Ahu Kınay Zabun
Ahu Kınay  Zabun
ahuzbn@gmail.com
Körlük Jose Saramago
  • 2
  • 302
  • 01 Haziran 2019 Cumartesi
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    1 Kişi oy verdi
    Ortalama puan: 5,00.
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

“Körlük Jose Saramago”nun 1995 yılında kaleme aldığı, 1998’de Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan eseri. Toplumsal düzenin ve insanlığın karanlık yüzünü ortaya çıkaran bu eser ilk sayfasında “Bakabiliyorsan, gör. Görebiliyorsan fark et.” cümlesiyle dikkat çekmeyi başarıyor.

Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük. Gören körler mi, gördüğü halde görmeyen körler.

bakmak ve görmek

Hayata bakıp anlamlandıramayan, baktığını gördüğü zannedenlerin dünyasındaki kaos. Aslında bakıp da göremeyen ne çoktur hayatta. İlk başta bakmakla görmenin aynı olduğunu düşünsekte, birbirinden ne kadar farklı eylemler olduğunu kitabın derinliklerine indikçe anlıyorsunuz. Gördüğünü sanan toplumun yaşadığı Körlük.

Kitabı okurken karanlık bir hikayenin içine giriyor okur. İnsan onurunun temel dürtülerle-açlıkla mücadelesini gözler önüne seriyor adeta. İyi ile kötü, ahlaki değerler ile vicdansızlık gibi ikili karşıtlıklar üzerinden bir tür iç hesaplaşma ekleniyor. Körlük, bir distopya. Hayali bile insanın yüreğini ezen, kötülük ve şiddetin hâkim olduğu bir dünyayı anlatan distopik eserler günümüz dünyasının görülmeyen, fark edilmeyen kötülüklerle dolu olduğunu gözümüze gözümüze sokuyor bir anlamda. Okuyucuyu bir karanlığa hapsediyor, düşündürüyor, hissettiriyor, uyarıyor. Korkuları yaşatarak uyandırmak istiyor. Bunu yaparken de canımızı acıtıyor.

Neden beyaz körlük?

Neden beyaz körlük? Neden karanlık olarak bildiğimiz körlük değil? Sıra dışı … Gerçekte görmemiz gereken ama göremediğimiz, zorda kalınca içimizden çıkamayan bir perdeyi mi aralamak mı Saramago’nun amacı? Sorular birbirini kovalasa da kitabın sonuna geldiğinizde ‘Körlük’ yepyeni anlamını kazanmış oluyor.

Neden tek bir kadın kör olmuyor? Peki hükümet neden bu insanları korumak yerine sadece hoparlörden sesleniyor?

İnsanların zorluklar karşısında nasıl ilkelleşebildiğini görmek, insanlıktan nasıl çıktığını görmek, iyilik, ahlak gibi değerlerin yok oluşunu okurken utanmanıza neden olacak.

Körlerin içinde yaşadığı karanlığın sonuçta sadece ışığın yokluğu anlamına geldiğini, körlük dediğimiz şeyin, varlıkların ve nesnelerin görünüşünü örtmekle sınırlı kalıp, onları bu kara perdenin ardında el değmemiş halde bırakan bir şey olduğunu düşünmüştü zaman zaman. Şimdiyse, aksine, öylesine aydınlık, öylesine kesintisiz bir beyazlığın içine gömülmüştü ki, bu beyazlık sadece renkleri değil, nesneleri ve varlıkları da emmekle yetinmiyor, yutuyor, onları iki misli görünmez hale getiriyordu.

Körlük, beklenmedik bir felaketi yaşayan bir toplumun nasıl çöktüğünün, nasıl bencilleştiğinin ve değer yargılarını yitirdiğinin hikâyesi. 

Sosyal Medyada Paylaşın:

2 yorum

  1. “Körlük, umudun tükendiği bir dünyada yaşamaktır…”

    Körlük metaforuyla birlikte inanılmaz bir sistem eleştirisi… Çarpıcı, sarsıcı ve kesinlikle çok ürkütücü…

    “Körlük” kitabı üzerine yazacak öylesine çok şey var ki… Peki yarattığı o duyguyu anlatmakla hissettirebilecek miyim? En iyisi okumayan varsa hiç vakit kaybetmeden okusun. Okuduğumuz bazı kitaplardan belki de aklımızda kalan tek şey kitabın adı olur ama bu kitabın her kelimesi zihninize kazınacak! O hissi asla unutamayacaksınız!

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM