Dilek Hilal Kırış
Dilek Hilal  Kırış
krshilal@gmail.com
Bir Avuç Antep Fıstığı
  • 3
  • 15
  • 14 Haziran 2019 Cuma
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Uzun ve virajlıydı yaşamının tüm hikâyeleri, hiçbir vakit hikâyesi kısa ve düz olanlara özenmedi. Her daim içinde ertesi gün doğacak güneşin sevincini taşıdı, bunu kalbine yerleştirene şükür de dilinin mührüydü…”Bir Avuç Antep Fıstığı” na gelince…

Vefa, söylendiğinde değil yaşandığında tüm yaşanmışlıklara daha büyük anlamlar veriyordu. Bu da tıpkı ertesi gün doğacak güneşin sevinci gibi kalbine Yaradan ( c.c) tarafından yerleştirilmişti. Vefasızlık, sadece arabesk müziklerin şarkı sözlerinde , ya da uzun yolculuklarında okumak zorunda
kaldığı araç arkası yazılarında vardı. Yaşamı her daim HÜRMET üzerine kuruluydu.

Hatırlamak için çaba sarfetmesine gerek yoktu, ikram edilen her kahvenin 40 yıl tadı damağındaydı. Hele ki ilkleri …
İlk lokanta yemeği, ilk gittiği sinema, ilk izlediği tiyatro, ilk aldığı kaset, ilk gittiği kitapçı… Kimdi? Neydi? Kiminle yedi? Ne renkti? Hepsi bir bir hatırında vesile olanlar kat kat kalbinde dua dua dilindeydi…

Antep Fıstığı

Kıtır kıtır tazecik , en sevdiğiydi çocukluğundan bu yana , etrafına hiç bakmadan arka arkaya ağzına doldurup hepsinin bir tadını alarak uzun uzun çiğnemek isterdi. Ama çevresini anlamaya görmeye başladığı andan beri, önce kendini değil çevresini düşündüğünden ; bu isteğini hiç gerçekleştiremedi. Hep tek tek yedi antep fıstıklarını, çerez tabağından seçmeden, üç leblebi,bir fıstık,bir antep fıstığı…tadı nasıl da güzeldi…

ANKARA

Kalabalık olduğu için korkutucu, ama hep ona yakın gelen bir şehirdi Ankara ,ilk kez sadece kitap satılan bir dükkana orada gitmişti. Yaşadığı şehirde, kartpostallar, kitaplar, tokalar, kartonlar, kaplıklar, gazeteler kitabevi-kırtasiye denilen tıkış tıkış özensiz dükkanlarda bir aradaydı. Gittiği kitapçı mis gibi kağıt kokuyor, insanların yüzünden ışıl ışıl saygı akıyordu. Büyük bir sessizlik vardı etrafta… Kimse birbirini görmüyordu sanki, o da sadece kendini görüyorlar sanarak üzerindekileri düzeltiyordu.
Birden kendine geldi ve çevresindekiler gibi, çevresindekileri değil sadece kitapları incelemeye başladı. Nasıl unuturdu bugünü… çok şanslı olduğunu düşünüp mutluluğunu hissetti… O nu buraya getiren ablası kitapçıya her zaman ki hızlı ve güçlü adımları ile girerek sessizce , biraz hızlı
olun hadi daha mağazaları gezeceğiz, dedi . Ardından yine hızlı ve güçlü adımlarla kitapçıdan çıktı.

Uzun uzun almak istediği kitaplara baktıktan sonra birini seçti. Kasanın yanındaki ayraçlardan almayı da kitapçıya girdiğinde aklına koymuştu. Seçtiği kitabın üzerine seçtiği ayracı da yerleştirerek kasaya uzattı. Tam ücreti uzatacakken az evvel kitapçıdan çıktığından emin olduğu ablası hızlı ve güçlü bir şekilde parayı uzattı. Hadi hadi, dedi. O nu dışarıya doğru çekti. Oldu mu ama , diyebildi sadece; olur olur sen küçüksün, dedi ablası. ..Birlikte arabaya doğru yürüdüler, ablası arabanın bagajını açtı ve koca bir pakette antep fıstığı çıkardı. Hızlı bir şekilde paketi açtı, paketin içine elini daldırdı bir avuç alarak uzattı. Üç leblebi ,bir fıstık , bir antep fıstığı sıralaması yapmadan , etrafını düşünmeden uzun uzun tadına vararak çiğnedi, çiğnedi, çiğnedi,gülümseyerek şöyle düşünüyordu:

Abla,bugünü nasıl hatırlayayım ? BİR AVUÇ ANTEP FISTIĞI diye mi , İLK KİTAPÇI diye mi ?

Sosyal Medyada Paylaşın:

3 yorum

  1. Sen çok güzel bir insansın senin hayatında sana dokunan hatıralarında olmak bana verdiğin önemi değeri her zaman yaşamak bana ilaç gibi geliyor kendimi tedavi ettiğim iyi olmak için çabaladığım bu günümde dahada farklı dahada değerli tarifi yok ama ben iyi insanım ki Yanımda çok iyiler var diyorum sen gibi ve diğerleri gibi yaşananın güzelliği gibi ….seni seviyorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM