Ahu Kınay Zabun
Ahu Kınay  Zabun
ahuzbn@gmail.com
Mehmet Gökcük / Sevgi’li Aşk Eylül
  • 3
  • 30
  • 21 Nisan 2019 Pazar
  • 1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
    Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
    Loading...
  • +
  • -

Merhabalar, sizi tanıyabilir miyiz?

Mehmet Gökcük. ’82 İstanbul doğumluyum. Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulundan mezun olduktan sonra, özel spor eğitim merkezi eğitmenliği, kolej spor kulüp sorumlusu, Beden Eğitimi Öğretmenliği gibi görevlerde bulundum. Halen kamuda spor eğitim merkezi yöneticiliği yapmaktayım.Evli ve bir kız çocuğu babasıyım.

-Kız çocuğu babası olmak ve sonra ona bir kitap yazmak… Mehmet Bey nereden aklınıza geldi bu fikir?

2016 Ocak ayında, okulda öğrencilerimle sohbet ederken eşimden bir mesaj aldım. ‘’Baba olacaksın…’’ O mesajı okur okumaz öğrencilerimden izin isteyip, odada yalnız kaldım ve yağmur sesleri arasında ‘’Havadis’’ isimli bir yazı yazdım… Öğrencilerimin her birine evladım gibi bakar, öyle severim ama bizzat baba olma duygusu, yüreğimi her zaman coşkulandıran bir şeydi. Daha sonra bu yazılarımın sürekli devam ettiğini fark ettim ve cinsiyetini de öğrendiğim gün bu yazıların bir kitapta toplanmasına dair karar aldım.

-Harika bir fikir olmuş. Kitabı okudum, gerçekten de tam bir baba-kız kitabı olmuş. Özellikle ona ettiğiniz nasihatler, onunla ilgili kurduğunuz hayaller dikkat çekici… Daha henüz dünyaya gelmemişken, çocuğunuza bu mısraları yazmayı nasıl ifade edersiniz?

Yazmak kendi başına bir aşk hem de Sevgi’li Aşk… 2013’de ilk kitabım Sevgi’li Aşk çıkmıştı. O güne dek yazdığım binlerce şiir ve yazı içinden düzenlemeler yaparak bir kitaba dönüştürmüştüm. Sonra bir roman yazma fikrim vardı ve yazmaya başladım ama babalık havadisi gelince Eylül’üme yazmaya karar verdim. Tabii ki, henüz doğmamışken ona bu kitabı yazmak, kocaman, uçsuz bucaksız bir hayal dünyası ile baş başa kalmaktı. Onun ilk ağlayışını da düşündüm yazarken, ilk konuşmasını, ilk ‘’Baba’’ dediği anı, ilk okul gününü…

Ve sonra sonra okullar bitirdiğini, benim yaşlandığımı onun bir yetişkin olduğunu. Özetle istedim ki, ben nerede, kaç yaşında olursam olayım, bu kocaman sevgiyi hep hissetsin. Sevgiye dair en derin duyguları ona karşı, daha doğmadan beslediğimi ve onurlu, güçlü, sabırlı, sevgi dolu, paylaşımcı bir insan olmanın, dürüstçe yaşamanın, yardımlaşmanın değerini her zaman bilmesini istedim. Bu kitap umut etmekle sahip olmanın, hayal etmekle kavuşmanın, kaybetme korkusuyla kazanma duygusunun kitabı… Yani bir  babanın evladına ömürlük mektubu Sevgi’li Aşk;Eylül

-Böyle dolu dolu hislerle yazılmış olduğu çok belirgin mısralarınızda… Eylül’de bu anlamda çok şanslı ve büyüdükçe daha fazla farkına varacaktır bu güzel hislerin. İlk kitabınızın ismi de Sevgi’li Aşk… Mehmet Bey bu bir seri mi?

Aslında bir seri düşüncesi ile başlamadı yazarlık hikayem ama Sevgi’li Aşk ismine dolu dolu anlamlar yüklemiştim kendimce… Sevgi ile sürekli beslenen bir aşkın kalıcı olabileceğine inananlardanım. Bu düşünceden hareketle etrafımdaki herkese ama herkese, kalpten bakmaya, selamımı kalpten vermeye çalışıyorum. Kızıma bir kitap yazarken de, son nefesime dek o sevgiyi hissedeceğimi, bu aşkın kalıcı olacağını ifade etmek istedim. Dahası ona iletmek istediğim mesajlardan en önemlisi de bu bence… Sevsin, sevmekten korkmasın, sevgisini göstersin. İfade edilmeyen sevgi yok hükmündedir.
Bir seri düşüncesinden ziyade, ilk kitabımda vermek istediğim mesajı vurgulayan bir isim ikinci kitaba da taşınmış oldu, kızımın adını da yanına alarak.

mehmet-gcük-sevgili-aşk-eylül

-Peki kitaplarınıza duyulan ilgiden memnun musunuz? Nasıl gidiyor yazarlık serüveni?

Öncelikle yazarlığı bir meslek olarak görmediğimi söylemeliyim. Okuma ve yazma sevdalısı biri olarak yayımlattığım ve yayımlatacağım kitaplarda beklentilerim tamamen kişisel mesajlarımı ifade etmek üzeredir.  Kötülüğün dünyamıza hızla yayıldığı bir süreçten geçerken, insanlığı ayakta tutacak değerleri yaşatmak adına çaba sarf edenlerden birisiyim. İlk kitabımın ilk baskısı bitmişti ve sonra yayınevi ile bazı anlaşmazlıklarımız oldu. O noktada kaldı kitap. İkinci kitabım da şu an 3. baskıya hazırlanıyor. Bir bütün olarak baktığımda, ülkemizde bütün her şey gibi yayın dünyası da reklam üzerine kurulmuş bir düzende ilerliyor. Yani ne kadar çok insana gösterirseniz, alıcı o kadar fazla oluyor. Benim bu anlamda özel bir çabam olmadı, çalıştığım yayınevleri de çok geniş çaplı bir organizasyona sahip değiller.

Birçok okurdan birçok mesaj aldım, alıyorum.

Olumlu, olumsuz her eleştiri beni ziyadesiyle mutlu ediyor. Çünkü her eleştiri, önemsemenin işaretidir. Özellikle kızıma yazdığım kitapla ilgili birçok okur şaşkınlık ifade eden mesajlar gönderiyor. Hani babalar genelde sessiz sedasız severler ya, bir babanın kızına kitap yazmış olması onlarda farklı bir etki uyandırıyor. Kızıma bırakmak istediğim mesajlar, yaşadığım hayat üzerinden muhtemel okurlara ulaştırmak istediğim mesajlar üzerinden ‘’İyi ki yazmışım’’ dediğim iki kitap var. Ve şimdi bir hikaye-masal kitabım yayına hazırlanıyor. 5-8 yaş aralığındaki miniklerimiz için, keyif duyacaklarına inandığım bir proje. İnşallah geri dönüş istatistikleri ile beraber bir seri düşüncem var.

-Bundan hiç haberim yoktu. Harika gerçekten. Peki konu içeriği nedir?

Çocuklarımız temel ihtiyaçlarının yanında, bazı değerleri öğrenerek ve benimseyerek büyümeliler. Hayata hazırlanırken, onlara bazı güzellikleri aşılamamız şart. Bu bağlamda birçok kazanımı içinde barındıran, ek olarak bir de bilime, okumaya, araştırmaya ilgi duymaları adına motive eden bir içerik olduğunu söyleyebilirim. Ve bu konuda çok deneyimli, harika çizimleri olan bir ressamla çalışıyoruz. Diğer detayları kitap çıkınca hep beraber görürüz inşallah.

-Heyecanla bekleyeceğim. Umarım vermek istediğiniz mesajlar çocuklara ve tüm okurlara ulaşır. Yazarlık serüveninizde ve meslek hayatınızda başarılar dilerim. Son olarak okurlarınıza, bu röportajı okuyacak olan edebiyatseverlere neler söylemek istersiniz?

Hayatta en sevdiğim varlıklar çocuklar. Yetişkin bireyler olarak, bir davranış sergilerken, bir söz söylerken mutlak surette bizleri izleyen, takip eden, her davranışımızı gözlemleyen yavrucakları unutmadan hareket etmelerini, ayrıca sokakta, evde, okulda, işte her güzel ilişkinin güzel, içten bir selamlama ile başladığını, içtenliğin, empatinin bütün toplum düzeni ve huzuru adına çok önemli olduğunu unutmamalarını dilerim. Kitaplarımın gelirleri ile otuzdan fazla sosyal sorumluluk çalışması yaptım ve memleketin dört yanından harika yavrucaklar gördüm, tanıdım. Ve şunu öğrendim tüm bu çalışmalarda; Bizler uzak bir memleketteki bir yavrucak için iyi şeyler düşünüp, gayret edersek o uzaklık yok oluyor, kalp kalbe değiyor ve yepyeni, kocaman mutluluklar doğuyor.

Sevmekten, sevilmekten, mutlu olmaktan, insani değerleri yüceltmekten korkmayın. Okuyun, yazın, konuşun, selam verin, paylaşın, sevin ve lütfen SEVGİNİZİ İFADE EDİN…

Size de ayrıca, kalemime ve düşüncelerime değer verip, bu mecranın kapılarını gönlüme açtığınız için teşekkür eder, esenlikler dilerim.

Bende Mehmet Bey’e bu güzel duyguları bizlerle paylaştığı için çok teşekkür ediyorum.

Bu güzel kitabı almak isterseniz link için tıklayınız.

Sosyal Medyada Paylaşın:

3 yorum

  1. Ne kadar güzel bir babanın kızına kitap yazmasi gercekten şaşırtıcı da röportajda geçtiği gibi genelde kendi babama baktığımda sessizce gösterir sevgisini. Cok guzel bir röportaj olmuş Ahu hanım ♥

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM