi, çayı almayı unutmuşum. Hemen suratım asıldı. Oysa sabah çayı demlemiş, hiç sevmememe rağmen termosa koymuştum. Taze demlenmiş çayın yerini tutmaz ama hiç yoktan iyidir diye düşünmüştüm. O gün erken kalkmış, gün içinde de temizlik yapmaktan yorulmuştum. Bir de çok lazımmış gibi başım tutmaya başlamıştı. Utanmasam ağlayacak haldeydim ki kapısı çaldı henüz taşınmadığımız evin. Elinde gümüş bir tepsiyle koca bir demlik çay ve bir kaç ince belli bardak getirmişti yeni komşumuz. ‘Ben Elif. Yan komşunuzum. Yorulmuşsunuzdur, sıcak sıcak için diye çay demledim size.’ diyerek tepsiyi bana uzattı. ‘Bir şey lazım olursa evdeyim. Tekrar hoş geldiniz.’ dedi ve gitti.

Sadece çayını değil, dostluğunu da paylaştı benimle o günden sonra. Ne zaman neşelensem, hüzünlensem, sinirlensem ‘Hadi gel çay demledim sana.” dedi. Her durumda çayın beni kendime getirdiğini hemen anladı. Kalbimin de en güzel yerine yerleşti. Onlar da biz de taşındık köyden, artık komşu değiliz ama çay saatlerimiz devam ediyor.

Belki bugüne kadar çaya ve demleyenlere benim gibi bakmamış olabilirsiniz. Belki de hayatımızın her anında yer alan bu duygu yüklü içecekle ilişkinizi bir kere daha gözden geçirmenin, çay davetlerine daha sıcak bakmanın, çay seven birinin çayın adını duyduğunda bile gözünde parlayan yıldızları görmenin vaktidir. Hadi şimdi kendinize bir çay demleyin. Benden olsun. Keyif çayı…

Sosyal Medyada Paylaşın:

21 yorum

  1. “Bir keyif çayı alır mısınız?” almam mı ahhh ne güzel oldu hem. Şeyda Hanım çayımı demlemiştim tam da yazınızı okumaya başlamadan 🙂 Şimdi çayımla okudum herdem güzel her dem. Yüreğinize sağlık… Afiyetler olsun tadı damağımızda kalan keyif çaylarımız…

  2. Okuduğum önceki yazıların gibi bu da çok güzel Şeydacığım. Tam “Su gibi akıp gidiyor.” diyecektim, “Çay gibi mi desem acaba?” diye düşündüm.
    Sonraki yazını sabırsızlıkla bekleyeceğim.

    • Çok teşekkür ederim Gülsün Hocam. Beni çok heyecanlandırdınız. Galiba birlikte bir çay vakti yapmamız gerekiyor.

  3. Şeyda’cığım, öğretmenliğimizin ilk yıllarıydı. Haftasonları Soğukpinar’daki okulundan: “Çayın var mı?” diye arar, bir kucak dolusu papatya ile gelirdin. Çay ve papatyalarin eşlik ettigi sohbetlerimize doyum olmazdı..Dile gelse de konuşsa. Ne çok anı, ne çok yaşanmışlık saklı bir yudum çayda, bir kucak papatyada..

    Bu kalem yazmalı..
    Sevgilerimle,

  4. Çay keyfinin de ritülleri var. Çok güzel anlatmışsınız çayın aslında sadece içecekten ibaret olmadığını. Çay ısmarlayayım sana, hemen bi çay koyup geliyorum, sen çayı koy birazdan oradayım gibi tabirlerin hayatımızda özel bir yeri var. Tabi kahvenin de kulvarı farklıdır, onu belki sonra ayrı bir yazıda işlersiniz. Çok teşekkürler.

  5. Çok teşekkür ederim Duo Diyet. O tabirler bile içimizi ısıtıyor. Kahvenin de hakkını vermeye çalışacağım. Sevgiler.

  6. Şeyda hanım resim göndermek mümkün olsaydı keşke şuan çayım yanımda bende çaydan çok zevk alarak içenlerden hatta abartanlardanım her koşulda farklı hazlar veriyor bana günde kaç bardak içtiğimi söylemeyeceğim sağlık konusuna girmesinler diye ben sudan da fazla içiyorum sanırım gönlünüze kalemize sağlık

  7. Şimdi gelip bana; “Bir keyif çayı alır mısın?” diye soran olsa mutluluktan havalara uçarım. Dedemden kaynaklı olarak tam bir çay tiryakisiyim. Çayın yanında anlattığı anılar ve hikayeler ile beni o kadar etkilerdi ki o çayın tadını unutamazdım. İçtikçe içesim gelirdi. Son 1 yıldır kahve tiryakiliğim de başladı. Bütün gün bir çay bir kahve şeklinde geçiyor. Zararı olacaktır elbette. Ancak vazgeçemiyorum. Bu yazıyı okurken bile burnuma çay kokusu geldi.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM